Bulunduğu inci 'yeryüzünde güneşli yer güneşli olduğunda.Сонячний й Йоркшир на "місце на землі коли воно сонячно.
Bulunduğu inci 'yeryüzünde güneşli yer güneşli olduğunda.כל כך הרבה זמן להגיד את זה. המקום הנוח של יורקשייר ה 'על פני האדמה כאשר הוא שטוף שמש.
Bulunduğu inci 'yeryüzünde güneşli yer güneşli olduğunda.طالما أن أقول ذلك. أشمس مكان ال يوركشاير "على الأرض عندما يكون مشمس.
Bulunduğu inci 'yeryüzünde güneşli yer güneşli olduğunda.それが晴れたとき。 私は、なたは少し後のthの'原野のようなtha'd語った。
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Der er ikke noget mere sårbart end det.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Det finns inget mer sårbart.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Ennél nincs, ami sebezhetőbbé tenne!
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Es gibt nichts Verletzlicheres als das.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Il n'y a rien de plus vulnérable que ça.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Không có gì dễ bị tổn thương hơn điều đó.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.그것보다 더 취약한 것은 아무것도 없습니다.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Não há nada mais vulnerável do que isso.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Nic není zranitelnějšího.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Nič ni bolj ranljivega.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Nie je nič zraniteľnejšie ako to.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Niets is meer kwetsbaar dan dat.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Nimic nu-i mai vulnerabil decât asta.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.No hay nada más vulnerable que eso.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Non esiste nulla di più vulnerabile.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.To esencja wrażliwości.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Δεν υπάρχει κάτι πιο ευάλωτο από αυτό.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Нет ничего более уязвимого, чем это.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.Няма нищо по-уязвимо от това.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.У світі немає нічого вразливішого за це.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.אין דבר יותר פגיע מזה.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.لايوجد أي شيء أقل تحصينا من هذا.
Bundan daha incinebilir bir şey yok.変化に適応できるというのは
Bu ne o zaman? Sağ kolum incindi ve sol elimde de iğne var.Mon bras droit me fait mal et j'ai une perfusion dans mon bras gauche.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.A oni są krańcowo dosłowni.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Dan mereka adalah literalis sejati.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Das sind die ultimativ Buchstabengläubigen.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.De är de ultimata bokstavstrogna.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.En dit zijn de ultieme textuelen
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Et ce sont les penseurs littéraux ultimes.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Ha valakik, hát ők aztán tényleg szó szerint veszik a Bibliát.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Iar ăștia sunt cei mai stricți când vine vorba de literal.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.그들은 극단적인 성경직역주의자들이었습니다.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Nämä ottavat asian todella kirjaimellisesti.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Nihče ne jemlje stvari bolj dobesedno kot oni.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.São os derradeiros literalistas.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.To jsou ti, co to berou naprosto doslova.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.Είναι οι απόλυτοι οπαδοί της κυριολεξίας.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.А креационисты -крайние буквалисты.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.А те са едни от тези, които приемат нещата най-буквално.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.והאנשים הללו הם האנשים שהכי מתייחסים למשמעות המילולית של הטקסט.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.وهؤلاء اخر المطبقين حرفياً.
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.他們是終極的字面跟隨者,
Bunlar, Incil'in her dedigini oldugu gibi kabul edenlerin onde gelenleri.彼らは全く変わった人達ではなく
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Ce n'est pas un acte de foi de croire que cette boucle d'oreille ait appartenu à sa femme.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det är inte helt otänkbart att föreställa sig att pärlörhänget faktiskt tillhör hans hustru.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det er ikke så skørt at tro, at den perleørering rent faktisk tilhører hans kone.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Es ist kein so großes Wagnis, anzunehmen, dass der Perlenohrring tatsächlich seiner Frau gehört.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Het is niet zo'n grote stap om aan te nemen dat de parel van zijn vrouw was.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Không phải là vô căn cứ khi tin là đôi hoa tai ngọc trai đó thật sự thuộc về vợ của ông.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.따라서 진주귀걸이도 부인의 것이라고 해도 틀린 말은 아니겠죠.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Não é rebuscado pensarmos que este brinco de pérola, na verdade, pertence à mulher dele.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nem olyan égbekiáltó dolog, hogy az a fülbevaló tulajdonképpen a feleségéé.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Není tak těžké uvěřit, že ta perlová náušnice ve skutečnosti patřila jeho ženě.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.No es muy arriesgado pensar que esa perla era en realidad de su esposa.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Non ci vuole poi molto per credere che quell'orecchino di perla sia in realtà della moglie.