Hasta hissetmeye başladığımı itiraf etmeliyim.I should admit that I started to feel sick.
Herhangi bir itiraz var mı?Is there any objection?
Kör itin öldüğü yerdeyiz.We're in the middle of nowhere.
O henüz itiraf etmedi.Ha hasn't confessed yet.
Tom bisiklet çaldığını itiraf etti.Tom confessed to having stolen the bicycle.
Tom bisikleti çaldığını itiraf etti.Tom admitted that he had stolen the bike.
Onu sevdiğini itiraf etti.He confessed that he loved her.
Şu andan itibaren, artık sigara içmeyeceğim.From now on, I will no longer smoke.
Şu andan itibaren sigara içmeyeceğim.From now on, I will no longer smoke.
Onu itiraf ettir!Make him confess!
Tom Mary'yi öldürdüğünü itiraf etti mi?Did Tom confess to killing Mary?
Tom bu itirafı gönüllü olarak imzaladı mı?Did Tom sign that confession voluntarily?
Tom'u itiraf etmesi için ikna etmelisin.You need to persuade Tom to confess.
Tom yanlış yaptığını itiraf etti.Tom admitted having done wrong.
Tom rüşvet aldığını itiraf etti.Tom admitted he had accepted a bribe.
Tom karısının nerede olduğu hakkında bir fikri olmadığını itiraf etti.Tom admitted he had no idea where his wife was.
Tom korktuğunu itiraf etti.Tom admitted he was afraid.
Tom suçlu olduğunu itiraf etti.Tom admitted he was guilty.
Tom sinirli olduğunu itiraf etti.Tom admitted he was nervous.
Tom suçu işlediğini itiraf etti.Tom admitted that he had committed the crime.
Tom Mary'nin kolyesini çaldığını itiraf etti.Tom admitted that he had stolen the Mary's necklace.
Tom onun doğru olduğunu itiraf etti.Tom admitted that it was true.
Tom camı kırdığını itiraf etti.Tom confessed that he had broken the window.
Tom cinayeti itiraf etti.Tom confessed to the murder.
Tom itiraf etme dürtüsü hissetti.Tom felt the urge to confess.
Tom itiraf etmesi için Mary'yi ikna etti.Tom persuaded Mary to confess.
Onun benim hatam olduğunu itiraf etmeliyim.I must admit that it was my fault.
Bunu hiç duymadığımı itiraf etmeliyim.I must admit that I've never heard of it.
Onu hiç duymadığımı itiraf etmeliyim.I must admit that I've never heard of him.
Hatalı olduğunu itiraf etmek çok cesaret ister.It takes a lot of courage to admit that you're wrong.
Ona ilk baktığım andan itibaren, onun farklı olduğunu biliyordum.From the moment I first laid eyes on him, I knew he was different.
Tom öyle yaptığını itiraf etti.Tom has admitted doing so.
Tom karısını öldürdüğünü itiraf etti.Tom confessed to killing his wife.
Tom sadece Mary'yi öldürmeyi itiraf etti.Tom has just confessed to killing Mary.
Ona itimat edebilir miyiz?Can we trust him?
Tom açık kapıyı itip içeriye baktı.Tom pushed the door open and looked inside.
Tom bir içme sorunu olduğunu itiraf etmek istemedi.Tom didn't want to admit he had a drinking problem.
Bunu itiraf et Tom, bana hala aşıksın.Admit it, Tom, you're still in love with me.
Şu andan itibaren fikirlerini kendine saklamanı öneriyorum.I suggest you keep your opinions to yourself from now on.
Şu andan itibaren, bizden birisin.From now on, you're one of us.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini itiraf etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit that he doesn't know how to do it.
Tom Fransızca konuşamadığını itiraf etti.Tom admitted he couldn't speak French.
Bunun itibarımı mahvedeceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think this will ruin my reputation?
Son toplantı itibariyle, sorun halledilememiştir.As of the last meeting, the problem hasn't been dealt with.
Şu andan itibaren anahtarı unutma.From now on, don't forget the key.
Önümüzdeki haftadan itibaren gözden geçirmelerime başlıyorum.I'm starting my revisions from next week.
Fizikçi kimyayı da seviyor olduğunu itiraf etmeye utandı.The physicist was ashamed to admit that he also likes chemistry.
Bunun bana asla olmadığını itiraf etmeliyim.I have to admit that that never occurred to me.
Onu hiç düşünmediğimi itiraf etmeliyim.I have to admit that I never thought of that.
Tom'un haklı olduğunu itiraf ettim.I admitted that Tom was right.
Şu andan itibaren, onlar daha iyi olacaklar.From now on, they'll be better.
Benim adımın gerçekten Tom olmadığını itiraf ediyorum.I confess my name's not really Tom.
Herhangi bir itirazınız var mı?Do you have any objection?
Tom'un iyi bir itibarı var.Tom has a good reputation.
Tom okuyamadığını itiraf etmek zorunda olmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like having to admit that he can't read.
Tom'un itirazı yoktu.Tom had no objection.
Şu andan itibaren otuz yıl içinde çoğunuz ölecek.Most of you will be dead thirty years from now.
Tom itici, değil mi?Tom is impulsive, isn't he?
Tom benim itirazımı kabul etti.Tom accepted my challenge.
Tom itiraf etmeyecek.Tom isn't going to confess.