Ana içeriğe geç
Sözlük

iyileştirme ile cümle

iyileştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Anne, usta keşişten kızını iyileştirmesini ister.Angelica prega affinché la sorella possa guarire.
Şifa taşkını: Alınan fazlalık iyileştirmeyi kalkana dönüştürür.Presentazione: è la frase pronunciata dalle Pretty Cure a trasformazione avvenuta.
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.L'intervento chirurgico a scopo curativo è possibile solo in circa un quinto (20%) dei nuovi casi.
Android Runtime (ART), performans iyileştirmelerine sahiptir.Android Runtime (ART) offre miglioramenti delle prestazioni e una migliore gestione della cache.
Bunlar önlem, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarıdır.Le aree di intervento sono: prevenzione, cura, riabilitazione ed educazione.
Bir şifacı olarak lokomotifin önüne geçmemelisiniz. Ana göreviniz tankımızı iyileştirmek olacak.Ты, как хилер, не должен лезть вперёд паровоза. Твоей центральной задачей будет хил нашего танка.
Aynı dönem boyunca birliklerinin etkinliğini ve disiplinini iyileştirmeye çalıştı.В это время активно пытался улучшить дисциплину и эффективность его войск.
Güvenlik iyileştirmeleri.Клинически выздоровление.
Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir.Зедд исцеляет его.
Anne, usta keşişten kızını iyileştirmesini ister.Ингу умоляла принца вылечить малыша.
Dediğine göre Spoffor onu hipnotize ederek iyileştirmeye çalışmıştı.Рид считал, что таким образом его хотели вылечить от гомосексуальности.
Suyla yaraları iyileştirme gücü vardır.Обладают способностью к исцелению ран.
Jace'i kurtarmak isteyen Clare, Sebastian'ı çağırır ve mührünü iyileştirmesini ister.Брюс хотел спасти Бетти и вылечить себя.
Bu da iyileştirmeyi beraberinde getirir.Именно это и приводит к излечению.
EU Business School İspanya'da master tamamladıktan sonra ortalama maaş iyileştirmesi %138'dir.متوسط رفع المرتبات بعد استكمال درجة الماجستير EU Business School إسبانيا هو 138٪.
İyileştirme oranı %87 civarında bulunurken komplikasyon oranı %3'e kadar çıkabilmektedir.وقد وجِّدَ أن نِسبة الشِفاء تصِّل إلى حوالي 87٪، مع مُضاعفات يصل مُعَدلها إلى 3٪.
Bu mucizelerin çoğu iyileştirme, egzorsizm, ölünün canlandılması ve doğanın kontrol edilmesidir.في غالبيتها تتعلق بالشفاء بالإيمان، طرد الشياطين، قيامة الأموات والسيطرة على الطبيعة.
Ninhursag tarafından Enki'nin vücudunu iyileştirmek için yaratılan sekiz tanrıçadan biridir.وهي أيضاً واحدة من ثمانية أطفال تم إنشاؤها من أجل شفاء إحدى الجروح الثمانية التي يتلقاها إنكي.
Babasının iyileştirme temalı mitolojik görevini Hygieia koruma temalı olarak gerçekleştirmektedir.عليك أن تزود طفلك بمشروبات صحية كجزء من قوت صحي متوازن شامل.
İngilizce telaffuzumu iyileştirmek isterdim.أردت تحسين نطقي باللغة الانجليزية
EU Business School İspanya'da master tamamladıktan sonra ortalama maaş iyileştirmesi %138'dir.O incremento médio de salário depois de completar um mestrado na EU Business School Espanha é de 138%.
İlk içgüdüm, kendimi iyileştirmeyi denemekti ve kısmen hayata geri dönmekti.Meu primeiro instinto foi de tentar me curar e voltar a ter algum tipo de vida.
Aynı dönem boyunca birliklerinin etkinliğini ve disiplinini iyileştirmeye çalıştı.No mesmo período, ele tentou ativamente melhorar a disciplina e a eficiência das tropas.
Şirket tarafından basılan bir eleştirmen kılavuzu R2 sürümündeki çeşitli iyileştirme alanlarını tanımlıyor.Um guia de revisor publicado pela empresa descreve várias áreas de aperfeiçoamento na versão R2.
GNU IceCat'i iyileştirmek için Google Summer of Code 2008'e katılma önerileri yapıldı.Houve sugestões para o Google Summer of Code de 2008, para aprimorar o GNU IceCat.
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.A cirurgia com a intenção de cura só é possível em cerca de 20% dos novos casos.
Ninhursag tarafından Enki'nin vücudunu iyileştirmek için yaratılan sekiz tanrıçadan biridir.Ela também é uma das oito crianças criadas para curar uma das oito feridas que Enki sofreu.
Thorndyke'ın yükseklik korkusunu iyileştirmeye çalışır.Ele é consultor do hospício e tenta curar a "Alta Ansiedade" de Thorndyke através da terapia.
Toplamda performans iyileştirmesi yaklaşık %3'tür.Melhoria de desempenho total, em média, é de cerca de 3%.
Oyun sistemi büyük ölçüde aynı olmakla beraber, birtakım yenilikler ve iyileştirmeler getirmiştir.Apesar de parecer basicamente o mesmo videogame, ele traz muitas diferenças e melhorias.
Hiçbir iyileştirme çabaları sonuç vermedi.Nenhuma tentativa de cura foi eficaz.
Aynı zamanda sistemin yer kesimi iyileştirmelerine geçmesi sağlanmıştır.Ele também lhe diz que o tempo vai curar tudo.
Pil iyileştirmeleri Pili şarj etmeye gerek kalmadan bir saate kadar ek süre.É melhor perder 5 minutos aquecendo do que meses de reabilitação.
İyileştirme gücüne sahiptir.Ele tem também o poder de curar.
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.Op het strand komt de agent bij, en vraagt Jack: 'Waar is ze?'.
Kaizen(Sürekli İyileştirme), sonuçlardan ziyade süreçlere yöneliktir.De buitenste gedeelten zijn daarom het meest geschikt om te herplanten.
Kanban, bir üretim sisteminin bütün olarak çalışmasını ve iyileştirmeyi teşvik etmek için doğru bir araçtır.Kanban werd een effectief middel ter ondersteuning van het beheer van een productiesysteem als geheel.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Katniss, ciddi bir şekilde yaralanmış olan Peeta'yı bulur ve onu iyileştirmeye çalışır.Peeta denkt goede bessen gevonden te hebben en gaat ze verzamelen.
Tıpta; yara iyileştirmede ve göz bozukluklarını tedavide kullanılır.Ze wassen hem en verzorgen zijn schouderwond.
İngilizce telaffuzumu iyileştirmek isterdim.Ik zou willen mijn Engelse uitspraak verbeteren.
EU Business School İspanya'da master tamamladıktan sonra ortalama maaş iyileştirmesi %138'dir.Średni wzrost wynagrodzenia po zdobyciu tytułu magistra w Europejskiej Szkole Biznesu w Hiszpanii wynosi 138%.
Ara vermeden düşünme (hansei) ve sürekli iyileştirme (kaizen) yoluyla bir öğrenme organizasyonu ol.Zostać organizacją uczącą się dzięki niestrudzonej refleksji (hansei) i ciągłej poprawie (Kaizen).
İyileştirme gücüne sahiptir.Posiada umiejętność uzdrawiania.
Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir.Pan Jezus postanowił go uzdrowić.
Ocak 1944 itibaren bazı mekanik iyileştirmeler ile de GAZ-67B geliştirildi.Od stycznia 1944 roku produkowano ulepszoną wersję GAZ-67B (głównie ulepszenia mechaniczne).
Doktor: İnsanları iyileştirmek için evlerine gidin.Wędruje po wsiach uzdrawiając ludzi.
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.Jednak taka operacja jest możliwa tylko u 20% chorych.
Güvenlik iyileştirmeleri.Są uzdrowienia.
Eir - İyileştirme tanrısı.Komendantka – hm Bożena Pojawa.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Celem działania jest poprawa jakości życia osób starszych.
Pil iyileştirmeleri Pili şarj etmeye gerek kalmadan bir saate kadar ek süre.Parzyć należy do trzech minut, aby herbata nie nabrała gorzkiego posmaku.
Dediğine göre Spoffor onu hipnotize ederek iyileştirmeye çalışmıştı.Badał histerię i leczył ją za pomocą hipnozy.
Kararda Nazi makamlarını esirlerin koşullarını iyileştirmek için daha fazla adım atılmaları istendi.Decyzja ta pobudziła niemieckie władze do podjęcia dalszych kroków na rzecz poprawy sytuacji jeńców.
Yalnızca 1942 yazında yakalanan siyasi komiserlere yönelik belirgin bir iyileştirme vardı.W kwietniu 1946 różnymi n/w okólnikami wydano kolejne regulację dot. tablic.
İyileştirme oranı %87 civarında bulunurken komplikasyon oranı %3'e kadar çıkabilmektedir.Det har visats att ca 87 % tillfrisknar och att 3 % får komplikationer.
Eir - İyileştirme tanrısı.Tack HERre! som förlänar.
Hayatının geri kalan kısmını, devletin iyileştirmeyle çalışırken geçirdi.Han tillbringade det mesta av sin regeringstid med att återuppbygga riket.
Cheetah D'nin aviyonik sistemlerinde de bazı iyileştirmelere gidilmiştir.D'Eslon måste ändå ha lyckats med en del av behandlingarna.
Ara vermeden düşünme (hansei) ve sürekli iyileştirme (kaizen) yoluyla bir öğrenme organizasyonu ol.Undvik upprepade kortisonbehandlingar, och behandla aldrig fång med kortison.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod