Benim itibarım yıkıldı.My reputation has been destroyed.
Onu kendim uyandırmak itiyorum.I'd like to wake him up myself.
O bunu itiraf etti mi?Did she admit it?
Tom katil olduğunu polise itiraf etti.Tom confessed to the police that he was the murderer.
Dan hareket eden bir trenin altına itildi.Dan was pushed under a moving train.
O, mahkemedeki suçlamalara itiraz etmemeye karar verdi.She decided not to contest the charges in court.
Yalan söylediğini itiraf ediyorsun, değil mi?You admit that you lied, right?
Yalan söylediğinizi itiraf ediyorsunuz, değil mi?You admit that you lied, right?
Dan bile onu itiraf etmedi.Dan didn't even admit that.
Hatalı olduğunu itiraf etmeye hazır mısın?Are you ready to admit you're wrong?
Neden itirafı imzaladın?Why did you sign the confession?
Davalı suçunu itiraf etti.The defendant admitted her guilt.
Dan bir ilişkisi olduğunu Linda'ya itiraf etti.Dan admitted to Linda that he had been having an affair.
Linda onu aldattığını gözyaşları içinde Dan'a itiraf etti.Linda tearfully confessed to Dan that she had been cheating on him.
Dan bir alkolik olduğunu Linda'ya itiraf etti.Dan confessed to Linda that he was a heavy drinker.
Mart 2010 tarihinden itibaren Mary'nin beni sevmesi için bekledim.I have waited for Mary to love me since March 2010.
Ben biraz sarhoş olduğumu itiraf ediyorum.I admit that I was a little drunk.
Benim ona hiç itirazım yok.I have no objection to that.
Onu gördüğün andan itibaren, onun kalbi durdu.From the moment he saw him, his heart stopped.
Her şeyi itiraf etti.She confessed everything.
Ben bugünden itibaren bir hafta boyunca öğle yemeğini atlamak niyetindeyim.I intend to skip lunch for a week starting today.
O, çabucak her şeyi itiraf etti.He quickly confessed everything.
O, hızla her şeyi itiraf etti.She quickly confessed everything.
Sorgulama sırasında suçunu itiraf etti.During the interrogation he admitted his guilt.
Hukuk işkence altında itirafı kabul etmiyor.The law does not accept confession under torture.
Ona işkence etmek anlamsız, o itiraf etmeyecek.There's no point in torturing him, he isn't going to confess.
Savunma avukatı hemen itiraz etti.The defense attorney immediately objected.
Tom'un benzer itirazları vardı.Tom had similar objections.
Kimse itiraz etmedi.No one objected.
O, soyguna katılımını itiraf etti.She admitted her involvement in the robbery.
Korktuğunu itiraf etmede yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with admitting that you're afraid.
Tom ondan yapmasını istediğimiz şeyi yapmadığını itiraf etti.Tom admitted he didn't do what we had asked him to do.
Tom başta şüpheci olduğunu itiraf ediyor.Tom admits he was skeptical at first.
Tom hatalarını itiraf etti.Tom has admitted his mistakes.
"Bilmiyorum" Tom itiraf etti."I don't know," admitted Tom.
Hatalarımı itiraf etmeliyim.I should admit my mistakes.
Tom onu asla itiraf etmeyecek.Tom will never admit that.
Şu an itibarıyla yorum yok.There are no comments up to now.
Bugün lokomotif, trendeki vagonları itiyor.Today, the locomotive is pushing the cars in the train.
Bu andan itibaren, Elsa'nın hayatı sıradan mutlu çocuğun hayatıydı.From this moment Elsa's life was that of the ordinary happy child.
Tom yalan makinası kullanan kişiye her şeyi itiraf etti.Tom confessed everything to the polygrapher.
Tom nihayet cinayeti itiraf etti.Tom finally confessed to the killing.
Tom itirafta bulunmayı kabul etti.Tom agreed to make a confession.
Tom itiraf etmeye başladı.Tom began confessing.
Tom itibarını savunmak zorunda kaldı.Tom had to defend his reputation.
Tom isteyerek itiraf etti.Tom gave a voluntary confession.
Tom polise itiraf etmekten başka bir seçeneği olmadığını hissetti.Tom felt he had no other choice than to confess to police.
Görünüşe göre cuma gününden itibaren çok sıcak olacak.Apparently it's going to be scorching from Friday on.
Mary, Tom ve Jerry'yi öldürdüğünü itiraf etti.Mary confessed to murdering Tom and Jerry.
Son yıllarda, bir asker olarak hizmet etmenin itibarı sürekli düşürüldü.In the recent years, the reputation of serving as a soldier has steadily been lowered.
Eğer Tom'la partiye gidersen bu senin itibarını zarar verir.It would hurt your reputation if you went to the party with Tom.
Tom bu suçları itiraf etti.Tom has confessed to these crimes.
Ben itiraf edecek hiçbir şeye sahip değilim.I have nothing to confess.
Bana gelince, ben sizin bakış açınıza itiraz etmiyorum.As for me, I don't object to your point of view.
İfademin biraz doğrudan olduğunu itiraf ediyorum.I admit, my wording is a bit direct.
Yorgun olduğumu itiraf ediyorum.I confess that I'm tired.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Bu itici yerde bir sürü zor insanlar buldum.In that uninviting place I found too many difficult people.
Şu andan itibaren daha çok çalış.From now on, try harder.
Şu andan itibaren daha iyi yapmak zorunda kalacağız.We'll have to do better from now on.