iyilik ile cümle

iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İyilik yap, kötülük bul.Das Gute besiegt stets das Böse.
Ona bir iyilik yaptım.Ich habe ihr einen Gefallen getan.
Elinden geldiği kadar herkese iyilik et, eğer o buna lâyik değil ise, sen lâyiksın.Tue, soweit es geht, jedem etwas Gutes. Wenn er es nicht wert ist, so bist du es hingegen.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."So entlohnen wir die Rechtschaffenen.
Sadece sana bir iyilik yapabilirim.Ich muss nur etwas nachhelfen.
Bu çekilen azap kendi iyilikleri içindir ve iyi günler yakındır.Also widerfährt dem Bestraften etwas Gerechtes und Schönes, somit etwas auch für ihn Gutes.
İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler".Jene, die Gutes tun, werden gut; jene, die Schaden verursachen, werden schlecht.
Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır.Auf einer Waage werden Makars gute Taten gegen seine Sünden im Diesseits abgewogen.
Bu O'na iyilik değildir.Dieser Irrtum sei ihm aber keineswegs hinderlich.
Biri onlara bir iyilik yaparsa Kokoşlar da ondan bir iyilik ister ve bu durum korkunçtur.Aus guter Handlung entsteht Gutes, aus schlechter Handlung entsteht Schlechtes“, lehren die Upanishaden.
Yani bir iyilik sağlayacaktır.Sie bittet ihn um einen Gefallen.
Dünyada iken yaptığı iyilik ve kötülükler orada, hafızasında canlanır.Des Guten und des Bösen, des Guten und des Bösen, Darin die unzertrennliche Verschmelzung.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.Das Glück auf Erden.
Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan Tanrı'ya ibadet ederek onun gönlünü kazanmak gerekmez.Gott in seiner umfassenden Güte sei jedenfalls nicht zur Rechenschaft zu ziehen.
Yaptığı iyilikler için Charlie'ye para vermek ister ama Charlie almaz.Alle können sich köstlich über ihn amüsieren, und Charlie hat nichts erreicht.
Bu tip bir cehennemin, adil, ahlaklı ve mutlak iyilik sahibi bir tanrı fikriyle çeliştiği ileri sürülmektedir.Sie ist das auf allen Gebieten völlig zuverlässige, sachlich richtige, wahre, widerspruchsfreie Wort Gottes.
Herkese yaptığı iyiliklerle tanınır.Eure Güte werde allen Menschen bekannt.
Sihirlerini sadece iyilik için kullanır.Er spricht in seinen Büchern fast nur von Zauberern.
Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım.Seine Hauptinteressen lagen im Guten, der Schönheit und der Wahrheit.
Çünkü dünyada ve imgesel algılarda; belirli paradigmaları oluşmuş bir iyilik veya kötülük algısı yoktur.Weder im Meer noch auf dem Land, Weder auf gutem noch auf schlechtem Boden.
Ve iyilik yapanların buraya gideceğine inanılırdı.Gott sei's gedankt, daß noch so gut Die lieben Herren weggekommen.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Es gibt demnach nur gute Menschen, die Gutes tun und böse Menschen, die Böses tun.
İyilik güzellikten daha mı hoştur?Est-ce que la bonté charme plus que la beauté ?
Bana bir iyilik yap ve kes sesini.Fais-moi le plaisir de la fermer.
Allah iyilik edenleri sever.Ils y adorèrent maintes fois les Parfaits ».
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Ya’qubi dit : « Il fut le meilleur et le plus instruit dans la religion d’Allah.
Sadece sana bir iyilik yapabilirim.J’ai voulu leur rendre service.
Onlar sürekli olarak kötülükle savaşırlar ve iyilik yolunda mücadele ederler.Ils représentent le mal vaincu par le bien ainsi que pour un la luxure et son châtiment.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Chez les esprits, il y a des esprits bons et mauvais, des esprits bénéfiques et maléfiques.
Ebu Talib'den sonra bana, ondan daha çok iyilik eden birisi olmamıştır."Elle était la personne la plus gentille pour moi après Abu Talib ".
Eddie yeni güçlerini iyilik için kullanmayı seçer ve Spider Man ile birlikte Venomu yenerler.Le nouvel Eddie trouve l’Homme-Sable et lui propose de s'associer avec lui pour détruire Spider-Man.
Eğer Tanrı, iyilik ve sevgiyse, beni Tanrıya inandırın." sözleriyle açıklar.Et Dieu est Omniscient et Indulgent. » « Ils te demandent ce qui a été décrété.
Ruhunda hem iyilik hem kötülük barındırır.Il trouve aussi une âme qui est parfaitement équilibrée entre le bon et le mauvais.
Tuba, Arapça kökenli bir sözcük olup hoşluk, güzellik, iyilik gibi anlamlara gelmektedir.Bliss est un mot anglais signifiant joie, allégresse, béatitude.
Daha sonra iyiliklerin koruyucusu ve kötülüklerin savunmacısı olarak tapınıldı.Il fit partie des Maîtres du Mal et lutta contre les Vengeurs.
Bana bir iyilik yapar mısın?¿Puedes hacerme un favor?
Bana bir iyilik yap!¡Hazme el favor!
Bana bir iyilik yapmanı istiyorum.Quiero que me hagas un favor.
Sizden bir iyilik rica edebilir miyim?¿Puedo pediros un favor?
Tom'a bir iyilik yaptım.Le hice un favor a Tom.
Dr. Clark, sizden bir iyilik rica edebilir miyim?Doctor Clark, ¿puedo pedirle un favor?
Asla senden bir iyilik istemedim.Nunca te he pedido un favor.
Bana bir iyilik daha yapabilip yapamayacağını merak ediyordum.Me preguntaba si me podrías hacer otro favor.
Buraya sizden bir iyilik istemeye geldim.He venido aquí para pediros un favor.
Benden isteyeceğin iyilik neydi?¿Cuál era el favor que querías que te hiciera?
Kötülük olmasaydı iyilik de olmazdı.Si no existiera el mal, tampoco existiría el bien.
Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır.Vida bellísima para los resucitados (cuento).
Yeryüzünde iyilik yaparlar.Y se sumió en la tierra a mejorarla.
Allah iyilik edenleri sever.Allah ama a los justos.
İyilik isteyen insanları koruması, onlara yardımcı olması, mümkündür.Ayudarles a destacar en aquello que saben hacer bien.
( Yumuşaklık ve iyilik kişiye anneannesinden mirastır. )Tú eres la Madre de Aquel que es el ser más misericordioso y más bueno.
İnsan tarafından sahip olunan bütün iyilikler ondan gelirdi.De él procedían todos los dones de los que el hombre podía disfrutar.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Había ganado su lealtad con favores y su devoción con su bondad.
Abisinin bu açıklamayı Anette'e iyilik olsun diye yaptığına inanılır.)Piensa en ser reconocido a tu mujer, pues a ella sólo le debes esta gracia.»
Sadece sana bir iyilik yapabilirim.Pude haber aportado algo.
Filmin Sonunda Keloğlan yaptığı iyiliklerle mahallelinin en sevdiği kişilerden olmuştur.Para lo demás, el libro es un gran trabajo sobre la temática favorita de la Sra.
Güçlerini iyilik için kullansa da bazen okulda intikam almak için çocukça nedenler için de kullanmaktadır.Por consiguiente, estas niñas suelen necesitar ayuda adicional para tener éxito en la escuela.
O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.Así, él y más gente puso manos a la obra para fabricar alas para él y su hijo.
Bir grup insan ise bu iyiliksever olduklarını söyleyen ziyaretçilerin samimiyetinden şüphe duymaktadır.¿Siente dudas sobre la bondad de los que le han controlado?
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Es el creador de los espíritus buenos y de los malos.

İlgili Sayfalar