Durumu iyice kötüleşmeye başlamıştı.Nó dường như trở nên tồi tệ hơn ...
Şefika'nın ise hastalığı iyice ağırlaşmıştır.Tuy nhiên, Thái tử cũng lâm bệnh.
Alexandre doğduğu sıralarda babası iyice harap olmuştu.Tại thời điểm Alexandre Dumas được sinh ra, cha ông bị suy kiệt nặng nề.
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.Cuộc sống êm đềm buồn tẻ.
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.Tuy nhiên việc lập chính quyền gặp nhiều khó khăn.
Ama intikam almak için iyice hırslanmıştır.Ông quyết tâm tìm cách phục thù.
Zamanla bu mevkii iyicene benimsemiştir ve kariyerin sonuna kadar bu mevkiide oynamıştır.Ông hợp nhất ở vị trí trung vệ, từ đó chơi ở vị trí này đến hết sự nghiệp.
Görüldüğü gibi mesele iyice içinden zor çıkılır bir hal almıştır.Có vẻ như gã vừa đem vứt một thứ gì đó rất nặng.
İyot asidi dikkatle ısıtıldığında pentoksit iyice dehidre olur.Khi axit iodic được nung nóng cẩn thận, nó khử nước tới iot pentoxit.
Sporcuların 5 deneme atlayışı yapıp atlarını iyice tanımaları için yalnızca 20 dakikaları vardır.Đội chơi có 20 phút để được học cách lướt ván và 10 phút để thực hiện thử thách.
Zaman iyice azalırken gencin tek isteği sevdiği kızla birlikte olabilmektir.Anh muốn ít nhất một lần trong đời dù là ngắn ngủi, anh có thể sống hạnh phúc với người anh yêu thương.
IV. Edward'ın ölümünün gerçek nedeni hangi hastalıktan olduğu iyice bilinmemektedir.Người ta vẫn không chắc chắn về nguyên nhân gây ra cái chết của Edward.
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.Sự kiện này phát triển thành công ở trong vùng.
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçmayın. )人に施しては慎んで、念(おも)うなかれ。
Andrew iyice korkar.何故かアンドリューに非常に恐れられている。
Besicilik yapanlar da vardır ancak eskiye nazaran iyice sayıları azalmıştır.後半は若干ではあるが以前までのバトル物の要素もある。
Gün geçtikçe iyice düşen su seviyesi, gölde yaşayan canlı türlerini de olumsuz etkilemektedir.異説として、下海上国造の流れを汲む他田日奉直氏の後裔、日奉宿祢姓。
Daha çok ilkbaharda tüketilir; çünkü sonbahara doğru deniz tuzunu iyice içine çeker.また海陸風の影響を受けるため夏季でも朝夕の寒暖の差が激しい。
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.1637年2月、チューリップの売り手は、高騰した球根代金を支払おうとする買い手をもはや見つけることができなくなった。
Alexandre doğduğu sıralarda babası iyice harap olmuştu.彼が亡くなった際、ナポレオンは非常に悲しんだ。
Dinkleme sonucu kumaş iyice yıkanır.パーソナリティが綺麗に洗い流す。
Evinizi iyice izole edin.家で散財しよ。
Kullanmadan önce iyice çalkalayınız.良く振ってから使用する。
Sürekli başka ne aldın diye sorması işi iyice açığa vurur.自分がどんなものを買っているのか、よく知ることが必要。
Böylece okul iyice dağınık bir hale gelmiştir.当校がロケ地となった。
Suyunu iyice çekince toplar haline getirilir.水を加えると白濁する(ウーゾ効果)。
Düşmanın gücü iyice azalmıştı.敵の体力を減らしてくれる。
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.しかし、それでも依然として軍の政治力は強く、問題になっている。
MS 2. ve 3. yüzyıllarda buralarda iyice yaygınlaşmıştır.紀元前3~2世紀ごろに絶滅。
İnsan iyice bunaldığı anlarda thumos'u ile diyalog kurabilir.網切(あみきり) 人間の執着心からできた意糸(イト)を刈って食料とする妖怪。
Özellikle de gerdanlık olayıyla kraliçenin itibarı iyice sarsılmıştır.しばしば女性問題で女王の逆鱗に触れた。
Kıtlık iyice şiddetlendi.大飢饉が更に深刻化。
Böylece bebeğe iyice bağlanırlar.赤ん坊にしては肝が据わっている。
Aşık Mecitle, Kadirli'de bir kahvede bir gece sabaha kadar atıştığımı şimdi iyice anımsıyorum."コーヒー愛好家で、試合のある日の朝は必ず1杯は飲むとのこと。
Genellikle ham meyve ve sebze iyice olgunlaşmışından daha çok askorbik asit içerir.ヘビイチゴに比べて一般的に葉や果実は大きい。
Olayın cinayet olduğunun anlaşılmasıyla Bekir iyice kenara sıkışır.ハンナによって自殺は食い止められたものの、事件は大きな問題となる。
Besicilik yapanlar da vardır ancak eskiye nazaran iyice sayıları azalmıştır.其時吳、越作者雖眾,足繼前哲名一家者,蓋寥寥焉。
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.与此同时,晚会也过于沉闷乏味。
Kazadan sonra iyice bunalıma giren Hüsrev büyük yalnızlık içindedir.最後被遺留在那裏的是巨大的絕望。
Aralık başında bu kuşatmanın hiç sonuç vermeyeceği iyice anlaşıldı.3月底,他在报告中表示这根本不可能成功。
Evinizi iyice izole edin.家中經營點心屋。
Meyve ve sebzeler, özellikle eğer pişirilmeyeceklerse, iyice yıkanmalıdırlar.不過椰菜花或其它不可以生吃的蔬菜會事先用水灼熟。
Andrew iyice korkar.罗伊感到很震惊。
Kaslar iyice gevşer, hasta çok halsiz ve sıkıntı içindedir.將入諫,榮先入,士奇繼之,閽者不納。
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.这种情形的发展也加剧了这一地区宗教局势的紧张。
Serinin ikinci albümüne ismini veren ''Heroes'' teklisi, Bowie'nin popülerliğini iyice arttırmıştır.小说的第三个“玩笑”让路德维克陷入更深的痛苦之中。
Daha çok ilkbaharda tüketilir; çünkü sonbahara doğru deniz tuzunu iyice içine çeker.清朝初年至同治年间,为平凉府海剌都地。
Kullanmadan önce iyice çalkalayınız.使用前請三思。
İnsan iyice bunaldığı anlarda thumos'u ile diyalog kurabilir.”俶扰之际,人无横酷者,由公一言也。
Ve ismini iyice duyurmaya başladı.使得他声名鹊起。
Çin hanedanı ile evlilik ilişkileri kurarak iyice yakınlaşmışlardır.此外,马丁与中华人民共和国建立更紧密的关系。
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.大數據並沒有抽樣;它只是觀察和追踪發生的事情。
Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda iyice moral yitirmiş ve ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti.“모세의 기적”이라 하여 바닷물이 열리는 곳이 있는데 제부도는 그 중 하나이다.
CDSA iyice 1949 yazında yeniden düzenlenmiştir.CDSA는 1949년 여름에 완전히 재편성되었다.
Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin.너희는 이 잔을 마실 때마다 나를 기억하여 이를 행하여라.”
Ve ismini iyice duyurmaya başladı.이후 세상에 이름을 서서히 알리기 시작했다.
Bu malzemeler yeterli miktarda su alınarak iyice yoğrulur.이 방법들은 모두 물이 충분히 공급된다는 가정을 가지고 있다.
Turgut Reis 6 büyük galyotla beraberdi ve sol kanat kıyıya iyice sokulmuştu.투르게 레이스(Turgut Reis)는 6척의 거대한 푸스타스(Fustas)와 함께 선봉에 섰고, 좌익은 해안가를 근접하게 끼고 있었다.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.교도소에 수감되었을 때 순경과 친분이 있다.
II. Dünya Savaşı zaten fakir olan aileyi iyice zorladı.그의 아버지가 2차 세계 대전 중에 사망해서 가족은 매우 가난하게 살았다.