David isteksizce bu teklifi kabul eder.Уильям охотно принимает его предложение.
Bu istekler ürünün farklı farklı parçalarına ait olan istekler olabilir.Продукция может состоять из элементов, относящихся к различным общим категориям продукции.
Sayı Satır seçeneği (sayı tuşları satırı) müşteri isteklerine yanıt olarak, eklendi.Подаётся с начинкой на выбор клиента.
Carnage'in diğer süperkötülerin gösterdiği tipik zenginlik ya da dünyayı ele geçirme gibi istekleri yoktur.Карнидж не проявляет интереса к таким желаниям суперзлодеев, как богатство и мировое господство.
Bir gece kulübüydü, oradaki birine cinsel istek duydum ve ona "disko çubuğuna binmek istiyorum" dedim.Я была в ночном клубе и у меня был секс с незнакомцем, я ему сказала: «Я хочу прокатиться на твоем шесте».
Dizaynı 1935 yılında United Airlines dan gelen istek üzerine yapılmıştır.Разработка самолёта началась в 1935 г. после заказа United Air Lines.
Ama tüm bu isteklerin dışında Miss Marple için cevaplanmamış sorular vardır.Казалось бы, всё ясно, но мисс Марпл не удовлетворяется очевидным объяснением.
Firmaya yapılan açıklama isteklerine yanıt alınamamıştır.Направленные к нему письма оставались без ответа.
O küçük dev adamların önemli bir istekleri olmuştu bizden.От этих двух небольших племен он потребовал огромную дань.
John Waters "sinema tarihinin en bayağı filmlerini" üretme amacında olan istekli bir yapımcıydı.Джон Уотерс был начинающим режиссёром, стремившимся снимать «самое грязное и трэшовое кино».
Hükümet, isteksiz bir şekilde bunu onaylamıştır.Правительство категорически отказало.
İşteki çoğu zamanını uyuyarak ve müşterileri tersleyerek geçirir.Они, якобы, провели на работе большую часть времени, развлекая других работников.
Kişi çalışmaya elverişli ve istekli olmalıdır.Мужчина должен учиться и быть деятельным.
Daha fazla güç için her zaman istekli.Готов на всё, чтобы приумножить свою власть.
Parça radyolarda çalınması için çok istek alıyordu.Некоторых из них удалось перевербовать и задействовать в радиоиграх.
Kısa bir süre sonra anayasanın değiştirilmesi yolundaki isteklerini gündeme getirdi.Вскоре после этого они решили воплотить свой лозунг в жизнь.
Hakiki imana çok az istek duyulur, ama çok zayıftır ki bunun güç bela farkındalığındadır.Подросток чувствует себя всемогущим, отчего уверен только в своей правоте.
Şehvet cinsel istek duygusudur.Спячка стимулирует половое поведение.
Bu istekleri uzun bir bekleme süresinden sonra reddedildi.«Это было трудно, отклонять предложения после долгого ожидания.
Fakat bu istekler dikkate alınmadı.Но эти доводы не приняли во внимание.
Şehvet bir duygudan çok cinsel isteklerin genellemesine verilen bir addır.Любовь к чему-то более созидательная мотивация, чем ненависть.
CPE ile ACS arasında gönderilen istekler HTTP (çoğunlukla HTTPS) üzerinden gönderilir.Для шифрования WWW / HTTP соединений, как правило, используется HTTPS.
Şarkı radyolarda en çok istek alan şarkı oldu.Наверное, её мне больше всего нравится петь на концертах.
Herkes bu "atsız arabaların" ne olduğunu görme konusunda büyük bir istek duymaktadır.فقد كان كل شخص يستغرق وقتاً كبيراً ليستوعب ماهو عليه من حيث "عربات بدون أحصنة".
Önceliklerimizde onların istekleri ön sırada yer alacaktır.سنضع اهتماماتهم في مقدمة أولوياتنا.
Burada sunulanlar temel RTSP istekleridir.هنا قائمة بطلبات الRTSP الأساسية.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.سلوك الآخر هو بسبب رغباته الأنانية.
Öğrenmeye hazır olma istekliliği yaratır.النتيجة هي كونٌ مُعدٌّ للاكتشاف.
Dizaynı 1935 yılında United Airlines dan gelen istek üzerine yapılmıştır.وضع التصميم سنة 1935 من قبل الخطوط الجوية المتحدة.
İsteksiz bir şekilde o da öldürmeye başlamıştır.وما زال قتلها دون حل!
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.أجاب الملك بأنه سيوف يقوم بكل ما يستطيعه لتلبية تلك الطلبات.
Kıtlık, kullanılabilir kaynakların tüm ihtiyaç ve istekleri karşılayamaması anlamına gelmektedir.الندرة: تعني عدم كفاية الموارد المتاحة لإشباع جميع الاحتياجات والرغبات الإنسانية.
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.للتخفيف من المخاطر، تحجم الشركات عن وضع سلسلة الكتلة في صلب هيكل الأعمال.
İstek listesine ekle.مزامنة قائمة الملحقات.
Lise eğitimindeki aksaklıklar ve kişisel isteksizliği yüzünden parlak bir eğitim hayatı olmadı.ولم تكن حياته التعليمية لامعة بسبب التخلف الذي في التعليم الثانوي وعدم رغبته الشخصية في ذلك.
Bu gelişmeler sonucu Alman sivil halktan şehrin bombalanması için istekler geldi.تعود سوء سوء سمعة هذا الصدام للتدمير الذي ألحقه الألمان بالمدينة.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.تتسم ليديا بكونها طائشة، وعنيدة.
Onlara göre bizim isteklerimiz emir.أنا آمر بمثل ما أتلقي من أوامر.
Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır.بينما الأنثى تبقى أكثر تحفظا من الذكر خصوصا في فترة الحضانة.
Bu arada Yunanlar, tarihi vatanlarını fethetmeye istekliydi.علاوة على ذلك، كان اليونانيون مدركين جدًا لأصولهم القبلية.
Böylece, ABD kamuoyunun Küba'ya müdahale edilmesi yolundaki istekleri daha da güç kazandı.ولكن زيادة المصالح السياسية الأمريكية في كوبا شجعها بالتدخل أكثر في سياسة كوبا.
Bu istek PLAY isteği gönderilmeden önce yapılmalıdır.يجب أن ينفذ هذا الأمر قبل أمر Play.
Aslında ABD'nin Vietnam'daki iç savaşa karışması konusunda isteksizdi.ولكنه في الواقع عارض علانيةً التدخل الأمريكي في فيتنام.
Bunu yapmak için istekli olabilirim.ربما يكون لدي رغبة من أجل فعل هذا .
Prokopia, başlangıçta isteklerini yaptırmak konusunda kardeşini ikna edemedi.Procópia não conseguiu persuadir seu irmão a aceitar seus planos a princípio.
"Itty Bitty Piggy" adlı video klibi yoğun istek üzerine yayımlandı.Um videoclipe para a canção "Itty Bitty Piggy" foi lançado devido à demanda popular.
Almanya'ya döndükten sonra Auschwitz'de yaptıkları hakkında konuşmaya isteksiz normal bir hayatı seçti.Ao retornar à Alemanha, ele conduziu uma vida normal, relutante em falar sobre seu tempo em Auschwitz.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.O Rei respondeu que faria o possível para atendê-los.
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.Apesar da perda da Mesembria, os bizantinos não estavam dispostos a firmar paz.
Konstantin, doğuya taşınmaya istek gösteren senatörlere bedava toprak ve tahıl önermiştir.Constantino ofereceu terras e grãos para os senadores que quisessem se mudar para o oriente.
Öyleyse O’nun isteklerini kabullenerek onunla anlaşıp kendi şehrimize dönelim." demiştir.A minha intenção é que quem ali pisar sinta o respeito, o temor e a reverência ao nosso Senhor".
Piromani, birçok kez istekli ve kasıtlı olarak yangın çıkarma eylemi.A piromania é definida como o comportamento repetitivo de atear fogo de forma proposital e intencional.
Charley daha önce Jesse ile beraber soygunlarda bulunmuştu ama Bob daha yeni katılmış ancak istekli biriydi.Charley já conhecia Jesse, mas Bob era um recém-recrutado.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Contra sua vontade, Leslie o faz, relutantemente.
Fakat bu istekler dikkate alınmadı.Estes desejos que ainda não foram levados em conta.
Otto, kendisini Innocentius'in yapacağı taleplere karşı bağış vermeyi istekli buluyordu.Otão também parecia disposto a conceder quaisquer reivindicações que Inocêncio fizesse.
Angle isteksizce bunu kabul etti ve sonuç olarak bu maç, 4'e 3 handikap TLC maçına dönüştü.Angle concordou relutantemente e, como resultado, transformou em uma luta handicap 4 contra 3.
Adventistler tarihleri boyunca resmî bir inanç açıklaması oluşturmaya isteksiz olmuşlardır.Seus defensores resistem à elaboração de qualquer declaração formal de um credo.
Bizanslılar düşmanlığın kesilmesi konusunda istekliydiler, kabul ettiler.Os bizantinos, ansiosos para cessar hostilidades, concordaram.
Önce vadedilen yardımları almak şartı ile Tancred'e saldıracağına dair sahte bir isteklilik gösterdi.Ele fingiu a vontade de atacar Tancredo desde que recebesse os subsídios prometidos anteriormente.