it ile cümle

it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
İtfaiye erken emekli olabilir.The fire department was able to retire early.
İtibarımı mahvetmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to ruin my reputation?
Bunun itibarımı mahvedeceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think this will ruin my reputation?
Son toplantı itibariyle, sorun halledilememiştir.As of the last meeting, the problem hasn't been dealt with.
Sen nerede İtalyanca öğrendin?Where did you learn Italian?
İtaatsiz çocuklar bu dünyada mutlu olamazlar.Disobedient boys can not be happy in this world.
Ben demiryolu ile İtalya'dan Fransa'ya gideceğim.I shall go from Italy to France by railroad.
Sophia otoriteye sahiptir. O nasıl itaat edileceğini bilir.Sophia has authority. She knows how to be obeyed.
Şu andan itibaren anahtarı unutma.From now on, don't forget the key.
Fransa İtalya'dan, Alplerle ayrılmıştır.France is separated from Italy by the Alps.
O uzun bir süredir Fransa'da yaşayan bir İtalyan Yahudisidir.He is an Italian Jew who has lived in France for a long time.
İki ülke Fransa ve İtalya, Alpler tarafından ayrılır.The two countries of France and Italy are divided by the Alps.
Kapıyı ittim ama o kapalı kaldı.I pushed the door, but it remained closed.
O, okulda itaat eder, ama evde huysuzdur.He obeys in school, but at home he is difficult.
Habere göre İtalyan takımı kazandı.According to the news, the Italian team has won.
İtalyanca ona kadar saymayı becerebilirim.I can manage to count to ten in Italian.
Önümüzdeki haftadan itibaren gözden geçirmelerime başlıyorum.I'm starting my revisions from next week.
Tari Ito suçlu bulundu.Tari Ito was found guilty.
O koyu saçlı İtalyan bir kızla evlendi.He married a dark-haired Italian girl.
Fizikçi kimyayı da seviyor olduğunu itiraf etmeye utandı.The physicist was ashamed to admit that he also likes chemistry.
Bunun bana asla olmadığını itiraf etmeliyim.I have to admit that that never occurred to me.
Onu hiç düşünmediğimi itiraf etmeliyim.I have to admit that I never thought of that.
Tom genellikle oldukça itaatkâr.Tom is usually quite observant.
Tom seni itti mi?Did Tom push you?
Tom'un haklı olduğunu itiraf ettim.I admitted that Tom was right.
Olmam gerektiği kadar itaatkâr değilim.I'm not as observant as I should be.
Paris'e taşınmadan önce İtalya'da Fransızca öğretmenliği yaptı.She taught French in Italy before moving to Paris.
İtalyan mutfağı dünya çapında popülerdir.Italian cuisine is popular around the world.
Bolzano, İtalya'daki Güney Tirol'ün başkentidir.Bolzano is the capital of South Tyrol, in Italy.
Güney Tirol İtalya'da olmasına rağmen, nüfusunun çoğunluğu Almanca konuşur.Even though South Tyrol is in Italy, the majority of the population speaks German.
Güney Tirol, İtalya ve Avrupa'nın en zengin bölgelerinden biridir.South Tyrol is one of the wealthiest regions in Italy and in Europe.
Tom itaatkârdı.Tom was obedient.
İtalya'da asgari ücret ne kadardır?What's the minimum wage in Italy?
Şu andan itibaren, onlar daha iyi olacaklar.From now on, they'll be better.
İtalyanlar gibi konuşuyor musun?Do you speak like the Italians?
Burada uyuyabilirsin. İtiraz etmem.You can sleep here. I don't mind.
İstersen burada uyuyabilirsin. İtirazım yok.You can sleep here if you want. I don't mind.
Benim adımın gerçekten Tom olmadığını itiraf ediyorum.I confess my name's not really Tom.
O senin itaatkarlığın.That's very observant of you.
Ben bu şarkıyı Mary'ye ithaf etmek istiyorum.I'd like to dedicate this song to Mary.
İtaatkâr mıydın?Were you obedient?
Herhangi bir itirazınız var mı?Do you have any objection?
İtfaiye, yangını önledi.The fire brigade prevented a fire.
Kölenin gururunu vardır; o sadece en güçlü despota itaat etmeyi kabul eder.The slave has his pride; he agrees to obey only the most vigorous despot.
Tom'un iyi bir itibarı var.Tom has a good reputation.
Tom okuyamadığını itiraf etmek zorunda olmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like having to admit that he can't read.
Kitabını karısına ithaf etti.He dedicated his book to his wife.
Tom kapıyı iterek açmaya çalıştı.Tom tried to push the door open.
Tom çok itaatkâr değil.Tom isn't very observant.
Tom'un itirazı yoktu.Tom had no objection.
Tom itaatkar değil.Tom isn't obedient.
Şu andan itibaren otuz yıl içinde çoğunuz ölecek.Most of you will be dead thirty years from now.
Tom bugün çok itaatkar davranıyor, değil mi?Tom is being very obedient today, isn't he?
Tom oldukça itaatli, değil mi?Tom is quite observant, isn't he?
Tom çok itaatli, değil mi?Tom is very observant, isn't he?
Tom itaatli, değil mi?Tom is observant, isn't he?
Tom çok itaatkar, değil mi?Tom is very obedient, isn't he?
Tom itaatkâr, değil mi?Tom is obedient, isn't he?
Tom itici, değil mi?Tom is impulsive, isn't he?
Tom benim itirazımı kabul etti.Tom accepted my challenge.

İlgili Sayfalar