Elina, bir yıl boyunca Elina'nın Yunanistan'da yaz isabetine sahip olmasına rağmen.Na Duitsland, speelde Touma een jaar in Griekenland.
Scharnhorst'a muharebe sırasında iki mermi isabet etmiş ancak mermilerin ikisi de patlamamıştı.Mr. Schaaps is alweer thuis, de twee kogels hebben hem niet ernstig verwond.
Fakat iki mermi de isabet etmedi.Ze vuurden twee schoten af.
35 şut kullandı ve bunların 23 tanesinde isabet sağladı.Hij scoorde zelf achtentwintig keer en sloeg 35 punten binnen.
Tüm torpidolarını fırlatsa da isabet kaydedemedi.Hier heeft ze al haar torpedo's afgeschoten, maar geen doel geraakt.
Ve %75 isabet oranı ile maçı tamamlamıştır.W tym wypadku 75% uczestników przerywało grę.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Torpeda poszła zbyt głęboko i nie trafiła.
İsabet ettiği rakibi işaretler.Laureaci oznaczeni są wytłuszczeniem.
Ayrıca sezonda yüzde %37 üç sayı isabet oranı yakaladı.Łącznie reguła 107% została złamana 37 razy.
Yaptığı üç atışı da isabet ettiremeyen saldırgan, ardından üzerindeki bombaları patlattı.Po ataku zatrzymano 3 zamachowca, który nie uruchomił bomby.
Brezilya ise ilk yarıda rakip kaleye hiç isabetli şut çekemedi.Brazylia w pierwszej połowie nie oddała celnego strzału na bramkę.
Bununla birlikte karar almada bu risk algılayışlarının isabet oranı bilinmemektedir.Zdają sobie sprawę, że nie są w stanie osiągnąć takiego poziomu perfekcji.
İsabet ettiğinde 10 şapkadan 1 tanesi eksilir.Na wniosek jednego z posłów kler zrzekł się dziesięciny.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Od tego czasu drużyna notowała coraz gorsze wyniki.
Buna karşı Askold ateş ettiyse de isabet ettiremedi.Bolo nie namyślając się długo, strzela także do niego.
Roketlerden biri Kfar Darom’daki bir kreşe isabet etti.Tylko jeden pojazd dojechał do Kefar Darom.
Bu da atışların isabet oranını düşürüyordu.Jego masa powodowała również problemy podczas strzelania.
Pearl Harbor saldırısında isabet eden bir mermiyle yaralandı.Poważnie uszkodzony w ataku na Pearl Harbor.
Ancak atışlar isabetli değildi.Strzał nie okazał się jednak śmiertelny.
Patlamanın ardından Heydrich'in vücuduna şarapnel parçaları isabet etti.Wówczas z pomocą dźwigu wydobyto ciało Heemeyera.
Gueffroy göğsüne 10 kurşun isabet ederek öldü.Gueffroy träffades av tio skott i bröstet och dog nästan ögonblickligen.
Saldırı düzenlediği bir başka muhrip olan Başlangıç ise isabet almadı.Varför de inte hade fått ordern att avbryta anfallet tidigare är fortfarande kontroversiellt.
Rus gemileri 20 isabet kaydetti.Den ryska flottan har gjort en beställning på 16 fartyg.
10 üzerinden 10’luk bir transfer, tam isabet."Terrängen runt ‘En H̱osen är kuperad, och sluttar västerut.
Hadrianus’un bu amacının isabeti tartışılabilir.Buckinghams motiv till dessa händelser är omdiskuterade.
Atışları çok isabetlidir.Precis eldgivning var svårt.
Burada savaşırken vücuduna beş kurşun isabet etti.Det här gjorde hon trots att hon sköt hela fem bom totalt.
Bu da atışların isabet oranını düşürüyordu.Därmed inleddes en skottlossning mellan dem.
Prinz Eugen hiç isabet almadı.Едвін не відбив жодного удару.
Kupriaşvili atın ayaklarına isabet edip atı durduracak olan bir el bombasını fırlattı.Купріашвілі кинув гранату, яка відірвала ноги у коня.
Sekiz isabet alan zırhlının ön tareti devre dışı kalmıştır.Решта вісім тіл істот зникли.
Ebony, isabetli ve güçlü atışlar yapmaya yarar, Ivory ise seri atışlar yapmaya yarar.Танос легко перемагає кожного з них, а опісля сильно ранить Залізну людину.
Yivli tüfeklerin atışları daha isabetlidir.Тому гвинтівка є більш точною.
İlk mermilerden biri kuleye isabet etti.Один зі снарядів влучив у передній майданчик.
Atış isabeti oldukça yüksektir.Розширення стрілки утворює висок.
Bazı roketler evlere ve işe giden insanların arabalarına isabet etti.Складно уявити що могло статися, якби вагонетки падали на будинки людей.
Karşılıklı paslaşmalarla pas isabetliliğini ve doğru yapmanıza katkı sağlar.Vracejte ho svou dobrotou a pravdivostí, neboť on je dobrota a pravda.
Fakat "'… her geçen gün isabet oranları artmaktadır.""Každý rok stejné tváře se mohou stát nudnými".
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Od této doby se jídlo z vědeckého hlediska začalo zajímat více lidí.
Uzak hedefler için isabetli değildir.Není vhodná na velké vzdálenosti.
Bazı toplar isabet alarak, bir kısmı da arızalanarak görev dışı kalmıştır.Některé zbraně přibyly a některé zmizely.
İsabet neredeyse geminin kıç tarafını kopartmıştı ve tamiratı 1942 baharına kadar tamamlanamadı.Zásah torpéda téměř odlomil celou záď lodi a opravy trvaly až do jara 1941.
29 Mart 1992'de keskin nişancı mermisi onun kalbine isabet etti.Zemřel 29. března 1992 na infarkt.
Patlamanın ardından Heydrich'in vücuduna şarapnel parçaları isabet etti.Výbuch roztrhal Cevertovo tělo na kusy.
Kurşun babasının omzuna isabet eder.Nakonec střelí otce do nohy.
Angel'a iki kurşun isabet etmiştir.André vstřelil dva.
Yaralılardan Zehra Yamaç başına isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle hayatını kaybetti.Linde však poté umírá na zranění, které mu způsobilo postřelené prase bradavičnaté.
Mermilerin biri sağ akciğerine isabet etti.Největší zranění utrpěl na pravé plíci.
Buna karşı Askold ateş ettiyse de isabet ettiremedi.Pușcaria i-a făcut numai rău, nu bine.
Sert ve isabetli şutları onu diğerlerinden ayıran özelliğidir.Discursul extremist și radical îi seduce pe unii și-i demobilizează pe alții.
Dodging rate düşmanın isabet puanını düşürür.McDowell plănuia să atace această armată inamică inferioară numeric.
Bazı toplar isabet alarak, bir kısmı da arızalanarak görev dışı kalmıştır.Unele au explodat prematur, altele au ratat ținta.
Bu görevdeki isabetli vuruş oranı yaklaşık olarak 25% de kalmıştır.Această armă s-a dovedit foarte eficientă, numărul victoriilor crescând de la 7% la aproape 25%.
Çift vuruldu, birkaç mermi ise farklı yerlere isabet etti.Unul dintre ei era beat; a tras câteva gloanțe în perete.
Ancak atışlar isabetli değildi.A löveg sem volt kielégítő.
Tupac'a 4 adet mermi isabet etti.Négy torpedót lőtt ki rá.
Hartlepool bombalanırken Seydlitz üç, Blücher ise altı kez isabet aldı.Hartlepoolnál a Seydlitzet háromszor, a Blüchert hatszor találták el a parti ütegek.
25 atışında isabet sağlayan Amerikalı sporcu John Paine, 442 puanla müsabakayı birinci sırada tamamladı.Az amerikai John Paine nyerte az aranyérmet 25 találattal és 442 ponttal.
Yuvarlak kurşun atan bu tüfeklerin atışı çok isabetli değildi.Maguknak a lövegtornyoknak az elhelyezése távolról sem volt kedvező.
Silah özellikle en az 200 m mesafe içerisinde oldukça isabetlidir.A fegyver kielégítően pontos volt 1,6 km-en belül.