Ana içeriğe geç
Sözlük

istek ile cümle

istek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Deckard görevi isteksiz bir şekilde kabul eder.Dekker wird unentschlossen, was er tun soll.
Turnuva başlamadan taraflar tanrılardan isteklerde bulunmak için adak adayıp dua ederler.Vor Beginn des Turniers fleht Arcite die Götter an, ihn siegen zu lassen.
Bu saygılı bir istektir.Das bleibt ein frommer Wunsch.
İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener bu isteklerin askeri harekat yanına olumlu yanıt vermişti.Der britische Kriegsminister Lord Kitchener erlässt einen Aufruf zur Freiwilligmeldung zum Kriegsdienst.
Yeme ve içmede isteksizlik vardır.Überhaupt fehlte es an Essen und Wasser.
Bu istek Savaş Bakanlığı tarafından reddedilmiştir.Absage durch das Kriegsministerium.
Firmaya yapılan açıklama isteklerine yanıt alınamamıştır.In der Firma will niemand seine Einwände hören.
Rus hükümetine daha önce bu anlaşmayı kabul etme istekliliğini ifade etmişti.Bis heute ist es die Absicht der russischen Regierung, dieses Vorhaben zu vollenden.
İsteksiz bir şekilde o da öldürmeye başlamıştır.Unerwartet versucht sie sich vorher umzubringen.
Bazı lehçelerde arzu, istek manalarına gelir.In den Furchen weisen die Zweige eine Behaarung auf.
Öğrenciler isteklerine göre pansiyonda kalabilir ya da okul dışında konaklayabilirler.Die Schüler können entscheiden, ob sie dort übernachten wollen oder nicht.
Bu alanda istekler önemsenmez.Hierbei ist die Position in dem Aufschlagfeld egal.
Ses kalınlaşır ve cinsel istekte artış görülür.Er verspürt einen starken Redezwang und gesteigertes sexuelles Verlangen.
Tanıklık yapacak kimse kalmamıştır, senatörün bu işteki rolü hasır altına itilmiş olur.Kein Anschluss unter diesem Kollegen – Ein Autist im Job.
Bu oyunda çocukların yağmur duası benzeri (yağmur yağsın) gibi istekleri olur.Kleinbürger - wie Zacharias (siehe unten) - treten auf.
Üç kişi bu istek sonucu uçaktan atladı ve esarete uğradı.Bei der Bruchlandung wurde er aus dem Flugzeug geschleudert und starb.
Manon babasının isteklerine uyarak bir manastıra gitmektedir.Iréne soll nach dem Willen des Vaters Léonce in ein Kloster eintreten.
Ancak 20. yüzyılın başlarında Finler arasında bağımsızlık istekleri arttı.Seit Anfang des 20. Jahrhunderts gab es immer stärker werdende Unabhängigkeitsbestrebungen.
Müminlerin isteklerini ilgili Dedeye, Dedelerin buyruklarını müminlere iletir.Er exhortierte die Gläubigen ihre alte Religion, die sie von ihren Vorfahren erhalten hätten, zu bewahren.
Ürdün savaşa girmeye isteksizdi.Der Volkssturm trat zum Kampf nicht an.
Beckmann oyun boyunca ilk (ve son) defa istekli gözükür.Thornliebank nahm zum ersten und zugleich letzten Mal am Endspiel teil.
Ayrıca yıpranma payı istekleri ve kredi ihtiyaçları arasındaki takası sağlıyordu.Weiterhin sorgen sie für den Ausgleich zwischen Geldanlage- und Kreditbedarf.
David yine isteksizce bu teklifi kabul eder.Nur widerwillig stimmt David zu.
Bu istek şiddetle reddedildi.Dort wurde energisch dementiert.
İşi, onların istekleri ve ihtiyaçlarına uygun müzik bestelemekti.Auf ihn und seine Bedürfnisse sollte das System angepasst werden.
Bu bölüm istek mesajı ise bir cevap mesajı hazırlanır.Der Observation Reviewer sendet hierzu eine Request-Message.
Arya en fazla nam salmış ve eserin en fazla istek alan parçası olmuştur.Elizabeth wurde als die Zarteste von ihnen beschrieben, aber auch die Willensstärkste.
Mısır'a suç verme riskine karşı isteksiz olan İngiliz hükümeti yazışmayı cevaplamadı.Kein Vertreter der ägyptischen Regierung wolle das Rābiʿa-Thema in ernsthafter Weise angehen.
Haber medyası tarafından isteklice gözlenir ve rapor edilir.Medienkompetenz ist hier gefragt und wird übermittelt.
Dönemine göre ileri boyutta istekler sıralanıyordu.Rückblickend betrachtet war die Serie ihrer Zeit voraus.
Bu istek kabul pilotlarca kabul edildi.Der Zugang ist auf Piloten gebaut.
Bu üyeler kendi ulusal hükümetlerinin isteklerinden bağımsız hareket etmek zorundadırlar.Die Kommissare sollten vollkommene Unabhängigkeit von Weisungen ihrer jeweiligen Regierung genießen.
Kolombina sevgilisi olan Arlecchiono'yu çok istekli olarak beklemektedir.Arlecchino kommt, um seine Geliebte Colombina zu sehen.
Savaş sırasında çok sayıda tarafın farklı istekleri olmuştur.In der Zwischenkriegszeit entwickelten sich verschiedene Kunstrichtungen.
"İsteksizler", İng. "the Unwilling") olarak bilindiler.Diese wurden als Desaparecidos (deutsch: „die Verschwundenen“) bekannt.
Onların isteklerine boyun eğdim.Je cédai à leurs exigences.
Onu nasıl yapacağımı bilmiyordum fakat denemek için istekliydim.J'ignorais comment le faire, mais j'étais prêt à me lancer.
Hâlâ başka isteklerin var mı?As-tu encore d'autres désirs ?
Dan işteki son gününü tekno müzik dinleyerek geçirdi.Dan a passé son dernier jour de travail à écouter de la musique techno.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.Le Roi répond qu'il fera ce qu'il peut pour accéder à ces requêtes.
Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi. "Et qu’un groupe de croyants assiste à leur punition.
Bu istek 1972 yılında İlerici Ulusal Cephe biçimini alır.Cette volonté a pris la forme en 1972 du Front national progressiste.
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.En dépit de la perte de Mesembria, les Byzantins se refusaient toujours à faire la paix.
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Il ne tarde cependant pas à rattraper Vervaecke.
İnsanların her tür isteklerini yerine getiren kötücül ruhlara da bu ad verilir.C'est cette paix à laquelle chaque âme aspire.
Fakat bu istekler dikkate alınmadı.Ces souhaits n'ont pas encore été pris en compte.
Prokopia, başlangıçta isteklerini yaptırmak konusunda kardeşini ikna edemedi.Procopia ne réussit pas à convaincre son frère de la choisir, elle.
Bu üyeler kendi ulusal hükümetlerinin isteklerinden bağımsız hareket etmek zorundadırlar.La Commission agit indépendamment des gouvernements des États membres.
Olmayacak isteklerimiz yoktur” olarak tanımlamıştır.Ce qu'il ne veut pas est voué à l'échec ».
Balboa ilerleyen yaşına rağmen boks için isteksizdir ancak sonunda onu çalıştırmayı kabul eder.Si Rocky est réticent à réintégrer la boxe, il finit par accepter.
İşteki devamsızlıklar azalır.Les besoins de main d'œuvre diminuent.
Maria rolü isteksizce kabul eder.Mais Marie refuse fermement.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.Sa carrière est retardée par ses sympathies jansénistes.
Önceliklerimizde onların istekleri ön sırada yer alacaktır.Ce dernier va dans un premier temps satisfaire leurs revendications.
İstekler, isteği işleyici olan bir veya daha fazla merkez sunuculara iletilir.Camarade se dit d'une personne avec laquelle l'on partage un ou plusieurs centres d'intérêt.
İstekleri kabul edilmedi.Leur demande n'a pas été retenue.
Sadece çoğunluğun istekleri dikkate alınır.Lors de la votation, seule la majorité de la population est prise en compte.
Bu istekler Dışişleri Bakanı Menemencioğlu tarafından reddedildi.Cette demande fut refusée par le Ministre de l'intérieur.
Böylelikle daha önce yaptığı isteklerde biraz geri adım atmış oldu.Elle revenait un peu plus tard avec ce qui était nécessaire.
Birkaç plak şirketlerinin yöneticileri şarkıyı duyunca, onu bir sözleşme imzalamak için istekli oldu.Contacté par une maison de disques anglaise, il décide de saisir cette opportunité.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod