Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.Sześć z ośmiu rakiet nośnych Atlas wybuchło na wyrzutni.
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.Zes van de acht Atlasraketten ontploften op het platform.
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.Шест от осем ракети Атлас се взривиха на самолетната площадка.
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.Шесть из восьми ракет Атлас взорвались ещё на площадке.
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.שישה מתוך שמונה טילי אטלס התפוצצו על כן השיגור.
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.ستة من ثمانية صواريخ أطلس انفجرت على منصاتها
Atlas roketlerinin sekizinden altısı henüz rampadayken infilak etti.発射台の上で爆発しました 11回の完全なミッション失敗ののち
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Bol tam, sledoval to.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Był tam i widział jak wybucha.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Él estuvo ahí y la vio explotar.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Er war damals dabei und sah, wie sie explodierte.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Fusese acolo şi o văzuse explodând.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Hij was erbij geweest en had hem zien ontploffen.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Il y était et avait observé l'explosion..
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.아버지는 그때 거기 계셨었고 폭발도 목격하셨습니다.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Lui c'era, e l'aveva vista esplodere.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Ông đã có mặt ở đó và chứng kiến.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Ő ott volt és látta ahogyan felrobbant.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Он был там, и видел запуск.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.Той бил там и гледал избухването й.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.הוא היה שם וצפה בה מתפוצצת.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.كان هناك و شاهدها تنفجر.
Babam orada bulunmuştu ve bombanın infilakını izlemişti.巨大な爆音と 目を射るような
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Dle preşedinte, naveta Atlantis a explodat în spaţiu.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Elnök úr, felrobbant az Atlantis. 3 csoportot kérek!
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.G. predsednik.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Herra presidentti, Atlantis on räjähtänyt!
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Hr præsident, Atlantis er eksploderet i rummet!
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.M. le Président, Atlantis a explosé. 3 groupes !
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Mr President. De Atlantis is ontploft.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Mr. President! Die Raumfähre Atlantis ist im All explodiert.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Pane prezidente, raketoplán Atlantis vybuchl.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Panie prezydencie, prom Atlantis eksplodował w kosmosie.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Presidenten, Atlantis har exploderat!
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Sr. Presidente, el Atlantis explotó en el espacio.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Sr. Presidente, o vaivém Atlantis acaba de explodir no espaço.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Thưa Tổng thống, Atlantis vừa nổ trên không gian.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Tuan Presiden, pesawat ulang-alik Atlantis baru meletup di ruang angkasa.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.- Un attacco a sorpresa! Signor Presidente, Atlantis č appena esplosa.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Κύριε Πρόεδρε, το "Ατλάντις" εξεράγη στο διάστημα.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.Г- н Президент, "Атлантис" се взриви в космоса.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.- Ракетна атака? Г-н Президент, "Атлантис" се взриви в космоса.
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.שתיים: פיקוד ההגנה האווירית של צפון ארה"ב ומפקדת החלל
Bay Başkan, uzay mekiği Atlantis, uzayda infilak etti.سيدى الرئيس المركبة الفضائية أطلانطس انفجرت فى الفضاء
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,A legrosszabb amiben megtestesülhetnek, az az, hogy felrobban, majd eltűnik napokra,
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,이런 치료로 나타날 수 있는 최악인 것들은 그의 분노,
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,Tijdens de ergste aanvallen... ontploft hij... en verdwijnt hij dagenlang.
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,הגרועים שבהם יכולים להיראות כאילו הוא מתפוצץ,
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,وأسوء ما قد يحدث نتيجة لهذا هو إنفجاره بصورة ما
Bunların en kötüleri kendisinin infilak ettiğini görmesi ve sonra günlerce ortadan kaybolması,彼は暴発し その後何日も姿を消し
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Ammoniakki höyrystyy ja tiivistyy toisella puolella. Sen annetaan jäähtyä huoneenlämpöön.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Amoniacul se evaporă şi re-condensează în partea cealaltă.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Eentje bevat werkingsvloeistof, water en ammoniak, en de andere is een condensator.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Ena ima delovno tekočino, vodo in amonijak, in druga je utekočinjevalec.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Es war eine großartige Idee, die überhaupt nicht funktionierte: Es explodierte.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.'Icyball'이라는 것을 상품화했습니다.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Igazán nagyszerű ötlet volt, de egyáltalán nem működött... ugyanis felrobbant
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.L'ammoniaque s'évapore et se recondense de l'autre côté.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Med ammoniak får du enormt högt tryck om du värmer det fel.
Hiçbir şekilde çalışmamış harika bir fikirdi: infilak etti.Skvělá myšlenka, která ale ani trochu nefungovala; přístroj vybuchoval.