Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mijn volk heeft echter niet naar Mij geluisterd; de Israëlieten kwamen tegen Mij in opstand.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mutta minun kansani ei kuullut minun ääntäni, eikä Israel noudattanut minun mieltäni.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Pelo que eu os entreguei � obstinação dos seus corações, para que andassem segundo os seus próprios conselhos.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Por eso los entregué a la dureza de su corazón, y caminaron según sus propios consejos
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Sebab itu Aku membiarkan mereka berkeras kepala; biarlah mereka mengikuti kemauan mereka sendiri
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.So habe ich sie gelassen in ihres Herzens Dünkel, daß sie wandeln nach ihrem Rat.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì vậy, ta buông chúng nó đi theo sự cứng lòng chúng nó, Ðể chúng nó đi theo mưu kế riêng chúng nó.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì_vậy , ta buông chúng_nó đi theo sự cứng lòng chúng_nó , Ðể chúng_nó đi theo mưu_kế riêng chúng_nó .
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Zatorej sem jih pustil, naj hodijo po srca svojega zakrknjenosti, in hodili so po krivih naklepih svojih.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Δια τουτο παρεδωκα αυτους εις τας επιθυμιας της καρδιας αυτων και περιεπατησαν εν ταις βουλαις αυτων.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Затова ги оставих да вървят по упорството на сърцето си, За да ходят по своите си намерения.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.ואשלחהו בשרירות לבם ילכו במועצותיהם׃
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.فسلمتهم الى قساوة قلوبهم. ليسلكوا في مؤامرات انفسهم.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任 憑 他 們 心 裡 剛 硬 、 隨 自 己 的 計 謀 而 行
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任憑 他 們心裡剛 硬 、 隨自己 的 計謀 而行
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Aber ich will Pharaos Herz verhärten, daß ich meiner Zeichen und Wunder viel tue in Ägyptenland.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.A Ja zatwardzę serce Faraonowe, i rozmnożę znaki moje i cuda moje w ziemi Egipskiej.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ale jáť zatvrdím srdce Faraonovo, a množiti budu znamení svá a zázraky své v zemi Egyptské.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ale ja zatvrdím srdce faraonovo a budem množiť svoje znamenia a svoje zázraky v Egyptskej zemi.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Én pedig megkeményítem a Faraó szívét és megsokasítom az én jeleimet és csudáimat Égyiptom földén.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Et moi, j`endurcirai le coeur de Pharaon, et je multiplierai mes signes et mes miracles dans le pays d`Égypte.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Eu voi împietri inima lui Faraon, şi Îmi voi înmulţi semnele şi minunile în ţara Egiptului.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Jaz pa zakrknem srce Faraonu in pomnožim znamenja svoja in čudeže svoje v deželi Egiptovski.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.내가 바로의 마음을 강퍅케 하고 나의 표징과 나의 이적을 애굽 땅에 많이 행하리라마는
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Maar Ik zal Farao koppig maken zodat hij weigert en Ik zal mijn wonderen over Egypte vermenigvuldigen.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ma io indurirò il cuore del faraone e moltiplicherò i miei segni e i miei prodigi nel paese d'Egitto
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jag skall förhärda Faraos hjärta och skall göra många tecken och under i Egyptens land.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jeg vil forhærde Faraos Hjerte og derefter gøre mange Tegn og Undere i Ægypten.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jeg vil forherde Faraos hjerte, og jeg vil gjøre mange tegn og under i Egyptens land.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Mutta minä paadutan faraon sydämen ja teen monta tunnustekoa ja ihmettä Egyptin maassa.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ta sẽ làm cho Pha-ra-ôn cứng lòng , và thêm nhiều dấu lạ phép kỳ của ta trong xứ Ê - díp-tô .
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ta sẽ làm cho Pha-ra-ôn cứng lòng, và thêm nhiều dấu lạ phép kỳ của ta trong xứ Ê-díp-tô.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Yo endureceré el corazón del faraón y multiplicaré mis señales y mis prodigios en la tierra de Egipto
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Но Аз ще закоравя Фараоновото сърце, и ще умножа знаменията Си и чудесата Си в Египетската земя.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.но Я ожесточу сердце фараоново, и явлю множество знамений Моих и чудес Моих в земле Египетской;
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.ואני אקשה את לב פרעה והרביתי את אתתי ואת מופתי בארץ מצרים׃
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.ولكني اقسّي قلب فرعون واكثّر آياتي وعجائبي في ارض مصر.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.我 要 使 法 老 的 心 剛 硬 、 也 要 在 埃 及 地 多 行 神 蹟 奇 事
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.我 要 使 法老 的 心剛硬 、 也 要 在 埃及 地多 行 神蹟 奇事
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul. İzleyelim bakalım...Un taureau encore plus méchant oh mate ça...
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul. İzleyelim bakalım...それ牛だっけ?
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul.황소도 타보고. 더 큰 황소에 도전해봐.
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul.Оседлай этого красавца, а потом быка, и быка покруче.
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul.תרכב על שור. תרכב על שור קשוח יותר.
Bir boğaya bin. Hatta daha da inatçısını bul.اركب ثورا. اركب ثورا أكثر شراسة.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiByłaś taka malutka jak miałaś roczek
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiDu var så här liten när du var ett år.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiDu warst so klein, als du ein Jahr alt warst.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiErai atat de mica cand aveai un an.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiEri così piccola quando avevi un anno.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiJe was zo klein toen je één jaar oud was.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiKau dulu sekecil ini ketika kau berumur satu tahun.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiKhi một tuổi, con nhỏ chừng này nè.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiTu avais cette taille à un an.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiΉσουν τόσο μικρή όταν ήσουν ένα χρονών.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiБеше толкова малка на една година.
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdi.היית כזאת קטנה בגיל שנה
Bir yaşındayken bu kadar küçüktün. Çok büyüdün Ama bunun gibi, inatçısın şimdiلقد كنت صغيرة عندما كنتي عمرك سنة واحدة
Bu halk dikbaşlı ve inatçıdır. Seni onlara gönderiyorum. Onlara, ‹Egemen RAB şöyle diyor› diyeceksin.A kemény orczájú fiakhoz és makacs szívûekhez küldelek téged, és ezt mondjad nékik: Így szól az Úr Isten!
Bu halk dikbaşlı ve inatçıdır. Seni onlara gönderiyorum. Onlara, ‹Egemen RAB şöyle diyor› diyeceksin.이 자손은 얼굴이 뻔뻔하고 마음이 강퍅한 자니라 내가 너를 그들에게 보내노니 너는 그들에게 이르기를 주 여호와의 말씀이 이러하시다 하라