Ana içeriğe geç
Sözlük

ispat ile cümle

ispat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ispatı 1864 yılında gerçekleştirmiştir.وقد تحقق هذا الطلب في عام 1864.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.ووردت للاثبات في ديوانه.
Bu istatistikler, Ürdün’ün, dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu ispatlamaktadır.تثبت هذه الإحصائيات أن الأردن من أكثر الدول أمنًا في العالم.
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.No entanto, seu legado foi mais duradouro.
Yazar kitapta Allah'ın varlığını ispat etmeye çalışır.Nas Escrituras, o Juízo de Deus é comparado à ceifa e à vindima.
Diğer bir ispat.Outro exemplo.
Ölümüyle onurlandırılan hatırasından sonra, hakkındaki bilgiler tartışılabilir ve ispatlanmamıştır.Desde que sua idade foi estimada após sua morte, essa informação é questionada e nunca foi provada.
Herakleios'un en iyi ispatlanmış kardeşi tartışmasız Theodore'dur.O irmão de Heráclio, o Jovem melhor atestado nas fontes é Teodoro.
Bu teoremi ispat etmek için koşullu olasılık tanımından başlanır.Então, podemos provar o teorema inicial.
Bazı özel durumlar daha sonraları başka insanlar tarafından ispatlandı.Sob determinadas circunstâncias até lhes eram oferecidas novas identidades.
Tanjant ifadesinin sinüs ün kosinüse bölümü olduğunu ispatlamıştır.Além disso o Materials Collection diz que ela é uma dançarina de samba.
İfadenin ispatına geçmeden önce izleyeceğimiz yoldan kısaca bahsedelim.Antes do início da prova, é exibida uma curta demonstração da prova a ser realizada.
Fakat Bailey bu görüşünü ispatlayacak hiçbir argüman ortaya koymamıştır.No entanto, Cox não encontrou qualquer artigo que fizesse esta afirmação.
Bu listede olmayan en az bir ilave asal sayının mevcudiyeti ispat edilecektir.Daí a razão para pelo menos um número primo que não esteja na lista.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Este tipo, por sua vez, é bastante similar ao anterior.
Sabit yıldızlar küresinin dışında dokuzuncu kürenin bulunmadığının geometrik ispatı.Destaque-se que há outras projecções geométricas que não têm o norte para cima.
Fakat bunu ispat edemediğine göre, demek ki değil.Para provar isto, suponha que não.
Fakat hastalığın virüs enfeksiyonu sonucunda oluştuğu ispatlanmamıştır.No entanto, não foi possível demonstrar inequivocamente que a infeção por ébola tenha ocorrido.
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.Daarom zal er altijd minstens een ware, maar onbewijsbare bewering bestaan.
Yazar kitapta Allah'ın varlığını ispat etmeye çalışır.De Schrift is volmaakt in de openbaring van Gods wil tot zaligheid."
Gödel bir formel sistemde "bu önerme ispatlanabilir değildir" şeklinde bir önerme kurdu.In wezen construeerde Gödel een formule die stelt dat zij in een gegeven formeel systeem onbewijsbaar is.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Deze theorieën zijn moeilijk met experimenten te verifiëren.
1987'de, Ron'un kendi el yazısıyla yazdığı üç mektup ve sakallı iki fotografı yaşadığını ispatlıyordu.In 1987 kwamen twee brieven, geschreven in Rons handschrift en twee foto's van hem met een baard naar buiten.
Evrenin genişlediğini teorik olarak ispatlamıştır.Hiermee werd de theorie aannemelijk gemaakt dat het heelal uitdijde.
Diğer bir ispat.Een ander woord.
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.Dit laatste gerucht bleek later echter onwaar.
Bu eser, pisagor teoreminin ve gauss eleme yönteminin matematiksel ispatını oluşurdu..Het bevatte een bewijs voor de stelling van Pythagoras en formules voor de Gauss-eliminatie.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Deze serie was identiek aan de vorige.
Yapılan araştırmalarda bütün bunları ispatlayan bronz bir para bulunmuştur.Bij dit onderzoek werd een belangrijke bronsschat gevonden.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Men is ervan uitgegaan dat ze verdronken waren, maar dat is nooit bewezen.
Bu durum Seysen ve Lenstra tarafından genelleştirilmiş Riemann hipotezi (GRH) ışığında ispatlanmıştır.Als dat waar zou zijn, zou hieruit de Riemann-hypothese volgen.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Die verklaarden hem ronduit voor krankzinnig.
Andrew Wiles, başkalarının çalışmalarını geliştirerek 1995 yılında Fermat'ın Son Teoremini ispat etti.In 1995 bewees Andrew Wiles de laatste stelling van Fermat.
Olasılık yoğunluk fonksiyonları tıpatıp olasılık olmadıkları için bu şeklin ispatı biraz daha karmaşıktır.Bij onzekere, suggestibele mensen zal het effect nog groter zijn.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Voor de tijd waarin de auto werd geproduceerd, was de auto erg duur.
Bunu ispatlayabilir misin?Czy możesz to udowodnić?
Yazar kitapta Allah'ın varlığını ispat etmeye çalışır.Znaczenie wyjaśnione w Księdze Rodzaju: tam będzie objawiony Bóg, przed Salem).
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Nie ma on natomiast obowiązku udowodnienia winy dłużnika.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Podatnicy nie udowodnią niewinności.
Bu da cinayetin ispatlanmasını güçleştirir.Stwarza to większe szanse wykrycia przestępstwa.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.Przebieg tej akcji był podobny do poprzedniej.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nie ma jednak dowodów naukowych świadczących o tym, że aspartam powoduje nowotwory w ludzkim organizmie.
Kısa sürede burada kendini ispat etti.Niedługo potem sam się u niego zjawił.
Tasarı, gazetecilere iddialarını ispat etme hakkı tanımıyor.Stowarzyszenie nie uznaje takich osób za godnych nazywania dziennikarzami.
Bazı kaynaklarda, 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır.Ostatnia wzmianka źródłowa o nim pochodzi z 1333, ale dokładna data śmierci nie jest znana.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Zadania te są poruczone w drodze ustawowej.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.1752 – Benjamin Franklin udowodnił, że piorun jest zjawiskiem elektrycznym.
Florida Üniversitesinden Reva Kay Williams, Penrose mekanizmasını doğrulayan bir ispat geliştirmiştir.Reva Kay Williams på University of Florida utvecklade ett rigoröst bevis som validerade Penroses mekanism.
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez."TVÅNG skall inte förekomma i trosfrågor.
Şüpheliler itiraf ediyordu ama bunu ispat edemiyordu.Självmord misstänktes, men kunde inte bekräftas.
Fakat bunu ispat edemediğine göre, demek ki değil.Men eftersom han inte kunde bevisa det så hävdade han det aldrig.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Detta är knappast troligt, då det med stor sannolikhet inte ens han som skrivit boken.
Böylece atarcaların nötron yıldızları oldukları ispatlanmış oldu.Detta stämmer överens med observationer om att stjärnhopar är vanliga.
Aseptik menenjit terimi bakteri enfeksiyonu ispat edilmeyen durumlarda kullanılır.Begreppet aseptisk meningit gäller fall av meningit där ingen bakteriell infektion kan påvisas.
Olaylar, bu şüphelerinde kısmen haklı olduklarını ispat edecekti.Anklagelserna visade sig delvis stämma.
Andrew Wiles, başkalarının çalışmalarını geliştirerek 1995 yılında Fermat'ın Son Teoremini ispat etti.Slutligen lyckades Andrew Wiles presentera ett bevis år 1995.
"Kötü niyet" kavramı ise; anlaşılmaz ve soyut bir kavram olduğu için ispat edilmesi oldukça zordur.Benämningen rök är en skatteenhet som är svår att precisera och uträkna.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Vid ett flertal gånger har han påståtts vara död men detta har aldrig kunnat bekräftas.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Själv hävdar han sin oskuld.
Nihayet Nyanza Gölünün, Nil Nehrinin kaynağı olduğunu ispatladı.Burton antog att sjön är Nilens källa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod