Ana içeriğe geç
Sözlük

isteksiz ile cümle

isteksiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onun isteksiz katılmasından sonra, 17. doğum gününde New York'ta yöneldi.All'inizio riluttante, decise di seguirla a New York il giorno del suo diciassettesimo compleanno.
Jack isteksizce kabul eder.Jack accetta con riluttanza.
İsteksiz bir şekilde o da öldürmeye başlamıştır.Disperata si uccise anch'ella.
Deckard görevi isteksiz bir şekilde kabul eder.Wasim cerca disperatamente un lavoro.
Rick, isteksizce onu öldürür.Roy quasi lo uccide.
Lincoln isteksizce Kellerman'ı takip eder.Ad accompagnarlo c'è proprio Kellerman.
Hükümet, isteksiz bir şekilde bunu onaylamıştır.Il Senato approvò senza riserve.
Maria rolü isteksizce kabul eder.Nessuno voleva parlare del vero ruolo di Maria.
Önce isteksizce yaklaşılan bu isteği MC sonunda kabul etti.Benché all'inizio riluttante, Topolino alla fine acconsente.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Интеллигентный, нерешительный Паулюс колебался.
David isteksizce bu teklifi kabul eder.Уильям охотно принимает его предложение.
Hükümet, isteksiz bir şekilde bunu onaylamıştır.Правительство категорически отказало.
İsteksiz bir şekilde o da öldürmeye başlamıştır.وما زال قتلها دون حل!
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.للتخفيف من المخاطر، تحجم الشركات عن وضع سلسلة الكتلة في صلب هيكل الأعمال.
Lise eğitimindeki aksaklıklar ve kişisel isteksizliği yüzünden parlak bir eğitim hayatı olmadı.ولم تكن حياته التعليمية لامعة بسبب التخلف الذي في التعليم الثانوي وعدم رغبته الشخصية في ذلك.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.تتسم ليديا بكونها طائشة، وعنيدة.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.ولكنه في الواقع عارض علانيةً التدخل الأمريكي في فيتنام.
Almanya'ya döndükten sonra Auschwitz'de yaptıkları hakkında konuşmaya isteksiz normal bir hayatı seçti.Ao retornar à Alemanha, ele conduziu uma vida normal, relutante em falar sobre seu tempo em Auschwitz.
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.Apesar da perda da Mesembria, os bizantinos não estavam dispostos a firmar paz.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Contra sua vontade, Leslie o faz, relutantemente.
Angle isteksizce bunu kabul etti ve sonuç olarak bu maç, 4'e 3 handikap TLC maçına dönüştü.Angle concordou relutantemente e, como resultado, transformou em uma luta handicap 4 contra 3.
Adventistler tarihleri boyunca resmî bir inanç açıklaması oluşturmaya isteksiz olmuşlardır.Seus defensores resistem à elaboração de qualquer declaração formal de um credo.
Graham, isteksiz bir şekilde Ryan'ın Aaron ile yerel bir kafade konuşması için izin verir.Graham relutantemente permite que Ryan vá com Aaron a um café local para que os dois possam conversar.
Wolverine isteksizce de olsa onu yanına alır.August relutantemente vai com ele.
Prens isteksizce Kaileena'yla dövüşür ve onu öldürür.Falso: O Prince enfrenta Kaileena e a mata.
Tarihçilere göre, Pers garnizonları Kavad'dan gelen mektuplarına rağmen terk etmekte isteksiz davrandılar.De acordo com os cronistas, as guarnições persas estavam relutantes, apesar das cartas de apoio de Cavades.
İsteksizce kabul eder ve köylülere savaş eğitimi vermeye çalışır.Relutantemente ele aceita, e tenta se impor para preparar a vila para a luta.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.Ele estava preocupado em envolver os Estados Unidos numa guerra terrestre na Ásia.
Öte yandan Kartaca aristokrasisi bu tür yatırımlar konusunda isteksizliğini sürdürmüştür.Trump, no entanto, permanece como proprietário formal de todos estes investimentos.
David isteksizce bu teklifi kabul eder.Karen relutantemente aceita a situação.
Tom isteksizce itaat etti.Tom obedeceu relutantemente.
MGM'nin başı olan Louis B. Mayer, rolü kabul etmekte isteksiz olan Gable ile bir anlaşma yaptı.Louis B. Mayer, de eigenaar van MGM, overtuigde hem ervan toch mee te werken.
İsteksiz bir şekilde o da öldürmeye başlamıştır.In geen tijd begon hij ook slachtoffers te vermoorden.
Vernon enişte ve karısı Harry'yi küçük bir yaştan beri isteksiz bir şekilde büyütmüşlerdir.Herman en zijn vrouw Petunia hebben Harry van meet af aan met grote tegenzin opgevoed.
Balboa ilerleyen yaşına rağmen boks için isteksizdir ancak sonunda onu çalıştırmayı kabul eder.Balboa zegt toe, maar met als doelstelling om wél nog één laatste keer voluit te gaan.
Jack isteksizce kabul eder.Jack wordt wantrouwend.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Maar zij weigerden alle drie.
Deckard görevi isteksiz bir şekilde kabul eder.Niechętny Deckard zostaje zmuszony do przyjęcia zadania.
Maria rolü isteksizce kabul eder.Maria bardzo poważnie potraktowała swoją rolę.
Lise eğitimindeki aksaklıklar ve kişisel isteksizliği yüzünden parlak bir eğitim hayatı olmadı.Urok osobisty i talent polityczny miały rekompensować brak wyższego wykształcenia.
Griezmann'ın ailesi başlangıçta İspanya'ya taşınmak için isteksiz oldular fakat bir zaman sonra kabul ettiler.Kossakowski początkowo chce odejść, ale decyduje się zostać.
Wolverine isteksizce de olsa onu yanına alır.Wilk najwidoczniej chce, by je odzyskał.
Jimmi Simpson, William, isteksizce ilk defa Westworld'ü arkadaşı Logan'la ziyaret eden biri.Jimmi Simpson – William, en motvillig nykomling till Westworld, som följer med sin svåger, Logan.
Jimmy bunu isteksizce kabul eder.Marianne går motvilligt med på detta.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Bara tre länder röstade mot förslaget.
Wilson isteksizce kabul eder.Бостонія категорично проти.
"İsteksizler", İng. "the Unwilling") olarak bilindiler.«Зловмисники, як завжди, залишилися невідомими» (італ.
MGM'nin başı olan Louis B. Mayer, rolü kabul etmekte isteksiz olan Gable ile bir anlaşma yaptı.Але бос студії MGM Луїс Б. Майер, не включені в угоду, завдали удару у відповідь.
Sellers özel hayatını konuşmak konusunda isteksizdi.Sellers byl velmi zdrženlivý, pokud přišla řeč na jeho osobní život.
Jack isteksizce kabul eder.Max tedy neochotně souhlasí.
Bu durumda yeni kocasına karşı bir isteksizlik içerisine girebilir.Zároveň by mohlo dojít k neposlušnosti vůči svému pánu.
Hükümet, isteksiz bir şekilde bunu onaylamıştır.Král na to souhlasně přikývl.
Oliver öpücüğe karşılık verir ama daha ileri gitmeye isteksizdir.Oliver se cítí vinen, ale musí mlčet.
Arnavutluk, daha önce yarışmaya katılmaya isteksizdi fakat 2012 yılında katılmaya karar verdiler.Nicméně město nikdy nevyhrálo volbu zaručující konání tohoto sportovního svátku v roce 2012.
Mallette isteksizdi; şöyle dua ettiğini hatırladı, "Tanrı'm, onu sana verdim.Dacă era fată, se rostesc următoarele cuvinte: Allah mi-a dăruit-o.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Killy vorbește foarte puțin și rar ezită să lupte.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.De fapt, Spania nu avea nici un interes să atragă SUA în conflict.
Wilson isteksizce kabul eder.Wilson nehezen fogadja a dolgot.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Kennedy erélyesen, de visszafogottan reagált.
Jack isteksizce kabul eder.Jack azonban hajthatatlan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod