itiraz ile cümle

itiraz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eva bir dul erkek olan Sachs'ın bu yarışmaya girip kazanmasına hiçbir itirazı olmadığı ima eder.Eva dice que a ella no le importaría si Sachs, un viudo, fuera a ganar el concurso.
Edilen iki itiraz teorikti.Hay dos teorías enfrentadas.
Bu itirazların daha yeni bir şekli Ernst Mach tarafından yapılmıştır.Esta ilusión se denomina así debido a Ernst Mach.
İtirazlar, diğer ülkeler tarafından önerisine karşı ortaya atılmıştır.Abstención por parte de todo país a ejercitar presión sobre otros países.
Üç spora itiraz edildi.Se caen tres deportes....
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Los británicos objetaron formalmente este último destino.
Akademik standartların düşmesine sebep olan bu durum, Stallybrass'a itirazlar yöneltilmesine sebep olmuştu.Esto ha llevado al error de creer que los Badgers se convirtieron en los Steelers.
Ancak bu plan, Birleşik Devletler'den gelen itirazlar sonucunda askıya alındı.Sin embargo, estas propuestas fueron abandonadas después de que el gobierno de Estados Unidos interviniera.
Ailenin itiraz etme hakkı vardır.Derecho a la reagrupación familiar.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.Cada uno de los diez acusados se declararon no culpables.
23 Ocak 2014'te cezası itiraz üzerine 18 yıla düşürüldü.El 14 de junio de 2012 fue condenado 18 años de prisión.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)No podemos quedarnos parados. (...)
Şehir, mahkeme kararına itiraz etti.La Fiscalía de la Nación impugnó la decisión del tribunal.
Veronica bu kararada itiraz eder fakat Michael onu susturur.Tom protesta en contra de esta idea, pero Hal le convence.
Karşılaşmanın ardından Beşiktaş Kulübü mücadelenin tekrar edilmesi için itirazda bulunmuştu.Tras este ignominioso suceso la Asociación cuyo cinturón se defendía obligó a una nueva pelea.
Ancak hocası buna itiraz eder.El discípulo lo negó.
Landis, test sonuçlarına İsviçre Lozan'daki Spor Hakem Mahkemesi nde itiraz edeceğine işaret etti.Sin embargo, Karpaty ha indicado que va a llevar el asunto ante el Tribunal de Arbitraje Deportivo en Lausana.
İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir.Si los costos y beneficios son calculados, mostrarán...
Buna itiraz edip görevden istifa etti.Entonces, yo expresé mi disconformidad y ofrecí mi renuncia.
Eleştirel Rasyonalizm: Karl Popper'in pozitivizme yaptığı itiraz ile gündeme gelmiştir.En segundo lugar está el racionalismo crítico, la epistemología de K. Popper.
Yüzbaşı Church buna itiraz ettiğinde, Mekum soğukkanlılıkla onu öldürür.Quando il capitano Church obietta, Mekum gli spara, uccidendolo a sangue freddo.
İtirazı olanlara ithafen 'Ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun.'Parlate ora o tacete per sempre.
Bu yönetmelik, yasal olarak çeşitli vesileyle itiraz edildikten sonra resmen 2002 yılında başlatılmıştır.Questa regola è stata introdotta nel 2002, dopo essere stata contestata legalmente in varie occasioni.
Bir dördüncüsü olan Daugavpils HES planlanmış, ancak güçlü itirazlarla karşılaşıldığı için yapılmamıştır.La quarta, la Daugavpils HES, è stata progettata ma mai realizzata, a causa di proteste popolari.
Edilen iki itiraz teorikti.Due obiezioni sono teoriche.
Buna itiraz edilince de aradaki ipler kopmuş.Lei protestò, ma la parte le fu comunque tolta.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Il governo degli Stati Uniti si oppose a questa causa.
Ailenin itiraz etme hakkı vardır.La famiglia però le si oppone.
İtirazlar ve karşılıklı tartışmalar başladı.Iniziarono i litigi e le incomprensioni.
Üç spora itiraz edildi.Vennero disputate tre gare.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder.Ma per errore colpisce l'uomo sbagliato.
Ancak il seçim kurulu da yapılan itirazı reddetmiştir.Anche l'assioma della scelta viene rifiutato.
Bu sırada Frank Williams'ın itirazları devam etmekteydi.Un'analoga posizione era espressa anche da Frank Williams.
İtiraz KararıContestazione immediata
Aynı zamanda bu metot için birçok itiraz da bulunmaktadır.Tuttavia, ci sono diverse obiezioni al metodo guidato.
Ancak seçimin hileli olduğuna yönelik pek çok itiraz yapıldı.In molti però contestano la regolarità delle elezioni.
Yaşanan karmaşa, halkın hoşnutsuzluğuna ve itirazlarına yol açtı.Il malcontento prodotto da quest'ultima condizione causò dei problemi e rivolte tra la popolazione.
Ancak yapılan itiraz sonucu ligde kalmıştır.L'esito della battaglia rimase comunque in bilico.
Son bölümde ise Kur'an'a şair sözü, sihirbaz sözü şeklinde yapılan itirazlara cevap verilir. ^Nella Sura al-Qiyama il Corano cita la "nafs in preda al rimorso".
Ancak hocası buna itiraz eder.La proposta viene però seccamente rigettata dall'insegnante.
Ancak halifeliğine itirazlar gecikmedi.Il suo interesse per le lingue non tardò a manifestarsi.
Herkes evet oyu verdi. Kimse itiraz etmedi.Все проголосовали за, и никто - против.
Savunma makamı karara itiraz edeceğini belirtti.Защита заявила, что обжалует это решение.
Şirket, karara itiraz edeceğini bildirdi.Компания заявила, что обжалует это решение.
Çünkü Şeytan insanın yaratılmasına itiraz etmiştir.Сатана пребывает внутри человека (и во всем господствует над ним).
Buna Portekiz itiraz edecektir.На данный момент оспаривается Португалией.
Susan annesinin itirazlarını görmezden gelmiş, sonuç olarak Edward ile evlenmiştir.Сьюзен проигнорировала возражения матери и вышла замуж за Эдварда.
Son bölümde ise Kur'an'a şair sözü, sihirbaz sözü şeklinde yapılan itirazlara cevap verilir. ^Конечная буква ß в словах, оканчивающихся на -niß, заменялась на s (-nis в словах Geheimnis, Kenntnis).
Fakat Jobs itiraz etti: "İnternet ve korsanlık albüm fikrini mahvetti.Однако Джобсу было чем возразить: «Пиратство и интернет уже уничтожили саму идею альбомов.
Buna itiraz edip görevden istifa etti.Он отказывается, бросая ей вызов.
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.Возражений ни у кого это не вызвало.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Британское правительство восприняло это с тревогой.
Bunun üzerine dernek itirazda bulunmuştur.Потому его и запретили.
Ama biz de kesinlikle itiraz etmedik.Я сказал, что у меня нет возражений.
Üç spora itiraz edildi.Все три референдума были отклонены.
İtirazlar ve karşılıklı tartışmalar başladı.Мы заспорили и рассорились.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.УНИТА оспаривает объявленные результаты выборов.
Bu pozisyonun ardından hakeme itirazlarda bulunan Engin Baytar kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı.Как показал послематчевый анализ, красная карточка была показана несправедливо.
Kokesh’in karara itirazı reddedilmiştir.Просьба курайшитов была отклонена.
5 Haziran 2017'de Karadağ, Rusya'nın itirazlarına rağmen NATO'nun 29. ve en yeni üyesi oldu.وفي 5 حزيران/يونيو 2017 أصبح الجبل الأسود العضو التاسع والعشرين والأحدث في الناتو، وسط اعتراضات قوية من روسيا.

İlgili Sayfalar