Ana içeriğe geç
Sözlük

inat ile cümle

inat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Hij weigert te geloven, te leven, te hopen.
Fakat kentin güneyinde inatçı bir direnişle durduruldu.De Noordelijke aanval werd door hardnekkige tegenstand tijdelijk tot stilstand gebracht.
Salmonella insanlarda görülen en sık inatçı bakteridir.Salmonellose is de het vaakst aangegeven zoönose.
Yalnız birkaç ailenin inatla ziraat yapmaya devam ettiği gözlemlenmektedir.Toch zijn er wel een paar voorbeelden waarin oom Ben in leven blijft.
Andrei hala babasına saygı duyuyor gözükürken, Ivan ise inatla savunmada kalır.Als de vader van Ivan ook valt voor Zareda, besluit Ivan zelf naar het front te vertrekken.
Ben o kadar inatçı olduğunu hiç düşünmemiştim.Ik had nooit gedacht dat hij zo koppig was.
O inatçılığı babamdan miras aldım.Ik heb die koppigheid van mijn vader geërfd.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.W ten sposób przedstawiamy wyraźnie Nasze znaki dla ludzi, którzy wiedzą.”
Pogson ise buna karşılık inatçı davranış ve güney yarımkürede yapılması istenen bir gözleme katkı vermemiştir.Buchanan nie podjął aktywnych działań w tej kwestii, będąc gotowym na dalsze ustępstwa wobec Południa.
Çok inatçıdır.Jest bardzo uparta.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Det formade och påverkade vår lyrik."
Genellikle sevecen bir karaktere sahip olsa da zaman zaman inatçı ve dikkafalı olabilmektedir.Trots att hon ofta uppvisar en viljestark personlighet kan hon även vara både tillgiven och känslomässig.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Hon är mycket envis och bestämd och väldigt bortskämd.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward beskrivs av Bella som mycket vacker och tilldragande, men mystisk.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Невелемовний і гордий.
Ben oldukça inatçıyım.Я доволі впертий.
Ben oldukça inatçıyım.Я доволі вперта.
Williamson onu inatçı bir şekilde reddeder.Alison ho vtipně odmítá.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Nejméně 600 internovaných odmítlo tábor opustit.
Çok inatçıdır.Je tvrdohlavý.
Dediğini yaptıracak kadar inatçıdır.Câteodată se încăpățânează foarte tare pentru a face ceea ce și-a propus.
Çok inatçıdır.Destul de încăpățânat.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.El este foarte matur pentru vârsta lui și de multe ori acționează ca părinte în relația cu mama lui.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward e descris drept fermecător, politicos, hotărât, și foarte încăpățânat.
Elfler ise, inatla kendi yollarına gitmeye karar verdiler.Planul lui eșuează, atunci când Felinele decid să o ia pe propriul lor drum.
Sieghardt Rupp (S. Rupp) - Esteban Rojo: Üç Rojo kardeş arasından en inatçı olanı.A varázslat kölcsönhatásokat Lásd itt! -Ursa: A leghatékonyabb hős Roshan ellen.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Álmodtunk, sírtunk, ösztönöztünk.
Çok inatçıdır.Igen makacs.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edwardia kuvataan kirjoissa charmikkaaksi, kohteliaaksi, määrätietoiseksi ja erittäin itsepäiseksi.
Bazen son derece inatçı davranır ve kuzenleri gibi annesi için sorunlara neden olur.Maka taas nalkuttaa jatkuvasti ja haluaa tulla äidinsä tavoin asemestariksi.
Oldukça zeki, hırslı, inatçı.Ovela ja hauska, itsepäinen.
Sadece çok inatçıdır."Hun er frygtelig hård."
Williamson onu inatçı bir şekilde reddeder.Men Williamson er urokkelig.
Midilliler genellikle zeki ve dostcanlısı ancak inatçı olarak tanımlanırlar.Malamuten beskrives ofte som intelligent men besværligt stædig.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.I bøkene og av Bella er Edward beskrevet som sjarmerende, høflig, bestemt og veldig sta.
Elfler ise, inatla kendi yollarına gitmeye karar verdiler.Tjalk viste tidlig vilje til å gå egne veier.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Ialah yang diberitakan dalam ibadah-ibadah kita, Ialah yang kita ingat dalam ibadah-ibadah kita.
Yeliz ise halasında kalmaya inat eder ve büyük tehlike içindedir.Beliau memiliki silsilah yang mulya dan agung, yakni sampai ke Sunan Giri.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Bersifat terobsesi, dan sangat rakus.
Tartışma, giderek atışmaya, sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (лӀышъхьэ зэтэх) varır.Pepatah dapat tampil dengan penuh sindiran, ejekan (bersifat ironi), maupun kejenakaan/humor.
Özgürlüklerine düşkünlükleri ve inatçılığıyla tanınırlar.Mereka dikenal atas kemasyhuran dan kekejaman mereka.
Bu sosyalist politikaya inatla "demir pirinç kase" adı verildi.Chính sách xã hội chủ nghĩa này đã được gọi là bát cơm sắt.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward được miêu tả theo lời Bella là vô cùng quyến rũ, lịch thiệp, quyết đoán và cứng cỏi.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Để thương, để nhớ, để sầu cho ai?".
Sovyetler inatla serbest bırakılması önerisine karşı çıktılar.Các ứng cử viên do LTTE đề xuất đã bị Ấn Độ từ chối.
Dediğini yaptıracak kadar inatçıdır.言いたいことをハッキリと言う気丈さを持つ。
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.非常に好戦的で、プライドが高い。
Bu sosyalist politikaya inatla "demir pirinç kase" adı verildi.この社会主義政策は軽蔑的に鉄飯碗(zh)と呼ばれた。
Bunun üzerine İsrafil inatla kız isteyenleri geri çevirir.浮世物:在女兒節添飾的偶人總稱。
Çok inatçıdır.非常固执。
Yeliz ise halasında kalmaya inat eder ve büyük tehlike içindedir.驷马高盖,其忧甚大,富贵之畏人,不如贫贱之肆志。
Tartışma, giderek atışmaya, sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (лӀышъхьэ зэтэх) varır.當以仁爲首,减絞罪,半加達爲從,啓以事理重論。
Batılı yazarlar ve kendisi ile temas etmiş elçiler ise Sinan Paşa'nın inatçı ve zalim olduğunu yazarlar.동서양재는 명륜당(강당)의 전면에 있으며 동재에는 양반, 서재에는 서류(庶流)를 두고 보통 내외 양사(兩舍)로 갈라진다.
Çok zeki ve inatçıdır.הוא אינטליגנטי וקפדן.
Kuzey kesimde beş no'lu kale, inatçı bir direnç göstermeyi sürdürdü.На север, пети форт се оказва голяма пречка.
Kuzey kesimde beş no'lu kale, inatçı bir direnç göstermeyi sürdürdü.Na sjeveru, utvrđenje # 5 se također pokazalo kao jaka točka otpora.
Savunmadaki Sovyet birlikleri her karış toprağı inatla savunurken Alman kayıpları da giderek arttı.Kao i u svim drugim ofenzivama na Zapadnom frontu Nijemci su tijekom napredovanja izgubili topovsku zaštitu.
Bu sosyalist politikaya inatla "demir pirinç kase" adı verildi.U ekonomskoj teoriji zastupao je tzv. željezni zakon najamnine.
Çok inatçıdır.On pa je trmast.
Elfler ise, inatla kendi yollarına gitmeye karar verdiler.Prebivalci Palaua so se odločili za samostojno pot.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod