İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var blevet gammel og til Års, og HERREN havde velsignet ham i alle Måder.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var nu gammal och kommen till hög ålder, och HERREN hade välsignat Abraham i alla stycken.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham var nu gammel og langt ute i årene, og Herren hadde velsignet Abraham i alle ting.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham ward alt und wohl betagt, und der HERR hatte ihn gesegnet allenthalben.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abraham was een oud man geworden en de HERE had hem in alle opzichten gezegend.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Abramo era ormai vecchio, avanti negli anni, e il Signore lo aveva benedetto in ogni cosa
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Avraam era bătrîn, înaintat în vîrstă; şi Domnul binecuvîntase pe Avraam în orice lucru.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ja Aabraham oli vanha ja iälliseksi tullut, ja Herra oli siunannut Aabrahamia kaikessa.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.아브라함이 나이 많아 늙었고 여호와께서 그의 범사에 복을 주셨더라
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ora, Abraão era já velho e de idade avançada; e em tudo o Senhor o havia abençoado.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.rahám pedig vén élemedett [ember] vala, és az Úr mindenben megáldotta vala Ábrahámot.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Vả , Áp - ra-ham đã già , tuổi đã cao ; trong mọi việc Ðức_Giê - hô-va đã ban phước cho người .
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Vả, Áp-ra-ham đã già, tuổi đã cao; trong mọi việc Ðức Giê-hô-va đã ban phước cho người.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Ητο δε ο Αβρααμ γερων προβεβηκως την ηλικιαν και ο Κυριος ευλογησε τον Αβρααμ κατα παντα.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.Авраам был уже стар и в летах преклонных. Господь благословил Авраама всем.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.А когато Авраам беше стар, напреднал във възраст, и Господ беше благословил Авраама във всичко,
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.ואברהם זקן בא בימים ויהוה ברך את אברהם בכל׃
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.وشاخ ابراهيم وتقدم في الايام. وبارك الرب ابراهيم في كل شيء.
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.亞 伯 拉 罕 年 紀 老 邁 、 向 來 在 一 切 事 上 、 耶 和 華 都 賜 福 給 他
İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.亞伯拉罕 年 紀老邁 、 向來 在 一切 事上 、 耶和華 都 賜福 給他
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.그 고기를 토기에 삶았으면 그 그릇을 깨뜨릴 것이요 유기에 삶았으면 그 그릇을 닦고 물에 씻을 것이며
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.Nồi đất dùng nấu thịt đó sẽ đập bể đi , nếu nồi nấu bằng đồng thì sẽ cạo và rửa nước cho sạch .
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.Nồi đất dùng nấu thịt đó sẽ đập bể đi, nếu nồi nấu bằng đồng thì sẽ cạo và rửa nước cho sạch.
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.Rzekł jeszcze Pan do Mojżesza, mówiąc:
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.וכלי חרש אשר תבשל בו ישבר ואם בכלי נחשת בשלה ומרק ושטף במים׃
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.واما اناء الخزف الذي تطبخ فيه فيكسر. وان طبخت في اناء نحاس يجلى ويشطف بماء.
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.惟 有 煮 祭 物 的 瓦 器 要 打 碎 、 若 是 煮 在 銅 器 裡 、 這 銅 器 要 擦 磨 、 在 水 中 涮 淨
İçinde etin haşlandığı çömlek kırılmalı. Ancak tunç bir kapta haşlanmışsa, kap iyice ovulup suyla durulanmalı.惟有 煮 祭物 的 瓦器 要 打碎 、 若是 煮 在 銅器裡 、 這銅器 要 擦磨 、 在 水中 涮淨
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Ale prorocy niech mówią dwaj albo trzej, a drudzy niech rozsądzą.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.A próféták pedig ketten vagy hárman beszéljenek; és a többiek ítéljék meg.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.A proroci nech hovoria dvaja alebo traja, a druhí nech rozsudzujú.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Av dem som vilja profetera må två eller tre få tala, och de andra må döma om det som talas.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Cît despre prooroci, să vorbească doi sau trei, şi ceilalţi să judece.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.E falem os profetas, dois ou três, e os outros julguem.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Igualmente, los profetas hablen dos o tres, y los demás disciernan
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.I profeti parlino in due o tre e gli altri giudichino
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.예언하는 자는 둘이나 셋이나 말하고 다른 이들은 분변할 것이요
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Men af Profeter tale to eller tre, og de andre bedømme det;
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Men av profeter tale to eller tre, og de andre prøve det!
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Người nói tiên tri cũng chỉ nên có hai hoặc ba người nói mà thôi, còn những kẻ khác thì suy xét.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Người nói tiên_tri cũng chỉ nên có hai hoặc ba người nói mà thôi , còn những kẻ khác thì suy_xét .
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Pour ce qui est des prophètes, que deux ou trois parlent, et que les autres jugent;
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Profeetoista saakoon kaksi tai kolme puhua, ja muut arvostelkoot;
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Proroci pak dva nebo tři ať mluví, a jiní nechť rozsuzují.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Proroki naj pa govore dva ali trije, drugi naj pa razsojajo.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Weissager aber lasset reden zwei oder drei, und die andern lasset richten.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Προφηται δε ας λαλωσι δυο η τρεις, και οι αλλοι ας διακρινωσιν
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.И пророки пусть говорят двое или трое, а прочие пустьрассуждают.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Пророки ж нехай по двоє і по троє говорять, а инші нехай міркують.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.Що? Божието слово от вас ли излезе? Или само до вас ли е достигнало?
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.והנביאים הם ידברו שנים או שלשה והאחרים יבחנו׃
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.اما الانبياء فليتكلم اثنان او ثلاثة وليحكم الآخرون.
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.至 於 作 先 知 講 道 的 、 只 好 兩 個 人 、 或 是 三 個 人 、 其 餘 的 就 當 慎 思 明 辨
İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.至於 作 先知 講道 的 、 只好 兩 個人 、 或是 三 個 人 、 其餘 的 就 當慎思 明辨
İşte böyle. Umarım iyi ve esnek hissediyorsunuzdur ve iyice dinlenmişsinizdir.Bien, espero que te sientas bien y flexible y realmente relajado/a después de tu entrenamiento.
İşte böyle. Umarım iyi ve esnek hissediyorsunuzdur ve iyice dinlenmişsinizdir.Okay, ich hoffe, ihr fühlt euch gut und super gedehnt nach diesem
İşte eğri bu şekilde sola meyillendiğinden, ortalama burada, iyice solda.A causa di questo squilibrio a sinistra la media è in effetti qui, molto a sinistra.
İşte eğri bu şekilde sola meyillendiğinden, ortalama burada, iyice solda.E devido a este peso na esquerda, a "média", está aqui, bem à esquerda.
İşte eğri bu şekilde sola meyillendiğinden, ortalama burada, iyice solda.Emiatt a túlsúlyosság miatt az átlag itt van, messze balra.
İşte eğri bu şekilde sola meyillendiğinden, ortalama burada, iyice solda.Et à cause de ce poids à gauche, la moyenne est en réalité ici, très à gauche.