Tom sadece yaptığı hatayı itiraf etti.Tom just admitted he made a mistake.
Tom itiraz edecek.Tom isn't going to object.
Tom'un itidal ile tepki göstermesini istedim.I asked Tom to react with moderation.
Sanırım Tom itiraf edecek.I think Tom is going to confess.
Tom kelepçelendi ve polis arabasının arkasına itildi.Tom was handcuffed and shoved into the back of the police car.
Yarından itibaren bunun senin görevin olacağını biliyorsun.You know it'll be your duty from tomorrow on.
Bunun gerçekten benim itibarımı yok edeceğini mi düşünüyorsun?Do you really think it will destroy my reputation?
Şirket, önümüzdeki aydan itibaren yeni yönetim sistemini uygulamaya başlıyor.The company is starting to implement the new management system from next month.
Tom, korktuğunu itiraf etti.Tom admitted that he was scared.
Mary korkmuş olduğunu itiraf etti.Mary admitted that she was scared.
Haydi, itiraf et.Come on, admit it.
14 yaşından itibaren Hollanda'da kimlik taşımak zorunluluğu vardır.From the age of 14 one is obliged to carry ID in Holland.
Eğer itiraf etmezsen Tom işlemediği bir suçtan hapse girecekTom is going to go to prison for a crime he didn't commit if you don't confess.
Tom'un hatalarını itiraf etme sorunu var.Tom has trouble admitting his mistakes.
Tom hatalı olduğunda itiraf etme sorunu var.Tom has trouble admitting when he's wrong.
Sihirbazlık, batıl itikadı paraya çevirme sanatıdır.Magic is the art of changing superstition into money.
Etkilendiğimi itiraf etmek zorundayım.I have to admit that I'm impressed.
İlgilendiğimi itiraf etmek zorundayım.I have to admit I'm interested.
Tom Mary'yi çok sevmediğini itiraf etti.Tom admitted he didn't like Mary very much.
Tom gerçekten hasta olmadığını itiraf etti.Tom admitted he wasn't really sick.
Plan için birkaç değişiklik yapmaya itirazım yok.I don't mind making a few changes to the plan.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Tom ne yapacağını bilmediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't know what to do.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't know how to do it.
Onu senin için yapmaya itirazım yok.I don't mind doing that for you.
Tom Mary'yi ne kadar özlediğini itiraf etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit how much he misses Mary.
Karbon kirliliği, iklim değişikliğinin en büyük itici güçtür.Carbon pollution is the biggest driver of climate change.
Tom korkmuş olduğunu itiraf etmek istemiyordu.Tom didn't want to admit that he was scared.
Mary telefon numarasını Tom'a verdiğini itiraf etti.Mary confessed that she had given Tom her phone number.
Şu andan itibaren sadece Türkçe cümleler ekleyeceğim.From this very moment on, I will only contribute in Turkish.
Tom itiraz etti.Tom objected.
Tom'un itibarı kusursuz.Tom's reputation is impeccable.
Bir şey itiraf etmeliyim.I need to confess something.
Sanırım suçunu itiraf etme zamanı.I think it's time to come clean.
Şu andan itibaren senin için daha iyi bir baba olmaya çalışacağım.I'll try to be a better dad to you from here on.
Ben bunun içine itilmiş olmayacağım.I won't be pushed into this.
Şu andan itibaren kendi kararlarımı ben vereceğim.I'm going to make my own decisions from now.
Tom'un buna itiraz edebileceğini düşünmüyor musun?Don't you think Tom might object to this?
Tom kalmak isterse hiçbir itirazım yok.If Tom wants to stay, I have no objection.
Tom gitmek isterse, hiçbir itirazım yok.If Tom wants to go, I have no objections.
Tom'a itiraf etmek için bir şans vermeliyiz.We should give Tom a chance to confess.
Tom onu itiraf etti.Tom admitted that.
Ben buna itiraz etmiyorum.I don't object to that.
Tom bunu asla itiraf etmeyecek.Tom would never admit that.
Tom itiraz edebilir.Tom might object.
Hiç itiraz var mı?Are there any objections?
Herhangi bir itirazın var mı?Do you have any objections?
Tom onu itiraf etmeyi reddetti.Tom refused to admit it.
O onu itiraf etmeyi reddetti.She refused to admit it.
Şu andan itibaren ağlamak yasaklanmıştır.From this moment on it is forbidden to cry.
Eğer doğru değilse o itirafı neden imzaladın?Why did you sign that confession if it wasn't true?
Onun hakkında seninle konuşmak itiyorum.I've been meaning to talk to you about that.
Bütün sahip olduğum şey itibarım.All I have is my reputation.
Herhangi birinin hiç itirazı var mı?Does anyone have any objections?
Hiç itiraz yok.There were no objections.
Tom mücevher çaldığını itiraf etti.Tom confessed to stealing the jewelry.
Onların hepsi itibarını kaybetti.They've lost all credibility.
Bir itiraf imzaladın.You signed a confession.
Bir itiraf imzalamamalıydın.You shouldn't have signed a confession.
Tom sonunda itiraf etti.Tom eventually confessed.