Sporcuların 5 deneme atlayışı yapıp atlarını iyice tanımaları için yalnızca 20 dakikaları vardır.Перед виступом спортсмен отримує 20 хвилин для знайомства з конем.
İşler iyice çığrından çıkar.Видно, справи зовсім кепські!
Andrew iyice korkar.Рон злегка його побоюється.
Bu oyundan sonra ünü iyice yayılır.Після цього гра дещо заспокоїлась.
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.Але це життя доволі нудне.
Halkı zenginleşti ve iyice güçlendi.Життя людей стає заможнішим і красивішим.
Kullanmadan önce iyice çalkalayınız.Перед використанням їх зволожують.
Evinizi iyice izole edin.Розходьтеся спокійно по домах!
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Має здатність ставати невидимою, що робить її надзвичайно корисною для розвідки.
Ekip iyice dağılmıştı.Команда дуже швидко розпалася.
Malzemeler iyice karıştırılır.Заготівлі ретельно очищають.
Ellerinizi iyice yıkayınДобре помий руки.
Zamanla İstanbul'da sanata yakın çevrelerde iyice tanındı.З часом він був добре відомий у Стамбулі в близьких до мистецтва колах.
Andrew iyice korkar.Roy je vyplašený.
Eğitimde çıta iyice yükselmeye başlamıştır.Ve vzdělání stoupal stále výš.
Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda iyice moral yitirmiş ve ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti.Když Mojžíšovi umdlévaly ruce, vzali kámen a podložili jej pod Mojžíše, aby se na něj posadil.
Mayalandıktan sonra iyice yoğurulur.Po namrznutí bujně obrůstá.
Sporcuların 5 deneme atlayışı yapıp atlarını iyice tanımaları için yalnızca 20 dakikaları vardır.Před vlastní soutěžní jízdou má závodník 20 minut na seznámení s koněm a možnost pěti zkušebních skoků.
Böylece okul iyice dağınık bir hale gelmiştir.Škola byla v dezolátním stavu.
Son yıllarda bu da iyice azalma göstermiştir.V tomto roce byl i vysvěcený.
1945 başlarında sağlığı iyice geriledi.Na počátku roku 1945 se jeho zdraví velmi rychle zhoršovalo.
Yük bindirmeden önce iyice sıkıştır.Ujistěte se, že se správně odroluje před jeho natažením.
İspanya iyice rahattı.Washington byl spokojen.
Evinizi iyice izole edin.Běž si uklidit pokoj!
Özellikle de gerdanlık olayıyla kraliçenin itibarı iyice sarsılmıştır.S velkým znepokojením se pustili do léčby princezny.
Ülkenin ilgisi iyice İç savaşa çekilmekteydi, ve Donanma kaynak ve eğitim desteklenemiyordu.Jednalo se o válku výhradně pozemní, ani na jedné straně se nezapojilo letectvo nebo námořnictvo.
Ancak bu gençlerin kafaları iyice karışıktır.Intelekt těchto dětí však není postižen.
Düz Stirling motoru çabuk olarak devreye giremez; sıcaklığın iyice yükselmesi gereklidir.Un motor Stirling nu poate porni imediat, având nevoie de o perioadă de încălzire.
Âdet araları iyice uzar."Este cineva bolnav între voi?
Evinizi iyice izole edin.Construiți, așadar, propria voastră lume.
Halkı zenginleşti ve iyice güçlendi.Bogații s-au îmbogățit tot mai mult.
Filmin senaryosu, Türk makamları tarafından iyice incelenip onaylanır.Tratatul a trebuit să fie examinat și aprobat de Puterile Centrale.
Almadan önce arabayı iyice incelemelisin.Ar trebui să verificați bine autovehiculul înainte de a îl cumpăra.
Hava iyice kararıyor. Yakında yağmur yağabilir.Afară se întunecă destul de bine. E posibil să plouă în curând.
Bu hafta iyice uykumu almalıyım.Săptămâna asta trebuie să-mi fac bine somnul.
Tüm bunlar kızın onun zengin olduğu kanısını iyice kuvvetlendirir.Mindeközben folyamatosan előadja a lánynak, hogy milyen gazdag ő valójában.
Düz Stirling motoru çabuk olarak devreye giremez; sıcaklığın iyice yükselmesi gereklidir.A Stirling-motort nem lehet gyorsan beindítani, lassú felmelegedésre van szüksége.
İspanya iyice rahattı.Megnyugtató, hogy már teljesen jól van.
Andrew iyice korkar.Greg fél tőle.
Bu arada iyice Türkçe öğrendi.Közben elég jól megtanult oroszul.
Rosalie de bunu Edward'a söyleyince işler iyice karışır.Rosalie szól erről Edwardnak.
Bu gelişme iki hükümdarın arasını iyice açtı.A két uralkodó között kimondottan megromlott a viszony.
Bu işlemden önce kumaş iyice yıkanmış ve çalkalanmış olmalıdır.Nem. A tészta leragad, mielőtt teljesen megsült volna.
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.Az ünnepség igen nagyszabású volt.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Az egyre emelkedő adók miatt már 1955 őszén elégedetlenségi hullám futott végig a város munkavállalói között.
Ve ismini iyice duyurmaya başladı.Végül a lányok neveket kezdtek mondogatni.
Böylece bebeğe iyice bağlanırlar.Gyerektől megfelelően elzárva tartsuk.
Martin dizisinde oynadıktan sonra iyice bilinmeye başladı.St. Martin klub csapatában kezdett igazoltan játszani.
Ama intikam almak için iyice hırslanmıştır.Elhatározta, hogy bosszút áll.
Anya ve Xander, sorguda ayarı iyice kaçırmıştır.Alice és Jasper rejtélyes módon eltűnnek.
M.Ö. 370 dolaylarında İran'da merkezi otorite iyice zayıflamıştı.318-ban a helyi tisztviselők jogkörét jelentősen csökkentették.
World Wide Web (WWW)) bilinirliği iyice artmıştı.1991 – World Wide Web (www) avattiin.
İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.Edistys koskettaa hellästi kotikontujasi.
Zamanla bu mevkii iyicene benimsemiştir ve kariyerin sonuna kadar bu mevkiide oynamıştır.Hän jatkoi pelaamista ja pelasi uransa siihen mennessä parhaan kauden.
Hastalar iyice zayıfladıklarından sık sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanırlar.Potilaat esimerkiksi kärsivät usein vakavista infektioista ja laihtuvat.
İspanya iyice rahattı.Se oli hyvin suosittu Espanjassa.
Alexandre doğduğu sıralarda babası iyice harap olmuştu.Μέχρι τη γέννηση του Αλέξανδρου ο πατέρας του είχε φτωχύνει.
Teofilakt Simokata, bu söylentileri iyice araştırdığını ve yanlış olduğunu bildirir.Ο Θεοφύλακτος Σιμοκάττης αναφέρει, ότι ερεύνησε εξονυχιστικά τις φήμες και τις βρήκε ψευδείς.
Malzemeler iyice karıştırılır.Τα συστατικά πρέπει να ανακατευθούν καλά.
Sürekli başka ne aldın diye sorması işi iyice açığa vurur.Συνεχώς υποδεικνύει στους άλλους τι να κάνουν.