Ana içeriğe geç
Sözlük

inat ile cümle

inat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.By no means; he is stubbornly opposed to Our Signs.
Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim âyetlerimize karşı inatçı kesildi.By no means; he is stubbornly opposed to Our Signs.
Ağızlarıyla size hoşnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur.They satisfy you with their mouths the while their hearts refuse.
Halbuki o, düşmanların en yamanı, en inatçısıdır.But, in fact, they are the most quarrelsome opponents.
Saf inatta, “Bayan A” Sisyphus’a parayla ders verirdi.For sheer tenacity, "Mrs A" would have given Sisyphus a run for his money.
Bu arada Sırbistan da kademeli şekilde profesyonel orduya geçiş fikrinde inat ediyor.At the same time, Serbia is mulling over the idea of gradually introducing a professional army.
İspanya karar konusunda inat ediyor.Spain is adamant about a resolution.
"Bu bir inatçı keçi oyunu."It's a game of chicken."
Radyo Erivan cevapladı: "Azerbaycan'a inat olsun diye.Radio Yerevan answered: "To spite Azerbaijan.
Zeki ve inatçıydı ama karizması daha azdı.He was intelligent and stubborn but had very little charisma.
Timur, inatçı Gürcü hükümdarını bastırmak için bu baskınların çoğuna liderlik etti.Timur personally led most of these raids to subdue the recalcitrant Georgian monarch.
Shige çok enerjik ama çok inatçı ve kararlı, güçlü bir kişiliği olan bir büyükanne.Shige is very energetic, but a very stubborn and hard boiled grandmother.
Pinky, inatçı Bayan Em'e hemşirelik yapar, ancak kızgınlığını gizlemez.Pinky nurses the strong-willed Miss Em, but does not hide her resentment.
Roma'nın inatçılığı krallıkta sorunlara yol açacaktı.In theory, the pope named his bishops and cardinals.
İlk başta cevap vermez ve inatla sessiz kalır.At first he could offer no response, and was obstinately silent.
Maltalıların inatçı direnişi Eylül ayında kuşatmanın kaldırılmasına yol açtı.Stubborn resistance by the Maltese led to the lifting of the siege in September.
Mavi renkte giyinmiş kız bebeklere ise 'sert, güçlü, inatçı' vb. şekilde yanıt verdiler.Female babies in blue were called 'slugger, tough, strong, stubborn,' etc.
Dış yardım programları bile bürokratik inatçılığın ağırlığı altında uygulanmakta zorlanıyordu.Even foreign aid programmes struggled to implement under the weight of bureaucratic obduracy.
Onunla inatlaşmak zararımıza olur.Es wäre zu unserem Nachteil, wenn wir uns gegen ihn stellten.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Er ist urkomisch und äußerst ergreifend.
Chihuahua inatçı bir köpektir.Goliath ist ein intelligentes Hundemädchen.
Katır gibi inatçı.Têtu comme une mule.
Sadece çok inatçıdır."Ils sont très durs. ».
O da buna inat hikâyeyi kişisel blogunda yayınladı.Alors, il finit par poster l'article sur un blog personnel.
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Son habileté technique et sa très forte endurance lui permettent cette performance.
Ali keçi gibi inatçı biri.Alí es terco como una mula.
Çocuk dedesine çekmiş, çok inatçı.El niño ha salido a su abuelo, es muy cabezota.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.¡Que nos den nuestro sustento!».
Chihuahua inatçı bir köpektir.Él es un perro chihuahua.
Moran, adı kendisi gibi Jacques olan inatçı oğlunu da yanına alarak yola çıkar.Inicia la búsqueda, llevando con él a su hijo recalcitrante, también llamado Jacques.
Çünkü bu bir inat konusuydu, bir ölüm-kalım meselesiydi.Si fue una usurpación, debió ser un asunto violento.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Retener, Asumir o Aceptar el riesgo.
Babam hatalarını kabul edemeyecek kadar inatçıdır.Mio padre è troppo testardo per ammettere le sue colpe.
Ne kadar inatçısın!Come sei testardo!
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Ha fatto bene e ne sono orgoglioso.
Ama kızın babası inatçı hancı bunu kabul etmez.Entrambi i genitori del ragazzo, purtroppo, non la prenderanno molto bene.
Kuzey kesimde beş no'lu kale, inatçı bir direnç göstermeyi sürdürdü.A nord, anche il forte 5 si dimostrò essere ben difeso.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Ricordare, dimenticare, perdonare.
Çok inatçıdır.È molto testarda.
Sen inatçısın.Ты упрямый.
Fransız'ın bu kadar kaba, inatçı ve kibirli olması beni şaşırttı.Я был поражён тем, насколько этот француз груб, упрям и высокомерен.
Aleksandr bu kitaptan pek hoşlanmamasına rağmen okumayı inatla sürdürüyor.Саша упрямо продолжает читать книгу, которая ему не нравится.
Burada niyetim körü körüne inatçılık yapmak değil ama nihayetinde ısrarcıyım.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Buradaki ısrarcı tavrımın kuru inatçılık olarak değerlendirilmemesi gerekir.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Bekle beni, döneceğim Tüm ölümlere inat bekle.Жди меня, и я вернусь, Всем смертям назло.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Хор: Surely He hath borne our griefs (инф.)
Kimse de onunla alay etmez, onun önceki inatçı, kavgacı, Herik beyliğine de pek haram gelmezmiş.Нравом он совсем не походил на своего предшественника, так как был сребролюбив и несправедлив.
Sadece çok inatçıdır."Старательный только очень».
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır."لنريه من آياتنا" أي: بعض الآيات الدالة على قدرة الله وعظمته، وليس كل الآيات .
Çok inatçıdır.وهو جد الزباء.
Kimse de onunla alay etmez, onun önceki inatçı, kavgacı, Herik beyliğine de pek haram gelmezmiş.(فإن كان المتصل بهما ليس علماً ولا صفة : كسرحان ، كسرت ما قبل ياء التصغير وقلبت ألفه ياء.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Cerca de 10.000 combatentes talibãs, liderados por combatentes estrangeiros, continuaram a resistir.
Bu sosyalist politikaya inatla "demir pirinç kase" adı verildi.Essa política socialista era chamado pejorativamente de tigela de arroz de ferro.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Estávamos em êxtase por estar com os nossos ídolos."
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Sua habilidade técnica e grande resistência lhe permitiram este desempenho.
Sadece çok inatçıdır."Muito intenso".
Çok inatçıdır.Ele é teimoso.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Ja, hij is het geweest, die onze vereeniging gemaakt heeft tot wat zij nu is.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward wordt in het boek door Bella beschreven als charmant, vriendelijk, vasthoudend en heel koppig.
Tartışma, giderek atışmaya, sonunda da inatlaşma ve boy ölçüşmeye (лӀышъхьэ зэтэх) varır.Aan de nier wordt een voorvlak (facies anterior) en een achtervlak (facies posterior) onderscheiden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod