Heteroseksüellere yönelik ispatlanmış ayrımcılık vakalarına çok nadir rastlanır.Phân biệt đối xử đối với người đồng tính hiếm xảy ra.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Bị cáo không có nghĩa vụ phải chứng minh mình vô tội.
Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve ispatlayan belgedir.Bằng chứng giao kết hợp đồng bảo hiểm là giấy chứng nhận bảo hiểm hay đơn bảo hiểm.
Fakat bu açıklamanın doğru olmadığı gerçeği 20. yüzyıl araştırmacıları tarafından ispat edilmiştir.Những ý tưởng này đã không được tin bởi các nhà khoa học thế kỷ XX.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Đồng nghiệp xem ông là một kẻ điên rồ.
Asaletini ispatlamıştır.Định lý được chứng minh.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.Trong năm 1990, Wu-Yi Hsiang tuyên bố đã chứng minh được giả thiết Kepler.
Böylelikle, ispat tamamlanmıştır.(Borcherds (1992)).このようにして、証明は完成した(Borcherds (1992))。
Sunucu istemciye kimliğini ispatlaması için 16 byte’lık rastgele bir sayı yollar.サポート番号 チェックインすることで発行される16桁の番号。
Bu sırada H2 reseptörünün varlığı da ispatlanmış oldu.ここにH2受容体の存在は確立した。
Bu bizim hayallerimizin gerçek olmasının bir ispatı.これは、私の夢の実現の一端緒である。
Örnek 2: UFO’ların olamayacakları ispat edilemediğine göre, UFO’lar mevcuttur.撃破失敗:UFO撃破に失敗した2人はそのままUFOに吸い込まれてしまう。
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.同様のアイディアはチャイティンの定数の性質を証明する際にも使われている。
İşte bunların ispatı delil ile olur.これは次のような論証である。
İfadenin ispatına geçmeden önce izleyeceğimiz yoldan kısaca bahsedelim.早指し 指し手を決めるまでの時間が短いこと。
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.1998年 — トーマス・キャリスター・ヘイルズ(英語版)がケプラー予想を証明する。
Diğer bir ispat.. 他の例。
Asaletini ispatlamıştır.定理の証明を与える。
Bu kayaçlar, Ay'ın jeolojik evrimini çözmekte paha biçilmez olduklarını ispat ettiler.これらの月試料は、月の地質学的進化を読み解く上で、計り知れないほど貴重なものである。
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.この決断は後に正しかったことが証明される。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.キレると怖いらしい。
Cinayetin işlendiği saatte başka bir yerde olduğunu da yalancı şahidiyle ispatlamış gözükmektedir.しかし、殺害されたのとほぼ同時刻、別の場所で被害者の姿が目撃されていた。
Andrew Wiles, başkalarının çalışmalarını geliştirerek 1995 yılında Fermat'ın Son Teoremini ispat etti.アンドリュー・ワイルズは数年にわたる独力の研究で、1995年にフェルマーの最終定理を証明した。
Ona hiçliğin varlığını anlattığımda ve ispatladığımda, sözümü kesip beni aptallıkla suçladı.私の言う事を聞かずにいきなり怒りだして、私が彼女に信頼を強要している、私が野心を抱いている、と非難しまくって私を閉口させる。
Germain'in Gauss'a gönderdiği mektup onun ispat yönünde önemli adımlar attığını içeriyordu.ジェルマンのガウスへの手紙の中には証明へ向けての具体的な進展が含まれていた。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.彼は代数学の基本定理と平方剰余の相互法則に、最初の満足できる証明を与えた。
Sözlü vasiyetin ispat kuvveti zordur.厳格な要求は強さの証。
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.臨済宗に属した大慧宗杲と、真の禅法をめぐって激しく対立した。
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.これはつまり、一つも反例の見つかっていない定理ですら究極的真理ではありえないということである。
Bu da bir ispat değildir ancak hipotezin doğru yolda olduğunu düşündürür.しかし、我々はそれがこの問題について考える正しいやり方だとは思わない。
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez.拘泥せずに信念を亨(とお)さねばならぬ。
Florida Üniversitesinden Reva Kay Williams, Penrose mekanizmasını doğrulayan bir ispat geliştirmiştir.佛羅里達大學的Reva Kay Williams則發展出潘洛斯機制的數學證明。
Bunu ispatlayabilir misin?你能證明它是正確的嗎?
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.在 1998年,托马斯·黑尔斯证明了开普勒猜想。
Weimar Klasiğin en değerli ispatlarından birisi ise, daha sonraki mektuplaşmalar olmuştur.而魏玛的古典主义的最重要的文献之一,就是此后两人后来的往来书信。
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.虛空,其特色是沒有阻礙,沒有實體,可以容納色法在其中。
"Asıl hadisi ispat eden benim,İnkâr eden sizsiniz! - Mustafa İslamoğlu".我乃神典之授与者,汝是神典之领受者。
Bu da kazanma ihtimalinin 2/3 olduğunu ispatlar.換門的話,贏得汽車的機率是2/3。
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."他在荊不得預入蜀之謀,在蜀不得參出峽之議,這些關鍵之事不論正確與否,都與他無干係”。
Bu ispat 1862 yılında gerçekleştirilmiştir.這本書是在1862年發行。
Olaylar, bu şüphelerinde kısmen haklı olduklarını ispat edecekti.事实证明,他们的怀疑是有道理的。
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.被告人对此无权拒绝。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.“坦白说,我们认为他们疯了。
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.胡斐明瞭真相後,悲痛萬分,與程靈素離去了。
Diğer bir ispat.”另一个答道。
Bununla birlikte, bu dönemde kale çevresinde yerleşim olduğunu ispatlayan kalıntılar bulunmaktadır.同時也有一些證據表明在一段時期內他們確實住在洞穴中。
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer.这里的玩法变得与前几作较为类似。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.它也是给出代数基本定理和二次互反律令人满意的证明的第一人。
Florida Üniversitesinden Reva Kay Williams, Penrose mekanizmasını doğrulayan bir ispat geliştirmiştir.플로리다 대학의 레바 케이 윌리엄스는 펜로즈 메커니즘을 검증하는 엄밀한 증명을 개발하였다.
Analizleri ve ispatları Öklid Elementlerinin beşinci kitabında geçen Eudoxian oran teorisine dayanıyordu.그 분석과 증명들은 유클리드 원소의 5번째 책 속에서 4번째 부분으로서 에우독소스의 이론에 크게 의존하였다.
Buradaki ispat bir öncekine çok benzer."이 계절은 이전과 같았습니다.
Pierre de Fermat bu bu teoremi öne sürmüş, fakat ispatlamamıştır.피에르 드 페르마의 이름이 붙어 있지만, 페르마는 이 정리를 언급했을 뿐, 정확한 증명을 제시하지는 않았다.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.대개 이러한 차이는 돌연변이 연구를 통해서 밝혀진다.
Bunu da herkese ispatlayacaklar."이를 모두 공개하겠다."라고 주장하였다.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.또 피고인은 증거를 제출할 권리도 없다.
Bunu ispatlayabilir misin?수사할 수 있나?.
Hibrit "savurma ispatı(proof of burn)" ve hisse ispatı.영미법상 입증책임은 증거제출책임(burden of producing evidence)과 설득책임(Burden of Persuasion)으로 구성된다.
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.당색은 남인으로 이황의 학통을 계승하여 후대에 전하였다.
Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür.보통 이러한 종류의 공격성을 드러내는 사람은 그렇게 하도록 유발된 느낌을 갖는다.
Şüpheliler itiraf ediyordu ama bunu ispat edemiyordu.서독 선수들은 항의했으나 받아들여지지 않았다.