it ile cümle

it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Karbon kirliliği, iklim değişikliğinin en büyük itici güçtür.Carbon pollution is the biggest driver of climate change.
Tom korkmuş olduğunu itiraf etmek istemiyordu.Tom didn't want to admit that he was scared.
İtiraf edilen bir günah yarı yarıya bağışlanır.A sin confessed is half forgiven.
İtalyanlar kahve içmezler.Italians do not drink coffee.
Mary telefon numarasını Tom'a verdiğini itiraf etti.Mary confessed that she had given Tom her phone number.
İtalya'da yapılan bu titanyum bisiklet inanılmaz hafiftir.This titanium bicycle made in Italy is incredibly lightweight.
İtfaiyeciler yangın olmadığında ne yapar?What do firefighters do when there are no fires?
Şu andan itibaren sadece Türkçe cümleler ekleyeceğim.From this very moment on, I will only contribute in Turkish.
Bildiğim kadarıyla, İtalya'da doğmuş.As far as I know, he was born in Italy.
İtfaiyeciler, yangını binanın arkasında kontrol altına alabildiler.Firefighters were able to contain the fire to the rear of the building.
Gönüllü itfaiyeciler bu durumda, tanınmamış gerçek kahramanlardır.The volunteer firefighters are the real unsung heroes in this situation.
Tom itiraz etti.Tom objected.
Tom'un itibarı kusursuz.Tom's reputation is impeccable.
İtici olmak için kötü bir zaman.It's a bad time to be impulsive.
Bir şey itiraf etmeliyim.I need to confess something.
Sanırım suçunu itiraf etme zamanı.I think it's time to come clean.
Şu andan itibaren senin için daha iyi bir baba olmaya çalışacağım.I'll try to be a better dad to you from here on.
Tom ıslak elbiselerini kurutucu içine itti.Tom shoved his wet clothes into the dryer.
Tom, Mary'yi sandalyeye itti.Tom pushed Mary into the chair.
Ben bunun içine itilmiş olmayacağım.I won't be pushed into this.
İtiraf edecek hiçbir şeyim yok.I've got nothing to confess.
Tom Mary'yi arka koltuğa itti.Tom shoved Mary into the backseat.
Tom ayağıyla sessiz alarmı itti.Tom pushed the silent alarm with his foot.
Şu andan itibaren kendi kararlarımı ben vereceğim.I'm going to make my own decisions from now.
Tom gerçekten itaakatkâr, değil mi?Tom really is submissive, isn't he?
Tom'un buna itiraz edebileceğini düşünmüyor musun?Don't you think Tom might object to this?
İtaat yeterli değil.Obedience is not enough.
Tom kapıyı itti ve odaya doğru yürüdü.Tom pushed open the door and walked into the room.
İtfaiyeci olan bir arkadaşım var.I have a friend who's a fireman.
Tom kalmak isterse hiçbir itirazım yok.If Tom wants to stay, I have no objection.
Tom akşam yemeği için İtalyan yemeği yemek istiyor.Tom wants to eat Italian food for dinner.
Tom gitmek isterse, hiçbir itirazım yok.If Tom wants to go, I have no objections.
Tom'a itiraf etmek için bir şans vermeliyiz.We should give Tom a chance to confess.
Tom onu itiraf etti.Tom admitted that.
Ben buna itiraz etmiyorum.I don't object to that.
Tom bunu asla itiraf etmeyecek.Tom would never admit that.
Tom itiraz edebilir.Tom might object.
Tom Mary'ye itaat etti.Tom obeyed Mary.
Hiç itiraz var mı?Are there any objections?
Herhangi bir itirazın var mı?Do you have any objections?
Sadece İtalyanca konuşuyorum.I speak only Italian.
Ben yalnızca İtalyanca konuşurum.I only speak Italian.
İlk İtalyanca kursumuza hoş geldiniz.Welcome to our first class in Italian.
İtalyanca sınıfları ne zaman başlayacak.When will the Italian classes start?
İtalyanca dersi ne zaman başlayacak?When will the Italian class start?
İtalyanca kursu ne zaman başlayacak?When will the Italian course start?
Tom onu itiraf etmeyi reddetti.Tom refused to admit it.
O onu itiraf etmeyi reddetti.She refused to admit it.
Benim İtalyancam o kadar kötü mü?Is my Italian so bad?
Şu andan itibaren ağlamak yasaklanmıştır.From this moment on it is forbidden to cry.
Hiç kimse size itaat etmeyecek.No one will obey you.
Eğer doğru değilse o itirafı neden imzaladın?Why did you sign that confession if it wasn't true?
Onun hakkında seninle konuşmak itiyorum.I've been meaning to talk to you about that.
Bütün sahip olduğum şey itibarım.All I have is my reputation.
Emirlere itaat etmek zorundayız.We have to obey orders.
Onlar emirlere itaat ettiler.They obeyed orders.
Herhangi birinin hiç itirazı var mı?Does anyone have any objections?
Hiç itiraz yok.There were no objections.
Hiç kimse artık sana itaat etmeyecek.No one will obey you now.
İtirazınız not edildi.Your objection is noted.

İlgili Sayfalar