Desmond iyice korkar ve sayıları girmek için uzandığında Locke bilgisayarı kırar ve ambar patlar.Qui Desmond ci ripensa e cerca di digitare il codice, ma Locke rompe il computer.
Kullanmadan önce iyice çalkalayın.Перед употреблением встряхнуть.
Onun gözleri iyice bozulmuş.У него очень плохое зрение.
Tom yaşlandıkça iyice kafayı yedi.На старости лет Том совсем выжил из ума.
Yaşı ilerledikçe Tom, iyice kafayı sıyırdı.На старости лет Том совсем выжил из ума.
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçmayın. )Не совершайте предательства и не отклоняйтесь от верного пути.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.Тем временем в тюрьме вспыхивают беспорядки.
Andrew iyice korkar.Марк по-настоящему пугается.
Elini kolunu iyice bağlayıp bir tabureye oturtur.Она подает ему руку и сажает к себе в седло.
Ve ismini iyice duyurmaya başladı.Его имя начало приобретать определённую известность.
Böylece okul iyice dağınık bir hale gelmiştir.Считает школу очень скучным местом.
İspanya iyice rahattı.Испания стала более спокойной.
Yük bindirmeden önce iyice sıkıştır.Плохо развязывается после нагрузки.
Nehir'le ilişkileri iyice kopar ve olaylar başlar.Где начинаются реки и куда они впадают?
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Летом 1955 года напряжённость в Марокко ещё более усиливалась.
Ateşin üzerinde un ve su iyice özdeşleşene kadar karıştırılır.Вода и огонь не сочетаются, ставший мюридом отбрось свою страсть.
Yeniden yola çıkarlar lakin kısa bir süre sonra araba iyice bozulur.Ребята снова отправляются в путь, но у них ломается машина.
Bir kabın içerisine alınarak içerisine su katılarak iyice yoğurulur.В корыто доливали воду, освящённую на Крещение (или на Пасху).
Ancak bu gençlerin kafaları iyice karışıktır.Дело в том, что отношения молодых людей зашли слишком далеко.
Artık homurdanmaya başlayan denizcilerin morali iyice bozulmuştur.Тут появился другой матрос, очень раздражённый.
Düşmanın gücü iyice azalmıştı.Активность авиации противника резко снизилась.
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.Бой вышел очень скучным.
1893 yılında psişik yapısı iyice çözülme dönemine gelir.В 1893 году постройку церкви вчерне закончили.
Evinizi iyice izole edin.Расходитесь скорее по домам.
İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.Их настроения меня заражали.
II. Dünya Savaşı zaten fakir olan aileyi iyice zorladı.Вторая мировая война негативно отобразилась на семье.
Devlet yönetimine kendi adamlarını iyice yerleştirdi.Правительство очень провинился перед своим народом.
Bir keresinde iyice sinirlendim ve arkadaşlarım bu kadar üzerime gelmemeleri gerektiğini anladılar.Я стала совсем другая, Не узнают друзья меня.
Çelişkilerin iyice keskinleştiği yaşam biçimleri komik olaylara neden olmaktadır.Столкновение характеров приводит к ряду забавных ситуаций.
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.Это ещё больше усилило напряжённость в регионе.
Gün geçtikçe iyice düşen su seviyesi, gölde yaşayan canlı türlerini de olumsuz etkilemektedir.В тот же день он под страхом смерти запретил заложникам пить воду из умывальников.
Defansı iyice gelişiyordu.Подшёрсток хорошо развит.
Kaslar iyice gevşer, hasta çok halsiz ve sıkıntı içindedir.وتعطى للمرضى الذين يعانون من آلام شديدة أو ألم شديد في الساق.
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.في شباط/فبراير من عام 1637 لم يعد متداولو البصل يحصلون على عروض شراء أعلى مقابل البصل، وبدؤوا البيع.
Soğutma veya dondurma bakteriyi öldürmese de çoğalmasını iyice yavaşlatır veya tamamen durdurur.التبريد والتجميد لا يقتلان البكتيريا كافة ولكن يبطئان بشكل كبير أو يوقفان نموها.
İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.وتحصل العاطفة على اهتمامناايضاً.
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kent ekonomik rolünü iyice etkinleştirdi.في النصف الثاني للقرن، استعادت ستوكهولم دورها الاقتصادي.
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.ومع ذلك، لا يزال النفوذ السياسي للجيش واسع النطاق.
Dinkleme sonucu kumaş iyice yıkanır.بعد التغليف يكون الغِرَاء مازال رطبًا.
Özellikle de gerdanlık olayıyla kraliçenin itibarı iyice sarsılmıştır.صورة يظهر فيها اسم الملكة بوضوح.
Doksanlar boyunca grup hızını iyice yavaşlattı.ثم خفض المهندسون سرعة ملئ الخزانات.
Yük bindirmeden önce iyice sıkıştır.يجب عليك شحنه قبل الإطلاق.
İlke 9 İşi iyice anlayan, felsefeyi yaşayan ve başkalarına öğreten liderleri büyütün/geliştirin.إعداد القادة الذين يفهمون العمل كلياً وعاشوا الفلسفة وعلّموها للغير.
Bir kabın içerisine alınarak içerisine su katılarak iyice yoğurulur.ذُيول كارِهة للماء مِن الدهون تواجه بعضها البعض، وتغطي رؤوس ماء من البروتينات.
Yoğurt, tülbent bezi içinde iyice süzülür.وكان يوهان منافساً قوياً داخل الماسونية.
Bu tür hayvanlar, hamur yutmaya zorlanarak iyice semirtilirdi.وتُسَمَّى الحيوانات التي تهضم طعامها بهذه الطريقة المُجّتَرات.
Şefika'nın ise hastalığı iyice ağırlaşmıştır.كان الزعيم يتمتع بكامل صحته.
O şahıs onun manevi babası haline gelerek onu iyice tanır.رغم انه هو من اسسها وكان بمثابة الاب الروحى لها.
Eurydike'nin ruhu sonsuzluğa karışırken eşini bir daha kaybeden Orpheus iyice kahrolur.الساحرة يفقد رابونزيل إلى الأبد عندما تنجرف مع أميرها على الرغم.
Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda iyice moral yitirmiş ve ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti.Para alguns autores, este culto seria praticado no período em que Moisés esteve entre os midianitas.
Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.A festa foi bastante concorrida.
Turgut Reis 6 büyük galyotla beraberdi ve sol kanat kıyıya iyice sokulmuştu.Turgut Reis estava na vanguarda com seis grandes fustas, e a ala esquerda bem próxima da costa.
Böylece, pleb senatörlerinin sayısı iyice artacaktı.Assim, o número de senadores plebeus provavelmente aumentou rapidamente.
Teofilakt Simokata, bu söylentileri iyice araştırdığını ve yanlış olduğunu bildirir.Teofilacto Simocata registra ter investigado cuidadosamente estes rumores e achou-os falsos.
Yeniden yola çıkarlar lakin kısa bir süre sonra araba iyice bozulur.Conseguiu voltar, mas com o carro praticamente arruinado.
Desmond iyice korkar ve sayıları girmek için uzandığında Locke bilgisayarı kırar ve ambar patlar.Então, decidiu que o botão precisava ser apertado, mas Locke interveio e destruiu o computador.
TBMM'deki DP üstünlüğü iyice artmıştı.Foi o salto qualitativo que a TWA precisava.
Ancak Raymon Dart 1925 yılında Australopithecus africanus türünü bulduğunda bu soru iyice karmaşaya giriyor.Em 1925, Raymond Dart descreveu o Australopithecus africanus.
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.É extremamente reforçada a autoridade do executivo em relação ao Parlamento.
Ama intikam almak için iyice hırslanmıştır.E ele parece ser vingativo.