Geri ver bana sağladığın kurtuluş sevincini, Bana destek ol, istekli bir ruh ver.求你 使 我 仍 得 救恩 之 樂 、 賜 我 樂意 的 靈扶 持 我
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyor자 보세요, 터보가 매우 집중하고 있죠 날개를 쓰다듬는 것을 지금 터보는 다른 사람을 보고,
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyorTurbo è abbastanza preso a dare i colpetti con la pinna.
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyorTurbo e destul de insistent cu aripioara lui.
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyorאתם רואים שטורבו מאד ממוקד בטפיחת הסנפיר שלו. וכעת הוא מביט בבחור השני,
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyorو سترون أيضاً أن نية توربو الطيبة حين قام بتربيت زعنفته و الآن هو ينظر للشخص الآخر
Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyor羽をバタつかせています 友達の方は生徒の方を見て 「本当に変なやつだな」という感じで
Günümüzde; öğrenmeye gerçekten, gerçekten ama gerçekten istekli olan herkes için harika bir zaman.오늘 날엔, 배우고자 동기부여가 된다면, 정말로, 정말 정말 배우길 원한다면, 지금은 놀라운 시기입니다. 모두에게요.
Günümüzde; öğrenmeye gerçekten, gerçekten ama gerçekten istekli olan herkes için harika bir zaman.本当に切実に学びたいなら、 それって素晴らしい時ですよね、誰にとっても ウィキペディアを見るとか、ウェブの最新情報に アクセスすることが出来れば
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi."무릇 마음이 감동된 자와 무릇 자원하는 자가 와서 성막을 짓기 위하여 그 속에서 쓸 모든 것을 위하여, 거룩한 옷을 위하여 예물을 가져 여호와께 드렸으니"
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.ויבאו כל איש אשר נשאו לבו וכל אשר נדבה רוחו אתו הביאו את תרומת יהוה למלאכת אהל מועד ולכל עבדתו ולבגדי הקדש׃
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.ثم جاء كل من انهضه قلبه وكل من سمّحته روحه. جاءوا بتقدمة الرب لعمل خيمة الاجتماع وكل خدمتها وللثياب المقدسة.
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.凡 心 裡 受 感 、 和 甘 心 樂 意 的 、 都 拿 耶 和 華 的 禮 物 來 、 用 以 作 會 幕 和 其 中 一 切 的 使 用 、 又 用 以 作 聖 衣
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırının yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için RABbe armağan getirdi.凡心 裡 受 感 、 和 甘心樂意 的 、 都 拿 耶和華 的 禮物來 、 用以 作 會幕 和 其中 一切 的 使用 、 又 用 以作 聖衣
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Al doilea e că pertenerul e dispus să muncească chiar dacă nu e interesat de hrană.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.A másik, hogy a partner hajlandó-e dolgozni akkor is, ha nem érdekli az étel.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.A segunda é que o parceiro está disposto a trabalhar ainda que não esteja interessado na comida.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Den anden pointe er, at partneren er villig til at arbejde selvom han ikke er interesseret i maden.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Det andra är att partnern är villig att arbeta trots att han inte är hungrig.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Drugi del pa je, da je partner pripravljen pomagati, čeprav ga hrana ne zanima.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Druhá je, že partner je ochotný pracovať, hoci nemá záujem o jedlo.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.El segundo es que el compañero está dispuesto a ayudar aunque no esté interesado en la comida.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Het tweede is dat de partner bereid is te werken, ook al heeft hij geen honger.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Il secondo è che il partner è disposto ad aiutarlo pur non essendo interessato al cibo.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.두번째로 흥미있는 점은 그의 파트너는 먹이에 관심이 없는데도 일을 해준다는 거죠.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.La deuxième est que le partenaire est prêt à travailler même si la nourriture ne l'intéresse pas.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Po drugie partner jest skłonny do współpracy nawet bez zainteresowania jedzeniem.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Thứ hai là một cộng sự sẵn sàng làm việc mặc dù nó không quan tâm đến thức ăn.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Toisaalta kumppani on halukas työhön, vaikkei olekaan kiinnostunut ruoasta.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Und zweitens ist der Partner bereit zur Arbeit, obwohl er sich nicht für das Essen interessiert.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Yang kedua adalah bahwa rekannya mau bekerja walaupun dia tidak tertarik pada makanannya.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Za druhé, partner je ochoten pracovat, i když nemá zájem o získání potravy.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Το δεύτερο είναι πως ο συνεργάτης είναι πρόθυμος να δουλέψει ακόμα και αν δεν ενδιαφέρεται για το φαγητό.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Во-вторых, партнёр готов помочь, хотя он и не заинтересован в еде.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.Втората е, че партньорът иска да дърпа, въпреки че не се интересува от храната.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.По-друге, партнер готовий допомогти, хоча його й не цікавить їжа.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.הדבר השני הוא, שבן הזוג מוכן לעבוד למרות שהוא אינו מעוניין באוכל.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.الثاني هو الشريك الذي هو على استعداد للعمل على الرغم من أنه ليس مهتما بالطعام.
İkincisi bu partner, yemek derdi olmasa da çalışmaya istekli.餌に興味が無くても 協力していることです これは 互恵 と関係があるようです
İnsanların bu malı spotta almak için çok istekli olmaları size bir ipucu verebilir.Samozřejmě že pokud jsou lidé zoufalí tak je poptávka.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Ci deve essere la volontà di fare delle buone azioni, ma non, ovviamente, a costo della nostra salute.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Debe haber voluntad para hacer buenas acciones, pero naturalmente, no a expensas de nuestra propia cordura.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Det måste finnas en vilja att utföra goda gärningar, men självklart inte på bekostnad av vår eget förstånd.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Do dobrych uczynków potrzebna jest wola, ale nie za cenę rozsądku.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Er moet een bereidheid zijn om goed te doen, maar natuurlijk niet ten koste van je eigen gezondheid.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Harus ada kerelaan dalam berbuat baik, tetapi tentunya juga tidak dengan mengorbankan diri sendiri.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.선행을 실천하겠다는 의지가 필요합니다. 하지만 물론 우리 스스로의 삶을 먼저 챙기면서 말이죠.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Phải có sự mong muốn làm điều tốt nhưng không phải, tất nhiên, bằng sự tiêu phí sự tinh thần của chúng ta.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Tem que haver uma vontade de fazer boas ações, mas não, evidentemente, à custa da nossa própria sanidade.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Trebuie sa existe o dorinta de a face lucruri bune, dar nu, bineinteles, in detrimentul cumpatarii proprii.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Повинно існувати бажання робити хороші вчинки, але, звичайно, в межах власного здорового глузду.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.Трябва да има готовност да се вършат добри дела, но не, разбира се, за сметка на собствения ни здрав разум.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.חייבת להיות הנכונות לעשות מצוות, אבל כמובן, לא על חשבון השפיות שלנו.
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.يجب ان يكون لدينا رغبة بالقيام بالامور الجيدة ولكن ليس على حساب حياتنا الخاصة
İyi işler yapmak için istekli olmak gerekir ama tabi ki, bunun karşılığında akıl sağlığımızı kaybetmemeliyiz.ですが、そのために自分の心の平和を失うことがあってはいけません 他者に何かをしてあげるとき、やり過ぎてしまったら
İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.A ať dobře činí, a bohatnou v dobrých skutcích, a snadní ať jsou k udílení, i přívětiví,
İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.aby dobre činili, bohatli v dobrých skutkoch a boli štedrí, sdielni,
İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.Aby innym dobrze czynili, w uczynki dobre bogatymi byli, radzi dawali, a radzi udzielali,
İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.at de gøre godt, ere rige på gode Gerninger, gerne give, meddele
İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur.at de skal gjøre godt, være rike på gode gjerninger, gavmilde, godgjørende,