İstençdışı bellek irade dışı ve kendiliğinden meydana gelir.Порятунок індивідуальний і дається по вірі.
Egemenliğimizi ve yaşama irademizi ilan etmek istiyoruz.Зайшла розмова і про перенесення нашого господарства.
O, onu iradesine karşı yaptı.Вона зробила це проти своєї волі.
Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi."Podle serveru Lidovky.cz doslova uvedl: "Oni nás sem vyslali do rady a my k nim máme určité povinnosti."
İnsanın özgür iradesini kabul eder ve bu sebepten onun sorunlu olduğunu belirtir.Podle nich má člověk svobodnou vůli, a je tedy zodpovědný za své konání.
Bu, Tanrı'nın iradesinden razı olan kişinin makamıdır.Obojí v krásném řádu podle Boží vůle.
Ölüm onun iradesine bağlıdır.Smrt je pro něj měřítko této hodnoty.
Madde 6 Yasa genel iradenin ifadesidir.Oddíl 6 se zabývá právy členů Kongresu.
Başka bir deyişle, anayasa, iradenin siyasi kararları üzerinde temellenir.Ale jak o tom přesvědčit voliče, když emoce jsou na jeho straně? .
Eğer bu tasfiyede sultanın iradesi varsa hazineye çok büyük miktarlarda para giriyordu.Sultán měl údajně požadovat také vysokou sumu peněz.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Ca rezultat, preoți au dezvoltat un sistem de oracole pentru a comunica voința zeilor direct prin oameni.
Ancak onu geri getiren iradenin Ligeia'ya mı yoksa anlatıcıya mı ait olduğu belirsizdir.Nu este clar, totuși, dacă voința Ligeii sau a soțului ei este cea care o aduce pe Ligeia înapoi dintre morți.
Özgür irade yanılsamadır.AS Roma nu s-a înșelat.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Voi care ați primit Legea întru rânduieli de la îngeri și n-ați păzit-o!"
29 Nisan 1945'te Berlin Savaşı sırasında Hitler son iradesini ve politik vasiyetini dikte ettirdi.Pe 29 aprilie, o zi înainte de sinuciderea lui, Hitler a pregătit testamentul său politic final.
Çünkü hiçbir güç doğanın iradesine karşı koyamazdı.Nici o voință nu ar putea rezista planului divin.
Özgür irade mi, belirlemecilik mi?Vágyott életminőség avagy Sorsközösség?
Özgür irade yanılsamadır.A tévedés joga megilleti.
Felsefede, determinizm karşıtı özgür irade fikrini içerir.Filozófiailag a determinizmus ellentéte.
Öğrenme kaynakları bir kişi ya da öbek tarafından kendi özgür iradeleriyle hazırlanmaktadır.Szabad döntései alapján szenvedést tapasztal saját magánál vagy másoknál.
Zeka, güç Ve bu kadar kutsal irade, Boşuna eriyip gitmiş olamaz Lanetli bir ağırlık altında.Az nem lehet, hogy ész, erő És oly szent akarat Hiába sorvadozzanak Egy átoksúly alatt.
Özgür irade İnsan ruhu vardır.Kivi, jolla on sielu.
Buna göre cüz'i irade insanın kendi yaptıklarıyla kaderini belirlemesidir.Perusoletus on, että ihminen pystyy itse päättämään, mitä elämällään tekee.
Bundan sonra tamamen Sauron’un iradesinin esiri oldular.Ennen tätä yksi oli tuhottu Sauronin käskystä.
Ancak diğer milletvekilleri onu halk iradesi düşmanı ilan etti.Η Σύγκλητος τον ανακήρυξε δημόσιο εχθρό.
Bir borç ilişkisi, tek bir kişinin irade beyanıyla gerçekleşmiştir.Ο υπολογισμός της θεμελιώδους κατάστασης έγινε για ένα μόνο άτομο.
Madde 6 Yasa genel iradenin ifadesidir.Άρθρο 6 - Ο νόμος αποτελεί έκφραση της κοινής βούλησης.
İç hukukta devlet üstün bir iradeye sahiptir.Η Εθνοσυνέλευση ασκεί ανώτατη νομοθετική εξουσία.
Burada ilkesel bir kavram olarak irade kavramını ortaya koymuştur.Απεκάλυψε μια κρυμμένη έκφρασή της.
Özgür irade mi, belirlemecilik mi?Likestilling eller særstilling?
Akılcı bir etik anlayışı olan bu anlayışta irade konusu da irdelenir.Etisk udvikling og klar forståelse af tingenes sammenhæng er også nødvendigt.
1 Aralık günü Ukrayna referandumunda halk bağımsızlıktan yana %90 oranında irade gösterir.1. oktober - ved en folkeafstemning i Catalonien, stemmer 90% for uafhængighed fra Spanien.
Kendi iradeleri yoksa gerçekle onlar için çok kötü” dedi.De er helt uten personlig engasjement!».
Özgür irade mi, belirlemecilik mi?Likestilling eller særstilling?
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Som et resultat utviklet prestene et orakelsystem for å formidle gudenes vilje til folket.
Bir grup Pers iradesine boyun eğilmesini istiyordu.Og da må pressgruppene bøye seg for min oppfatning.
Allah'ın ilim, kudret, irade, hayat, semi ve basar sıfatları yoktur.Heller ikke hadde de rett kunnskap om Guds ord, om loven og evangeliet.
Çünkü hiçbir güç doğanın iradesine karşı koyamazdı.For ingen styrke kan stå imot viljen til Den allmektige.»
Çok güçlü bir iradeye sahiptir.Tapi mereka memiliki kemauan yang besar.
Külli irade ise Allah'ın belirlediği kaderdir.Menurut Sujud, takdir atas dirinya berada di tangan Tuhan.
İnsan hürdür ve kendi eylemini kendi irade ve isteği doğrultusunda yapar.Nafas yang memberikan ruh dan semangat dalam setiap tindakan, serta keputusannya.
Bazı içiciler, sadece iradeyle uzun dönem sigarayı bırakabilirler.Beberapa perokok bisa berhasil berhenti merokok jangka panjang melalui tekad yang keras.
Sözlükte anlamı, “dileyen, irade ve istek sahibi olan” diye verilmektedir.Proses magang wajib dijalani bagi mereka yang ingin menjadi seniman dan pengrajin.
Egemen olan ilkesi irade serbestisidir (Privataautonomie).Prioritas kedua adalah manajemen risiko individu (personal risk management).
Üyelik, kişilerin kendi iradesiyle olur ve kişiler istediklerinde topluluğu terk edebilirler.Artinya, modal insani bisa turut pergi meninggalkan organisasi ketika orang-orangnya pergi.
Yapılan işkenceler sonunda uyanmış ama iradesini kaybetmemiştir.Ia disiksa sebagai hasilnya, namun keyakinannya tidak tergoyahkan.
Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır.Atas kemuliaan Allah, kemenangan milik kita.
Onun iradesi ve yaratışı olmadan olmuş hiçbir şey yoktur.Buku ini tidak berisi apa pun yang takhayul dan tidak beriman.
Bunun gereği olarak insanlara irade hürriyeti vermiştir.Dia telah memberikan nyawa-Nya menjadi tebusan bagi manusia.
Ancak diğer milletvekilleri onu halk iradesi düşmanı ilan etti.Thậm chí ông ta còn gán cho bà là một "kẻ thù của nhân dân".
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.是(これ)若(も)し天神(あまつかみ)の御子ならば害(そこな)う所無けん」と言う。
Sözlükte anlamı, “dileyen, irade ve istek sahibi olan” diye verilmektedir.何かトラブルがあると「ムシしたい」と言い、欲しい物があると「ムシできない」と言うのが口癖。
Hâkim’in iradesine teslim olmak.艦長の判断により投降している。
Çok güçlü bir iradeye sahiptir.彼には大いに希望が持てるよ。
O'na düşünce ve irade yükleyemeyiz, çünkü bunlar birbirleriyle çelişirler.自分に自信がない故相手に対して強気になってしまう。
Madde 6 Yasa genel iradenin ifadesidir.(後略) 第6条 法律は一般意思の表明である。
Babasından bile güçlü bir iradesi vardır.父親譲りの高い知恵を持つ。
Oğul olarak, varlığı çok büyük kesinlikle Baba'nın iradesindedir.御子の地位はそれ自体、御父の意志の結果である。
İslam dinine göre meleklerin iradeleri vardır.日向のセリフによれば対天使用の遺産もある模様。
Akılcı bir etik anlayışı olan bu anlayışta irade konusu da irdelenir.しかし道徳に反しない世俗の知識を学ぶこともここに含まれる。