Ana içeriğe geç
Sözlük

ispat ile cümle

ispat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ispat zayıf büyük sayılar yasasını ispat etmek için kullanılan yönteme çok benzemektedir.Todistus on samantapainen kuin heikon suurten lukujen lain.
Daha sonra Descartes da tanrının varlığının ispatı için bu argümanı kullanmıştır.Descartes esittää kaksi argumenttia Jumalan olemassaolon todistukseksi.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Hän yrittikin vielä vakuuttaa olevansa mieleltään sairas.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Kaikki lailliset keinot on koetettu.
En çok kullanılan ispat yöntemidir diyebiliriz.Yleisin esitutkintamenetelmä lienee kuulustelu.
Pierre de Fermat bu bu teoremi öne sürmüş, fakat ispatlamamıştır.Myös Pierre de Fermat teki saman löydön, muttei julkaissut sitä.
Önemli tarihsel varsayımlar nihayet ispatlandı.Lopultakin elementtipedot olivat lopullisesti voitettu.
Bu fikir, hatalı olduğu ispatlanmamış olmasına rağmen, o dönemde kabul görmemiştir.Tunnen eräänlaista syyllisyyttä, vaikka en ollut siellä.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Tällaiset teoriat on kuitenkin tieteellisesti osoitettu mahdottomiksi.
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.Huhut osoittautuivat myöhemmin perättömiksi.
Olaylar, bu şüphelerinde kısmen haklı olduklarını ispat edecekti.Myöhemmin osoittautuikin sitten, että olettamus piti ainakin osittain paikkansa.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.Το 1998 ο Thomas Callister Hales απέδειξε την εικασία του Κέπλερ.
Önemli tarihsel varsayımlar nihayet ispatlandı.Αξιοσημείωτες ιστορικές εικασίες τελικά αποδείχθηκαν.
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.Έτσι, θα υπάρχει πάντα μια αληθής αλλά μη-αποδείξιμη πρόταση.
Andrew Wiles, başkalarının çalışmalarını geliştirerek 1995 yılında Fermat'ın Son Teoremini ispat etti.Ο Άντριου Γουάιλς, με βάση τις εργασίες των άλλων, απέδειξε το τελευταίο θεώρημα του Φερμά το 1995.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Ο Σέιγκαν θεώρησε πως η ατμόσφαιρα της Αφροδίτης είναι εξαιρετικά θερμή και πυκνή.
Bazı mersin balıklarının 100 yaşına varabildikleri ispatlanmıştır.Είναι γνωστό ότι κάποιες χελώνες μπορούν να μπορούν να ζήσουν και πάνω από 150 χρόνια.
Tasarladığı ürünlerin temiz, basit ve akılcı oluşu bu anlayışın ispatıdır.Τα μέσα που επινόησε για αυτές τις έρευνες ήταν απλά και εύκολα στη χρήση.
Biz olgun olduğumuzu ispatladık.Biz Punk rock grubu değil New Wave grubuyuz" dedi.Vi er ikke et punkrockband, vi er et new wave-band."
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.De må derfor bevise at de er uskyldige.
Bunu ispatlayabilir misin?Men kan vi sikre det?
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det bliver begrænset til at studere dets teori.
Ciddi matematik ispatlarında ortaya çıkan özel tam sayılar, Graham sayısından daha büyük olarak bilinir. .Det største brugte tal i matematiske beviser er Grahams tal.
Bazı özel durumlar daha sonraları başka insanlar tarafından ispatlandı.Enkelte eksemplarer blev benyttet af andre nationer efterfølgende.
Hatta Homer'ı dudaklarından öperek ona inandığını ispatlar.Senere begyndte Hogan også at fortælle sine fans, at de skulle tro på sig selv.
Kısa sürede burada kendini ispat etti.Hos dette sagde hun dog hurtigt op.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.Bandet har senere erkendt at dette var en fejl.
Fakat bu durum o zamanlar halka göre Anne'in cadı olduğunun ispatıydı.Det var dengang folk stadig troede på trolddom.
Bunu ispatlayabilir misin?Innrømmer De dette?
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters har gjentatte ganger benektet disse anklagene til tross for at gjentatte bevis er blitt fremlagt.
Fakat güneş rüzgarlarının çalıştıramayacağı günümüzde ispatlanmıştır.Imidlertid viste det seg at solen ikke eksploderte.
Bu tez, bugüne kadar birçok kez denenmesine rağmen hala ispat edilememiştir.Hittil har det da også vært umulig å finne dem igjen, tross gjentagne forsøk.
Nitekim bu enerji seviyesinin varlığı 1954 yılında ispatlandı.Avgiften på elektrisk kraft ble innført i 1951.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Mye så ut til å bli ved det gamle.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Ingen har klart å gjette den før nå.
Onun bu kararı vicdan huzuru içinde bulunduğunu ispat edecek nitelikteydi.Der ble han spurt om han ønsket den sanne visdom.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Resten av teoremene var ikke tilstrekkelig eksperimentelt prøvet.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det var her han fikk muligheten til å prøve ut sine teorier.
Örneğin Osman soyundan gelenlerin insan olduğu iki temel varsayım ile ispatlanabilir.Oddmund er et mannsnavn med to mulige opprinnelser.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Nytt orgel viste seg imidlertid da å bli for dyrt.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Det vil si at inntak av aspartam ikke er kreftframkallende.
Daha sonra Descartes da tanrının varlığının ispatı için bu argümanı kullanmıştır.Aquinas tilpasset også dette argumentet for å bevise Guds godhet.
İndirgemeyi yaptık şimdi bunun polinom zamanda olduğunu ispatlamaya geldi sıra.Startrekkefølgen var avgjort ved loddtrekning, og Polen startet, mens Hellas avsluttet.
Gelecekteki deliller bunun bir hata olduğunu ispat etti.Kejadian-kejadian pada masa depan akan membuktikan bahwa tindakan tersebut adalah suatu kesalahan.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan meyakini bahwa Venus memiliki atmosfer yang sangat panas dan padat.
Yazar kitapta Allah'ın varlığını ispat etmeye çalışır.Sesungguhnya itu semua telah ada dalam kitab, sesungguhnya itu sangat mudah bagi Allah.
Herakleios'un en iyi ispatlanmış kardeşi tartışmasız Theodore'dur.Saudara laki-laki terbaik yang dibuktikan dari Heraklius Muda adalah Theodoros.
İlk başlarda o, iddialı olmayan bir karakter olarak gözüküyordu, ama zaman içinde cesur olduğu ispatlanmıştır.Ia awalnya terlihat sebagai orang yang tidak ramah, walaupun sebenarnya ia sangat pemalu.
Kadının hamile olmadığının ispatı ya da boşandığı eşiyle tekrar evlenmesi halinde bu süre şartı aranamaz.Untuk mengetahui adanya kehamilan atau tidak pada istri yang diceraikan.
Fakat bunu ispat edemediğine göre, demek ki değil.Setelah mengetahui artinya, ternyata bukan.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Namun tak seorangpun yang mampu menunjukkannya.
Bunu ispatlayabilir misin?Dapatkah aku melihatmu?
Diğer bir ispat.Contoh lainnya.
Bunu ispatlayabilir misin?Ông có thể chứng minh điều này.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Nhưng chưa có ai chứng minh được điều này.
Bu konjektürlerin doğruluğunu veya yanlışlığını matematiksel ispat yoluyla çözmeye çalışırlar.Họ lý giải tính đúng đắn hay sai lầm của các giả thuyết bằng các chứng minh toán học.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Mọi người đều coi ông là một nghệ sĩ bậc thầy.
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.Ông đã đưa ra chứng minh đầu tiên của định lý cơ bản của đại số và của luật tương hỗ bậc hai.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Các tài liệu cổ xưa nói rằng ông đã bị đầu độc, nhưng điều đó chưa bao giờ được kiểm chứng.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.Điều này được phát hiện bằng cách thực hiện phân tích đột biến.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod