it ile cümle
it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom itiraf etmeyecek.Tom isn't going to confess.
Tom itaatsizdi.Tom has been disobedient.
Sen itaatsiz miydin?Were you disobedient?
Tom kendini bir itfaiyeci olarak gizledi.Tom disguised himself as a fireman.
Tom sadece yaptığı hatayı itiraf etti.Tom just admitted he made a mistake.
Tom itiraz edecek.Tom isn't going to object.
Tom'un itidal ile tepki göstermesini istedim.I asked Tom to react with moderation.
Tom Mary'yi pencereden dışarı itti.Tom pushed Mary out the window.
Tom Mary'yi yolun dışına itti.Tom pushed Mary out of the way.
Tom salı suya doğru itti.Tom pushed the raft into the water.
Tom sandalyesini geri itti ve kalktı.Tom pushed back his chair and got up.
Tom kapıyı iterek açtı ve odaya girdi.Tom pushed open the door and entered the room.
Tom kaseyi Mary'ye doğru itti.Tom shoved the bowl toward Mary.
Tom Mary'yi suya itmeye çalıştı.Tom tried to push Mary into the water.
O beni suya itmeye çalıştı.He tried to push me into the water.
Ben Mary'yi suya ittim.I pushed Mary into the water.
Ben Tom'u suya ittim.I pushed Tom into the water.
Tom tekerli sandalyeyi koridordan aşağıya doğru itti.Tom pushed the wheelchair down the hall.
Tom asla itaatsiz değildi.Tom never was disobedient.
Tom kapıyı iterek birazcık araladı.Tom nudged the door open a crack.
Tom Mary'yi uçurumdan itti.Tom pushed Mary off the cliff.
Tom kapıyı açmak için yavaşça itti.Tom slowly pushed open the door.
Tom çok itaatkar değil, değil mi?Tom isn't very obedient, is he?
Tom bir İtalyan şirketi için çalışır.Tom works for an Italian company.
Sanırım Tom itiraf edecek.I think Tom is going to confess.
Tom kelepçelendi ve polis arabasının arkasına itildi.Tom was handcuffed and shoved into the back of the police car.
Ben Fransızca ve sonra da İtalyanca öğrenmek istiyorum.I want to learn French and then Italian.
Yarından itibaren bunun senin görevin olacağını biliyorsun.You know it'll be your duty from tomorrow on.
Bunun gerçekten benim itibarımı yok edeceğini mi düşünüyorsun?Do you really think it will destroy my reputation?
Şirket, önümüzdeki aydan itibaren yeni yönetim sistemini uygulamaya başlıyor.The company is starting to implement the new management system from next month.
Tom, korktuğunu itiraf etti.Tom admitted that he was scared.
Mary korkmuş olduğunu itiraf etti.Mary admitted that she was scared.
Haydi, itiraf et.Come on, admit it.
14 yaşından itibaren Hollanda'da kimlik taşımak zorunluluğu vardır.From the age of 14 one is obliged to carry ID in Holland.
Birçok insan, İtalya'nın güzel şehirlerini ziyaret eder.Many people visit the beautiful towns of Italy.
Birçok İtalyan-Amerikalı, İtalyanca konuşamaz.Many Italian-Americans can't speak Italian.
Tom Mary'yi bir İtalyan restoranına götürdü.Tom took Mary to an Italian restaurant.
Bu bir sonraki şarkıyı gelin ve damada ithaf etmek istiyorum.I'd like to dedicate this next song to the bride and groom.
Eğer itiraf etmezsen Tom işlemediği bir suçtan hapse girecekTom is going to go to prison for a crime he didn't commit if you don't confess.
Tom'un hatalarını itiraf etme sorunu var.Tom has trouble admitting his mistakes.
Tom hatalı olduğunda itiraf etme sorunu var.Tom has trouble admitting when he's wrong.
Ben İtalya'danım.I'm from Italy.
Sihirbazlık, batıl itikadı paraya çevirme sanatıdır.Magic is the art of changing superstition into money.
Etkilendiğimi itiraf etmek zorundayım.I have to admit that I'm impressed.
İlgilendiğimi itiraf etmek zorundayım.I have to admit I'm interested.
Tom İtalyan yemeğini gerçekten çok sevmez.Tom doesn't really like Italian food so much.
Tom Mary'yi çok sevmediğini itiraf etti.Tom admitted he didn't like Mary very much.
Tom gerçekten hasta olmadığını itiraf etti.Tom admitted he wasn't really sick.
Plan için birkaç değişiklik yapmaya itirazım yok.I don't mind making a few changes to the plan.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Tom ne yapacağını bilmediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't know what to do.
Park Street'te harika bir İtalyan restoranı biliyorum.I know a great Italian restaurant on Park Street.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't know how to do it.
Onu senin için yapmaya itirazım yok.I don't mind doing that for you.
Tom bugün İtalyan yemeği yemek istemiyor.Tom doesn't want to eat Italian food today.
Tom Mary'yi ne kadar özlediğini itiraf etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit how much he misses Mary.
Bir İtalyan pizzacısına gittim.I went to an Italian pizzeria.
Mary saçını yüzünden itti.Mary pushed her hair away from her face.
İtalyanca konuşmayacak mıyım?Won't I speak Italian?
İtalyanca konuşmakta mısınız?Have you been speaking Italian?