Osmanlı İmparatorluğu isyanı bastırmak için Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı.구제안과 관련해서 러시아 제국에게 도움을 요청하려는 시도도 있었다.
Hayatının kalan anlarını dileklerini gerçekleştirmek istemektedir.자신의 소망을 잃어버렸기에 타인의 소망을 이루어준다.
Kameraman olmak istemektedir.동경하는 사람은 카메라맨.
Baba (Metin Coşkun) - Bir kolunu kaybetmiş Baba, oğlunun sağ salim dönmesini istemektedir.부모님께 효도할 것과 이를 통해 자식에게 본보기가 됨을 강조.
Fakat Aodhan, başından beri farklı bir şey istemektedir.하지만 시노드는 시작부터 우여곡절이 많았다.
Kadın ayrılmak, sevgilisi ise barışmak istemektedir.사랑을 위해 우정도 포기할 수 있는 여자.
Çocuklarına çok fazla değer verdiği için onların hep yanında olmasını istemektedir.너희 자녀들이 아주 친근한 그 세계에서 너희는 항상 이민자에 불과하기 때문에 네 아이들을 두려워하고 있구나.
Kahraman olmayı istemektedir.רציתם להיות גיבורים?
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.היא אינה מרוצה מכוחותיה, ורוצה לחזור לחיים רגילים.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.ביטול הדת בתור אשליית האושר של העם הוא הדרישה לאושרם האמיתי.
Bordo, ‘teoriyi daha gerçekçi’ hale getirmek istemektedir.בורדו רוצה "להביא את התאוריה חזרה לקרקע".
Polis olmayı istemektedir.הוא מבקש שיתקשרו למשטרה.
Menzil atlarının neden gelmediklerini öğrenemek istemektedirler.לא ידוע מדוע מגיעים האווזים לגובה זה.
Kendisi de annesinden kurtulmak istemektedir.הוא לא רצה לאכזב את אמו.
Osmanlı İmparatorluğu isyanı bastırmak için Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı.השלטונות ביקשו את עזרת הצבא הרוסי לדיכוי המרד.
Şimdi mücevherleri onlar da istemektedir.היהודים אף הם מתחפשים.
Zygmunt tahtı kendisi için istemektedir.נערה דרומית שרוצה את גרג לעצמה.
Theseus büyük bir yeis içindedir ve intihar etmek istemektedir.כדי שאיאס יפסיק את הבושה הוא חייב להתאבד.
Aminta çoban olarak kalmak istemektedir.אל נלך כצאן לטבח!
Miranda'nın kocası ondan boşanmak istemektedir.אשתו של מארק מסרבת להתגרש ממנו.
Babası, köleliğin kaldırılmasını istemektedir.אביו היה פעיל בתנועה לביטול העבדות.
Bütün maden işçileri Johnson'un aşılmasını istemektedirler.עם זאת, הסכים ג'ונסון להתמנות לסגנו של ג'ון.
Çünkü önce kendisini anlamasını istemektedir.ושאולי תחשוב שהיא תתקשר אלינו קודם?
Mafya adamıdır ve imparatorluğu yönetmek istemektedir.עובדה זו אפשרה לקסם להמשיך ולשלוט באימפריה.
Marenka mutsuzdur, çünkü ailesi onu hiç tanımadığı bir erkele evlendirmek istemektedir.השניים התארסו, אולם היא נלחצה מנישואין לאדם שהיא לא מכירה.
Altınları bulmak istemektedir.היא השיגה את הזהב.
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.בצר לו, הוא פונה לקרישנה לעזרה.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.לא היה לו עניין בפוליטיקה של ארצו, והוא העדיף לנהל את נכסיו בעזרת באי-כוחו.
Shannon haykırarak Boone'dan yardım istemektedir.הוא שמע את אמנדה ברי צועקת לעזרה.
Babasının izinden gidip bir film yapımcısı olmak istemektedir.מנסה לפלס את דרכו להפוך למפיק במחזה.
Aşkını ona açıklamak istemektedir.במכתב היא מביעה את אהבתה אליו.
Sağ eliyle atı istemektedir.ע"ש סוסו המועדף.
Fakat Aodhan, başından beri farklı bir şey istemektedir.לעומתו ניוטון הניח כי קיימת תאוצה מוחלטת.
Nerdeyse onun teslim olmasını istemektedir.Напротив, желае да се избегнат.
Enrico ile barışmak ve Lucia ile evlenmek istemektedir.Той се надява да се помири с Енрико и да се ожени за Лучия.
Yazar olmak istemektedir.Желае да стане писател.
Stossel onların tutuklanmasını istemektedir.Гестапо иска да бъде арестуван.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Сега кръстоносците започват похода си към Йерусалим.
Bu nedenlerle ülkedeki laik kesim sivil evliliğin kurumsallaşmasını istemektedir.Например в случая на гражданство получено поради сключването на граждански брак.
Bütün maden işçileri Johnson'un aşılmasını istemektedirler.Хищническата стратегия на M. johnsonii е да изчаква от засада.
Aslı bir mesaj imzalamak istemektedir.Желателно е предварително записване.
STAVKA ayrıca, söz konusu taarruzun 5 - 7 Ocak tarihleri arasında yapılmasını istemekteydi.Свидетел твърди, че колата е била там от 5 до 7 март.
Siyasi kültür, zaman istemekle birlikte gelişmektedir.ГПИ еволюират с времето.
Ama Kelebek buradan da ayrılmak istemektedir.Все пак биволите отказали да тръгнат.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.По съвет на майка си, се отправил да търси баща си.
Şimdi mücevherleri onlar da istemektedir.Те също привличат младите към съюза.
Fakat Ermeniler barış istemek için Şam'a bir heyet gönderdiler.Самнитите изпращат пратеници да преговарят за мир.
Cücelerden yardım istemek zorundadır.Всеки иска да помогне на клетниците.
ABD yönetimi yeni başa gelecek hükümetle “barış içinde yaşamak” istemekteydi.Američki političari su htjeli "novu vladu, s kojom bi Sjedinjene Države živjele u miru".
Zsupan yardım istemek için bağırmaya başlar.Međutim, majka započne vrištati upomoć.
Aşkını ona açıklamak istemektedir.Tamo ju nauči kako voljeti.
Altınları bulmak istemektedir.Želi novac ili zlato.
Şimdi mücevherleri onlar da istemektedir.Međutim, društvo odlučuje naći dragulje.
Cücelerden yardım istemek zorundadır.Pažani su zatražili pomoć od Zadrana.
O da Timon'dan para istemek niyetindedir.Anonimno donira novac za Timov lijek.
Maçın başında her iki takım da kendi topları ile oynamak istemekteydi.Svaki igrač na početku igre ima dva topa.
Babası, köleliğin kaldırılmasını istemektedir.Zalagao se za ukidanje ropstva.
Ancak Abdülkadir, İngilizlerden kendilerine sunulandan daha fazlasını istemektedir.Bio je poznat kao više naklonjen Arapima, nego Britancima, za razliku od svojih prethodnika.
Bunlar kişi kendi kışlalarında geçirmek istemekteydiler.Osobno je posjetio te logore.
Austin onu tekrar bulmak istemektedir.Chaplin je pokušava ponovno osvojiti.