Ana içeriğe geç
Sözlük

istek ile cümle

istek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nikolaos da bu görevi üzerine almaya isteksizdi.L’oncle Nicolas n’a pas hésité à y revenir.
Kıtlık, kullanılabilir kaynakların tüm ihtiyaç ve istekleri karşılayamaması anlamına gelmektedir.La rareté signifie que les ressources disponibles sont insuffisantes pour satisfaire tous les besoins.
Bu istek kabul pilotlarca kabul edildi.Elle était destinée à recevoir les pèlerins.
Seri boyunca karakterlerle aynı saftaymış gibi davranır ve kendi isteklerini yaptırır.Il la traite avec la même sévérité que lui-même, conformément à ses souhaits.
Bunlardan sonra mürşit, isteklinin elini tutmaya devam ederek üç kez "istiğfar" ederler.Ceux-ci le décapitent en espérant que "Trois Doigts" les laisse tranquille.
Firmaya yapılan açıklama isteklerine yanıt alınamamıştır.Elle demande une explication quant aux non réponses à ses appels.
Teknik dediğiniz şey, basitlik, şeffaflık ve istekli çalışmaktan başka bir şey değildir.”La technique est avant tout transparence, simplicité et tentative sérieuse,. ».
İstekleri bu kadarla kalmaz.Ces vœux ne se réalisent pas.
Kolombina sevgilisi olan Arlecchiono'yu çok istekli olarak beklemektedir.Une nuit, Arlequin vient voir son amour, Colombine.
Sayı Satır seçeneği (sayı tuşları satırı) müşteri isteklerine yanıt olarak, eklendi.La moto reçut en série les options les plus demandés par les clients.
Şehvet cinsel istek duygusudur.L'humiliation en elle-même a besoin d'être sexuelle.
işçilerin daha fazla çalışmak için istekleri yok.Los trabajadores no tienen ningún incentivo para trabajar más duro.
İstekleriniz nedir?¿Cuáles son sus deseos?
İnşallah isteklerin gerçekleşir.Ojalá que tus deseos se hagan realidad.
İsteklerinizi ihtiyaçlarınızdan ayırın.Separad vuestros deseos de vuestras necesidades.
Sovyetler Birliği Çekoslovakya'ya yardım etmeye istekli olduğunu duyurdu.La Unión Soviética anunció su voluntad de ayudar a Checoslovaquia.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.El Rey respondió que haría lo posible para cumplir sus peticiones.
Çıkış single'ı "Young Gunz" radyolarda sıklıkla istek alıyordu.El primer sencillo Young Gunz fue solicitado con frecuencia en las estaciones de radio.
Müminlerin isteklerini ilgili Dedeye, Dedelerin buyruklarını müminlere iletir.Aunque de padres creyentes (druzos), Alameddine es ateo.
Hitler'in son istekleri doğrultusunda Dönitz, Almanya'nın yeni devlet başkanı olarak atandı (Reichspräsident).Según los últimos deseos de Hitler, Dönitz fue nombrado nuevo "Presidente de Alemania" (Reichspräsident).
Bu istek, el ile kelimelerin üzerine bir çizgi çizerek yapıldı.Esto se hacía manualmente dibujando una línea a través de estas palabras.
Michael Jordan da isteksiz bir şekilde yardım etmeyi kabul eder.De todos modos, Michael Jordan no prometía nada.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Por causa de la Primera Guerra Mundial no pudo darse curso a este objetivo.
Durumsuz bir sunucu, istekler arasında bilgi tutmaz.Un servidor apátrida no guarda ninguna información entre las peticiones.
Doktor Himmler'in ağız içini incelemeye çalıştı, ama Himmler isteksiz bir şekilde başını geriye salladı.El doctor intentó examinar la boca de Himmler, pero el prisionero se negó a abrirla y apartó la cabeza.
Jimmi Simpson, William, isteksizce ilk defa Westworld'ü arkadaşı Logan'la ziyaret eden biri.William es llevado a Westworld por primera vez por su amigo Logan.
Rollins, Ambrose ile tekrar bir araya gelmek zorunda kalacağı için bunu isteksizce kabul etti.Rollins aceptó, aunque a regañadientes, ya que significaría tener que hacer equipo con Ambrose nuevamente.
Tanrılar bu isteklerin hepsine de uyan bir sonuc çırirlar.Al final de cada día, los dioses te otorgarán un deseo.
İsteklerin ve arzuların sona ermesi, acıları da ortadan kaldırır.Si pueden sentir placer y dolor, también tienen deseos.
Son istekler onun için çok önemlidir.Las tangas son muy importantes para él.
İnsanlar eğer bir şeyi satanı beğeniyorlarsa almaya daha istekli oluyorlar.La gente compra más a gusto si les gusta la persona que les está vendiendo el producto.
İhtiyaçların ve isteklerin doyurulmasına yöneliktir.Se ven claramente las necesidades y deseos.
David yine isteksizce bu teklifi kabul eder.Parece ser que David aceptó este hecho de manera resignada.
Leslie tereddüt ederek isteksizce de olsa yapar.Contra sus deseos, Leslie lo hace a regañadientes.
Bu istekleri IV. Aleksios "Şu ana kadar yaptığımdan daha fazlasını yapmama imkân yok" diyerek reddetmiştir.Alejo rechazó tales acusaciones diciendo: ”No haré más de lo que ya he hecho”.
O tamamen Maxwell'in elektrodinamik teorisini atmak için isteksizdi.Fue la primera confirmación cuantitativa de la teoría del electromagnetismo de Maxwell.
İşteki devamsızlıklar azalır.Se reduce la necesidad de la mano de obra.
Türkiye, uzay teknolojisi alanında Hindistan ile işbirliğini genişletmeye isteklidir.Alemania negocia con la India una cooperación bilateral en el área de las energías eólicas.
Şehvet cinsel istek duygusudur.Y la relajación es muy importante para el deseo sexual.
Nem istekleri az, sıcaklık istekleri fazladır.«Muchos deseos y pocas calorías.
Ama tüm bu isteklerin dışında Miss Marple için cevaplanmamış sorular vardır.Pero cada caso no resuelto le deja a Sandy muchas preguntas.
O başkalarına yardım etmek için istekli nazik bir kişiliğe sahiptir.Ella tiene una personalidad alegre, y le hace feliz ayudar a otros.
Oliver öpücüğe karşılık verir ama daha ileri gitmeye isteksizdir.Oliver devuelve el gesto, pero duda en ir más allá.
1844 sonbaharında Joshua V. Himes en sonunda mesajı savunmayı isteksizce kabul etti.Finalmente y con reticencia Joshua V. Himes vino a abogar por el mensaje, en el otoño de 1844.
Bu tarz talep ve istekler de Searle tarafından hiç öngörülmemiştir.La policía nunca los llamó, según Atlas.
Falstaff bu istekten çok saisrmiştir.Falstaff tiene que reconocer su error.
Dönemine göre ileri boyutta istekler sıralanıyordu.Con el tiempo, las expectativas se fueron diluyendo.
Öğrenmeye hazır olma istekliliği yaratır.Motivación para aprender.
Katılımcı ülkelerin konaklama istekleri oldukça farklıydı.La respuesta que obtuvieron los participantes fue diversa.
Ancak üçü de bu konuda isteksizdiler.Pero esto fue negado por ambos.
Az nüfusa ve karışık evliliklere rağmen cemaatin varlığını sürdürmesi için istekle çalışılmaktadır.A pesar de las burlas y dudas de sus amigos, deciden llevar a cabo el proyecto.
Önceliklerimizde onların istekleri ön sırada yer alacaktır.Entre sus principales fiestas, destacaremos.
Bunun sonucunda sentetik zümrüt üretimine istek artmıştır.Esto acelera la producción de surfactante.
Arnavutluk, daha önce yarışmaya katılmaya isteksizdi fakat 2012 yılında katılmaya karar verdiler.Finalmente, la carrera no se llevó a cabo, pero fue confirmada para el 2012.
İlk istek de mevcut hükümetin istifa etmesiydi.La primera de ellas la retirada de la exigencia de un Gobierno Provisional.
O, cevaplamak için isteksizdi.Non aveva voglia di rispondere.
Tom isteksiz görünüyor.Tom sembra restio.
Müşterilerimizin istek ve gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyoruz.Il nostro obiettivo è incontrare i desideri e le esigenze dei nostri clienti.
Onlarla gitmeye çok istekli misin?Sei parecchio propenso ad andare con loro?
Tom'un isteklerine karşı boyun eğme.Non cedete alle richieste di Tom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod