it ile cümle

it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom suçlu olduğunu itiraf etti.Tom admitted he was guilty.
Tom sinirli olduğunu itiraf etti.Tom admitted he was nervous.
Tom suçu işlediğini itiraf etti.Tom admitted that he had committed the crime.
Tom Mary'nin kolyesini çaldığını itiraf etti.Tom admitted that he had stolen the Mary's necklace.
Tom onun doğru olduğunu itiraf etti.Tom admitted that it was true.
Tom camı kırdığını itiraf etti.Tom confessed that he had broken the window.
Tom cinayeti itiraf etti.Tom confessed to the murder.
Tom itiraf etme dürtüsü hissetti.Tom felt the urge to confess.
Tom itiraf etmesi için Mary'yi ikna etti.Tom persuaded Mary to confess.
Tom köpeğini dolaba itti ve kapısını kapattı.Tom pushed his dog into the closet and closed the door.
Tom kilidi açık kapıyı iterek açtı.Tom pushed the unlocked door open.
Tom yemek tabağını Mary'ye doğru itti.Tom shoved his plate of food toward Mary.
İtfaiyeci yangın hakkında konuşuyor.The firefighter is talking about the fire.
İtfaiye arabası yolda.The fire engine is on its way.
İtfaiye, alevleri kontrol altına getirmek için çalışıyor.The firefighters are trying to bring the flames under control.
Onun benim hatam olduğunu itiraf etmeliyim.I must admit that it was my fault.
İtiraf etmek o kadar zor değildi, değil mi?That wasn't so hard to admit, was it?
Biz İtalya'dayız.We're in Italy.
Bunu hiç duymadığımı itiraf etmeliyim.I must admit that I've never heard of it.
Onu hiç duymadığımı itiraf etmeliyim.I must admit that I've never heard of him.
Hatalı olduğunu itiraf etmek çok cesaret ister.It takes a lot of courage to admit that you're wrong.
Ona ilk baktığım andan itibaren, onun farklı olduğunu biliyordum.From the moment I first laid eyes on him, I knew he was different.
Tom öyle yaptığını itiraf etti.Tom has admitted doing so.
Tom karısını öldürdüğünü itiraf etti.Tom confessed to killing his wife.
Tom dikkatlice açık kapıyı itti ve odaya girdi.Tom cautiously pushed the door open and entered the room.
Tom sadece Mary'yi öldürmeyi itiraf etti.Tom has just confessed to killing Mary.
Ona itimat edebilir miyiz?Can we trust him?
Tom açık kapıyı itip içeriye baktı.Tom pushed the door open and looked inside.
Tom'un sizi bu şekilde itmesine izin vermemelisiniz.You shouldn't let Tom push you around like that.
Tom tabağını bir kenara itti ve yeterince yediğini söyledi.Tom pushed his plate away and said that he had eaten enough.
Tom sandalyesini geriye itti ve ayağa kalktı.Tom pushed his chair back and stood up.
"Tom kahvaltı pişiriyor." "İtfaiyeyi aramamız gerekir mı?""Tom's cooking breakfast." "Should we call the fire department?"
Tom bir içme sorunu olduğunu itiraf etmek istemedi.Tom didn't want to admit he had a drinking problem.
Bunu itiraf et Tom, bana hala aşıksın.Admit it, Tom, you're still in love with me.
İtalya, Akdeniz'le çevrilidir.Italy is surrounded by the Mediterranean Sea.
İtalya'da yaşamak isterim.I'd like to live in Italy.
İtalya'nın iki dağ sırası vardır, Alpler ve Apeninler.Italy has two mountain ranges, the Alps and the Apennines.
İtalya'nın en ünlü iki volkanı Vezüv ve Etna'dır.The two most famous volcanoes of Italy are Vesuvius and Etna.
İtalya'daki en uzun nehir Po'dur.The longest river in Italy is the Po.
Tom tekerlekli sandalyeyi Mary'nin odasına doğru itti.Tom pushed the wheelchair into Mary's room.
İtalyan bayrağının renkleri beyaz, kırmızı ve yeşildir.The colors of Italian flag are white, red and green.
Britanya İtalya'dan daha soğuktur.Britain is colder than Italy.
Rusya İtalya'dan daha büyük.Russia is bigger than Italy.
İtalya'nın sahilleri yazın kalabalıktır.Italy's beaches are crowded in the summer.
Onlar İtalyalı.They are from Italy.
Şu andan itibaren fikirlerini kendine saklamanı öneriyorum.I suggest you keep your opinions to yourself from now on.
İtalya'ya ne zaman döneceksin? Gelecek yıl döneceğim."When will you return to Italy?" "I will return next year."
İtalya'da soyguncunun bir silahı yoksa silah kullanamazsınız.In Italy you can't use a gun if the robber doesn't have a weapon.
İtalya'da çocuk saflık sembolüdür.In Italy the child is a symbol of innocence.
Tom beni itti.Tom gave me a shove.
Tom, Mary'yi yavaşça itti.Tom gave Mary a gentle push.
İtiraf etmeliyim, senin planın hakkında bazı kaygılarım var,I must admit, I have some misgivings about your plan.
Tom Mary'yi biraz itti.Tom gave Mary a little shove.
Lastiklerden biri boşaldığı için bisikletimi itmek zorundayım.I have to push my bike because one of the tyres is flat.
Şu andan itibaren, bizden birisin.From now on, you're one of us.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini itiraf etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit that he doesn't know how to do it.
Tom ebeveynlerine itaat etmiyor.Tom doesn't obey his parents.
Sen itaatkar mısın?Are you observant?
Tom Fransızca konuşamadığını itiraf etti.Tom admitted he couldn't speak French.
Sanırım Tom itaatkar.I think Tom is obedient.

İlgili Sayfalar