itme ile cümle
itme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Zachęceni przez Cezara żołnierze dziesiątego legionu zaczęli spychać do tyłu siły Pompejusza.
Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır, eğer bu zahtemi ihtiyar itmesüz bize gazi demek yalan olur."Eto wielikij czeławiek, żałka szto nie choczet z nami rabotać”.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Muszla kulisto-stożkowata o niskiej (ok. ¼ wysokości muszli), zaostrzonej skrętce.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Jeśli dostarczymy im czegoś bardziej atrakcyjnego niż nasza uprawa, wtedy szkodnik ją opuści.
Boyle 1675 te elekrik çekim ve itmesinin vakumu geçmek gibi davranabileceğini belirtti.Robert Boyle (1675) zauważył, że oddziaływania elektrostatyczne przenikają próżnię.
İsrail'in Suriyelileri Ürdün üzerinden geri itme hücumu püskürtüldü (9-14 Temmuz).W odpowiedzi, dowództwo izraelskie rozpoczęło operację An-Far (9-15 lipca).
Depulso: Eşyaları itme büyüsü.3: Instrumenty jako podłoże arcydzieł.
Sally'yi itmesi sonucunda, Sally merdivenlerden aşağı yuvarlanmış ve ölmüştür.Warto zauważyć też, iż w trakcie akcji ratowniczej, biegnąc po schodach, Bill umiera.
İzlenimcilerin ilk sergileri olan bu sergi, onları çok tatmin etmese de karamsarlığa da itmedi.Przykra wrzawa wokół tych pierwszych piosenkarskich prób nie zraziła go jednak.
Öyle ki, protonlar birbirlerini itmeye zaman kalmadan nötron olurlar.Przychodziliśmy do Rotondy dlatego, że coś nas do siebie nawzajem ciągnęło.
"Kutsal Damacana 2: İtmen".Helgad åt Herren: 2 Mos.
Boyle 1675 te elekrik çekim ve itmesinin vakumu geçmek gibi davranabileceğini belirtti.Bielke begärde och erhöll 1615 tillåtelse att återvända.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Натхненний Цезарем Десятий легіон посилив натиск і змусив сили Помпея відступити.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Листки супротивні (чергуються в суцвітті), короткочерешкові.
"Kutsal Damacana 2: İtmen".Свята Євхаристія (причастя) 2.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Hustě osrstěný, ale bez praporu (srsti visící zpod něj).
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.V tomto případě Mokoš, případně Živa?
Dolayısıyla insan kendi evrimini Sufizmde bazen ‘gerçek akıl’ denen şeye doğru itmeye davet edilmektedir.Omul este deci invitat să continue evoluția sa înspre ceea ce în Sufism vine numit 'intelect real'.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Datorită exemplului dat de Cezar, legiunea a zecea a început să împingă forțele lui Pompeius.
Çarpışmaların analizinde itme kavramı kullanılmaktadır.Conceptul este folosit în contextul analizelor de regresie.
"Kutsal Damacana 2: İtmen".Profetul Muhammad vol. 2.
1675: Robert Boyle elektriksel çekim ve itmenin vakum genelinde hareket edebileceğini belirtti.1675-ben Robert Boyle kijelentette, hogy az elektromos vonzás és taszítás vákuumon keresztül is hat.
Vazgeçilen bir devindirici hızı daha etkili bir itme kuvveti yaratır.A nagyobb áramlási sebesség nagyobb felhajtóerőt hoz létre.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Ha mégis innen gyűjtjük, feltétlenül mossuk meg a növényt.
Genel olarak sağladığı itme gücü de Saturn V'den daha fazlaydı.Ez is nagyobb volt, mint a Saturn V 33 MN tolóereje.
İki rapçi sıraları geldikçe birbirlerini itmektedirler.Két hím azonban agresszív, amikor találkozik.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.Μπορεί να είναι προσανατολισμένη στο έδαφος και/ή να προσανατολίζεται στη δύναμη.
Erişim tarihi: 18 Nisan 2015. ^ "Birinin beni itmesi lazım".13. juni 2002. ’Hver dag har jeg lyst til at tæske nogen’.
Bu itici yaklaşık 1130 tonluk itme gücü oluşturur.Disse mål har givet en lastekapacitet på omkring 130 tons.
Hiçbir koşulda bir oyuncuyu tutmak, elle itmek ve çelme takmaya izin verilmez.På intet tidspunkt er det tilladt at holde en spiller, skubbe med hænderne eller lave benspænd.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).De mangler helt sugesnabel, men har derimot små, men funksjonelle mandibler (overkjever).
Bunun yanında manyetik alanı itme gibi bir özellikleri daha vardır (diamanyetik).Slik sett er en longdrage (龍) å innordne som den mektigste typen.
Roket motorları tepki motorlarıdır ve Newton’un üçüncü kanunu doğrultusunda itme kuvveti sağlar.Mesin roket adalah mesin reaksi dan memperoleh daya dorong sesuai dengan hukum ketiga Newton.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Hàm lượng các khoáng vật nguyên sinh rất thấp, trừ các khoáng vật rất bền (thạch anh, cao lanh).
Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır, eğer bu zahtemi ihtiyar itmesüz bize gazi demek yalan olur."われに束の間の 労苦と働きのみありしが、 われ大いなる慰めを見いだせり。
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).ボディー突き リーチが短いが、攻撃力のある打撃技。
1675: Robert Boyle elektriksel çekim ve itmenin vakum genelinde hareket edebileceğini belirtti.ロバート・ボイルは1675年に、電気による牽引と反発は真空中で作用し得ると述べた。
Bu itici yaklaşık 1130 tonluk itme gücü oluşturur.これらのエンジンは1基辺り13,000 Nの推進力を生み出す。
Bu itme levhanın diğer tarafındaki gaza baskı yaratıyordu.なお、塀の外側には東京湾が広がっていた。
Bu, tuşların özel karakterler (Komutanlığı, Shift, Option) ile birlikte itmesini göstermiyor.它沒有顯示當鍵與特殊字符(Command,Shift,Option)一起推送時發生的情況。
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).短、寬而直的鼻子,微微凹陷(但不是中斷)。
Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır, eğer bu zahtemi ihtiyar itmesüz bize gazi demek yalan olur."若使干戈不用,兆庶获安,方副朕怀,是公之力。
Bu itmeler sadece enerjinin sistemin içine eklenmesini sağlar.단상 발전기는 단상 전력 시스템의 전력을 발생시키는데 사용될수 있다.
İtme gücü oranları 74,000 ila 115,000 lbf (330 to 510 kN)'dur.Potisk motorjev je od 74.000 do 115.000 (330 do 510 kN).
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Ima plitve korenine, olesenela je le skorja (ne pa korenina).
Çekme ve itmenin farklı akışkanlar nedeniyle olduğunu düşünüyordu.Menil je, da sta privlak in odboj posledica različnih vrst »električnih tekočin«.
Bazı atkılar, bir roket ve jet motoru anlamıyla uçuş sırasında itme sağlarlar.Mõned lendkehad tekitavad tõukejõudu ka lennu enda ajal, kasutades reaktiiv- või rakettmootorit.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).Puhkes õitsele käsitöö (metallitöö), Mustmätta peitleid).
Ayağıyla çantayı bir kenara itmeye çalıştı.Tema on seel oma jalgu puhkand.
Acaba--yani bu wingsuitlerden birisinin arkasından sanki egzos geldiğini gördüm. Bu itmeli bir wingsuit miydi?Apa -- ada gas yang keluar dari belakang pakaian bersayap itu.
Acaba--yani bu wingsuitlerden birisinin arkasından sanki egzos geldiğini gördüm. Bu itmeli bir wingsuit miydi?Was ist das - da kamen Abgase aus dem hinteren Teil des Wingsuit.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Ale jiný pohled na impuls je síla krát změna za čas.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Eine andere Möglichkeit den Kraftstoß zu betrachten ist Kraft mal Zeitänderung.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.Inaczej mówiąc, popęd jest to siła razy zmiana czasu.
Ancak itmeyi başka bir biçimde göstermek de kuvvet çarpı zamandaki değişimdir.עוד דרך להסתכל על המתקף היא - כוח כפול השינוי בזמן,
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Aber Kraft mal Zeitänderung ist gleich Kraftstoß.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale síla krát změna za čas se rovná impulsu.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale siła razy zmiana czasy jest równa popędowi.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.כוח כפול השינוי בזמן שווה למתקף.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Achter hem liep een kind, zijn zoon, rood aangelopen van de inspanning om zijn vader te duwen.