Sonuç olarak, Cavendish’in teorisinin tersini ispatlamış oldular.Hon avvisade emellertid Tegnérs kärleksförklaringar.
Bunu ispatlayan en önemli belge ise mezar taşlarıdır.De gravar som blivit mest uppmärksammade är hundgravarna.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.Майбутні події показали, що це була велика помилка.
"Asıl hadisi ispat eden benim,İnkâr eden sizsiniz! - Mustafa İslamoğlu".Чого ж ви пнетесь високо над Господньою громадою?» (4 М. 16:3) — говорили вони Мойсею і Аарону.
Bunu da herkese ispatlayacaklar."Ми хочемо всім це показати.»
Daha sonra Descartes da tanrının varlığının ispatı için bu argümanı kullanmıştır.Декарт сформулював докази буття Бога.
NASA'nın planının özgün halinde COTS ispat uçuşlarının 2008 ve 2010 arasında yapılması öngörülüyordu.План НАСА вимагав від SpaceX демонстраційних польотів в період між 2008 і 2010.
Oysaki Gershom Scholem bunun aksini ispatlamıştır.Olaf Scholz зробив це можливим.
Sonuç olarak Çağataycanın Farsçadan daha üstün bir dil olduğunu ispat eder.Коли вони говорять, це нагадую більше передражнювання папуги аніж мову.
Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar.Була зроблена спроба спростувати чи підтвердити цю версію математичним шляхом.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Ніхто з дослідників про це ще не сказав.
Diğer bir ispat.Іще один спогад.
Bu dönemde Farslaşma eğilimlerinin en güçlü ispatı şahların isimleriydi.Тепер слід ідентифікувати так звані найсильніші шляхи.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Tato oblast se výrazně podobá předchozí.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.1752 – Benjamin Franklin dokázal, že blesk je výboj elektřiny.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nebyl prokázán žádný kancerogenní účinek.
Bunu ispatlamak için bir topolojinin sağlaması gereken üç koşulu denetlemek yeterli olacak.Pro účely simulace takových podmínek slouží tři zařízení.
Ve o zaman türünün en iyi uçaksavar silahı olduğunu ispatladı.Proč na něj tehdy v lese jeho nejlepší přítel pozdvihl zbraň?
Unutulmaz, birçok ödül alarak başarısını ispatlamıştır.Za svůj vynikající výkon byl oceněn několika cenami.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Přesto se oba motory ukázaly jako příliš nákladné na financování.
Bunu ispatlayabilir misin?Jsou schopni to dokázat.
Daha sonra Descartes da tanrının varlığının ispatı için bu argümanı kullanmıştır.V této meditaci Descartes vyvozuje apriorní důkaz Boží existence.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Nici nu a proclamat că ar fi fost nevinovați.
Emin: Hiç kimse insanların telepati gücüne sahip olmadığını ispatlayamaz.Popescu: Nimeni nu a fost în stare să arate că unii oameni nu au puteri paranormale.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Mai târziu, fiul lui Mehmet Shehu a pornit o campanie pentru a dovedi că tatăl său a fost de fapt omorât.
Bunlar için ispat, dolayısıyla delil sözkonusu olamaz.Astfel disputați, cum n-ar avea probleme identitare ?
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.În 1752, Benjamin Franklin recunoaște electricitatea printr-un experiment cu fulgerul.
Bunun ispat edilebilmesi için kendisine bir fırsat verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.El trebuie să facă dovada că o merită.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Una a minții, fără îndoială; probabil a autorului.
Holmes kısa sürede iyi bir çalışan olduğunu ispatlar.Washington s-a dovedit a fi un bun administrator.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Se spunea despre el că e un artist total.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Se presupune că ar fi vorba de otrăvire, dar întâmplarea nu a fost niciodată cercetată.
Olaylar, bu şüphelerinde kısmen haklı olduklarını ispat edecekti.În cazul lui, promisiunea a fost în mod parțial ținută.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Jocul este foarte asemănător cu cele anterioare.
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Unele lucrări sugerează că Hadrian ar fi otrăvit-o, însă nu există nicio dovadă.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nu există dovezi cum că acenaftenul ar putea fi cancerigen.
Hibrit "savurma ispatı(proof of burn)" ve hisse ispatı.Burhan ~ Dovezile vieții.
Heteroseksüellere yönelik ispatlanmış ayrımcılık vakalarına çok nadir rastlanır.A heteroszexuálisok ellen irányuló diszkrimináció bizonyított ügyei ritkák.
Biz olgun olduğumuzu ispatladık.Biz Punk rock grubu değil New Wave grubuyuz" dedi.Mi nem punk rock együttes vagyunk, hanem new wave.”
Analizleri ve ispatları Öklid Elementlerinin beşinci kitabında geçen Eudoxian oran teorisine dayanıyordu.Az analízisei és a bizonyításai az Elemek ötödik könyvében leírt eudoxoszi elképzeléseken alapultak.
Ancak bu iki varsayımıyla ilgili olarak herhangi bir ispat sunmamıştır.E két feltételezésnek nem akadt bizonyítéka.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Ennek mikéntjére eddig nem született magyarázat, és az is lehetséges, hogy csak író tévedés eredménye.
Hiçbir beklentim de yok, belki de sadece kendi kendime kendimi ispat etme çabasıydı.Talán sosem volt esélyem, csak az ösztön, hogy túléljem.
Teorem, daha sonra Leonhard Euler tarafından 1736'da ispatlanmıştır.A bizonyítást Leonhard Euler közölte 1736-ban.
İkincisi de yapıcı bir düşünceyi ispat etmektir.Néhány szó a kreativitásról.
(Bir ispat daha yapıldı.)(Talán kipróbálok valami mást.)
Şüpheliler itiraf ediyordu ama bunu ispat edemiyordu.C. Igen, ön ártatlan, de be tudja ezt bizonyítani?
Köy hanımlarının becerilerinin ispatıdır.Különleges háziasszonyi képességei csodákat tesznek.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Közös barátjukat, Bobbyt gyanúsítja.
Bir ceza yargılamasında suçlanan kişi, suçluluğu ispatlanıncaya değin sanık olarak adlandırılır.A holtnak nyilvánított személyt az ellenkező bizonyításáig halottnak kell tekinteni.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Ezért szerinte sikerült bizonyítania az elméletét.
Kanıtlanamayan ve aksi de ispatlanamayan dava 30 Haziran 1501 tarihine kadar sürer.A felvételi vagy elutasítási értesítőnek július 31-ig kell megérkeznie.
Başlangıçta büyük bir şüphecilik mevcut olsa da, haklılıkları sonradan ispatlandı.2012 elején még tagadták a felmerült pletykákat, de később kiderült az igazság.
Bu tür ataklara karşı güvenilirliği ispatlanmıştır.Az éberség megnyilvánult ezeknél a banditáknál.
Örnek 4: Bilim adamları “küresel ısınma” nın varlığını ispat edemediklerine göre, küresel ısınma yoktur.Az egyik képet, amelynek a címe az „Én nem hiszek a globális felmelegedésben” félig ellepi a víz.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.Ezt mutagénekkel segítik elő.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Felfedezte, hogy a Vénusz felszíne nagyon forró és felhők takarják.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan todisti, että Venuksen ilmakehä on erittäin kuuma ja tiheä.
Bunu ispatlayabilir misin?Näyttäkää siitä todistus?
Bunu da herkese ispatlayacaklar."Tulen kertomaan kaikille siitä."