Ana içeriğe geç
Sözlük

itme ile cümle

itme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.V tomto případě Mokoš, případně Živa?
Dolayısıyla insan kendi evrimini Sufizmde bazen ‘gerçek akıl’ denen şeye doğru itmeye davet edilmektedir.Omul este deci invitat să continue evoluția sa înspre ceea ce în Sufism vine numit 'intelect real'.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Datorită exemplului dat de Cezar, legiunea a zecea a început să împingă forțele lui Pompeius.
Çarpışmaların analizinde itme kavramı kullanılmaktadır.Conceptul este folosit în contextul analizelor de regresie.
1675: Robert Boyle elektriksel çekim ve itmenin vakum genelinde hareket edebileceğini belirtti.1675-ben Robert Boyle kijelentette, hogy az elektromos vonzás és taszítás vákuumon keresztül is hat.
Vazgeçilen bir devindirici hızı daha etkili bir itme kuvveti yaratır.A nagyobb áramlási sebesség nagyobb felhajtóerőt hoz létre.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Ha mégis innen gyűjtjük, feltétlenül mossuk meg a növényt.
Genel olarak sağladığı itme gücü de Saturn V'den daha fazlaydı.Ez is nagyobb volt, mint a Saturn V 33 MN tolóereje.
İki rapçi sıraları geldikçe birbirlerini itmektedirler.Két hím azonban agresszív, amikor találkozik.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.Μπορεί να είναι προσανατολισμένη στο έδαφος και/ή να προσανατολίζεται στη δύναμη.
Erişim tarihi: 18 Nisan 2015. ^ "Birinin beni itmesi lazım".13. juni 2002. ’Hver dag har jeg lyst til at tæske nogen’.
Bu itici yaklaşık 1130 tonluk itme gücü oluşturur.Disse mål har givet en lastekapacitet på omkring 130 tons.
Hiçbir koşulda bir oyuncuyu tutmak, elle itmek ve çelme takmaya izin verilmez.På intet tidspunkt er det tilladt at holde en spiller, skubbe med hænderne eller lave benspænd.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).De mangler helt sugesnabel, men har derimot små, men funksjonelle mandibler (overkjever).
Bunun yanında manyetik alanı itme gibi bir özellikleri daha vardır (diamanyetik).Slik sett er en longdrage (龍) å innordne som den mektigste typen.
Roket motorları tepki motorlarıdır ve Newton’un üçüncü kanunu doğrultusunda itme kuvveti sağlar.Mesin roket adalah mesin reaksi dan memperoleh daya dorong sesuai dengan hukum ketiga Newton.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Hàm lượng các khoáng vật nguyên sinh rất thấp, trừ các khoáng vật rất bền (thạch anh, cao lanh).
Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır, eğer bu zahtemi ihtiyar itmesüz bize gazi demek yalan olur."われに束の間の 労苦と働きのみありしが、 われ大いなる慰めを見いだせり。
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).ボディー突き リーチが短いが、攻撃力のある打撃技。
1675: Robert Boyle elektriksel çekim ve itmenin vakum genelinde hareket edebileceğini belirtti.ロバート・ボイルは1675年に、電気による牽引と反発は真空中で作用し得ると述べた。
Bu itici yaklaşık 1130 tonluk itme gücü oluşturur.これらのエンジンは1基辺り13,000 Nの推進力を生み出す。
Bu itme levhanın diğer tarafındaki gaza baskı yaratıyordu.なお、塀の外側には東京湾が広がっていた。
Bu, tuşların özel karakterler (Komutanlığı, Shift, Option) ile birlikte itmesini göstermiyor.它沒有顯示當鍵與特殊字符(Command,Shift,Option)一起推送時發生的情況。
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).短、寬而直的鼻子,微微凹陷(但不是中斷)。
Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır, eğer bu zahtemi ihtiyar itmesüz bize gazi demek yalan olur."若使干戈不用,兆庶获安,方副朕怀,是公之力。
Bu itmeler sadece enerjinin sistemin içine eklenmesini sağlar.단상 발전기는 단상 전력 시스템의 전력을 발생시키는데 사용될수 있다.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Ima plitve korenine, olesenela je le skorja (ne pa korenina).
Çekme ve itmenin farklı akışkanlar nedeniyle olduğunu düşünüyordu.Menil je, da sta privlak in odboj posledica različnih vrst »električnih tekočin«.
Bazı atkılar, bir roket ve jet motoru anlamıyla uçuş sırasında itme sağlarlar.Mõned lendkehad tekitavad tõukejõudu ka lennu enda ajal, kasutades reaktiiv- või rakettmootorit.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Puhkes õitsele käsitöö (metallitöö), Mustmätta peitleid).
Ayağıyla çantayı bir kenara itmeye çalıştı.Tema on seel oma jalgu puhkand.
Acaba--yani bu wingsuitlerden birisinin arkasından sanki egzos geldiğini gördüm. Bu itmeli bir wingsuit miydi?Apa -- ada gas yang keluar dari belakang pakaian bersayap itu.
Acaba--yani bu wingsuitlerden birisinin arkasından sanki egzos geldiğini gördüm. Bu itmeli bir wingsuit miydi?Was ist das - da kamen Abgase aus dem hinteren Teil des Wingsuit.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Ale jiný pohled na impuls je síla krát změna za čas.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Eine andere Möglichkeit den Kraftstoß zu betrachten ist Kraft mal Zeitänderung.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Inaczej mówiąc, popęd jest to siła razy zmiana czasu.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.עוד דרך להסתכל על המתקף היא - כוח כפול השינוי בזמן,
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Aber Kraft mal Zeitänderung ist gleich Kraftstoß.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale síla krát změna za čas se rovná impulsu.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale siła razy zmiana czasy jest równa popędowi.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.כוח כפול השינוי בזמן שווה למתקף.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Achter hem liep een kind, zijn zoon, rood aangelopen van de inspanning om zijn vader te duwen.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Atrás dele havia uma criança, o seu filho, com o rosto vermelho do esforço de empurrar o pai.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Đằng sau anh ta là một đứa trẻ, con trai anh ta, mặt ửng đỏ cố sức đẩy cha đi
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Derrière lui, il y avait un enfant, son fils, le visage rougi par l'effort qu'il faisait pour pousser le père.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Detrás de él había un niño, su hijo, con la cara enrojecida por el esfuerzo de empujar a su padre.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Dietro di lui un bambino, il figlio, rosso in viso, che si sforzava di spingere il padre.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Hinter ihm war ein Kind, sein Sohn, rot im Gesicht vor Anstrengung, seinen Vater zu schieben.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.În spatele lui era fiul său, roșu la față, încercând să își împingă tatăl.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.그 사람 뒤에는 아들인 아이가 한 명 있었는데 아빠의 휠체어를 힘겹게 미느라 얼굴이 붉게 상기되어 있었습니다.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Mögötte volt egy gyermek, a fia, vörös arccal próbálta tolni az apját.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za ním bolo dieťa, jeho syn, červený v tvári, ako sa snažil tlačiť otca.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za ním bylo dítě, jeho syn, rudý v obličeji jak tlačil svého otce.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za nim stało dziecko, jego syn, czerwony na twarzy próbował przepchnąć wózek z ojcem.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Πίσω του ήταν ένα παιδί, ο γιος του, ολοκόκκινος απ' την προσπάθεια να σπρώξει τον πατέρα του.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Зад него стоеше дете, синът му, със зачервено лице понеже се мъчеше да избута количката на баща си.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.За ним стоял ребенок, его сын, с красным от натуги лицом, и пытался откатить коляску.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.מאחוריו היה ילד, בנו, בפנים אדומות מנסה לדחוף את אביו.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.كان وراءه طفل هو ولده ذو وجه أحمر بعد بذل الجهد في دفع الأب.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.彼の息子が 顔を真っ赤にして 車椅子を押していました 私は彼を安全な場所に連れて行き
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod