Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmak ile cümle

inanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kaza ve kadere (hayrına ve şerrine) inanmak.礼治と対戦し敗れる。
İnsanın doğası gereği, söylenenlerden çok gördüklerine daha çok inanmaktadır.人命こそが何よりも優先されるとの信条を強く持つ。
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.科学的コンセンサスとしては、基本的に性的指向は選択できるものではないとされている。
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.拉賈維認為女子應該與男子享有平等的地位。
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.例如,医学历史学家认为,古埃及的药理学大部分是无效的。
Ahiret gününe inanmak.晚年信佛。
Âhiret'e inanmak İslâm'da imanın şartlarından biridir.因為凡是一種聖禮,最重要的是必須有神的應許,以便培養信仰。
Mead - Kıyamet gününe inanmak.和史實一樣、信仰毘沙門天。
Filistinlilerin yapabileceği tek yatırımın eğitim olduğuna inanmaktadır. ^哈马达拉认为,巴勒斯坦人可以做出的唯一投资应该放在教育上。
Ahali bu pınar suyunun sağlığa çok yararlı olup körlüğü iyileştireceğine inanmaktadırlar.牠們是相當優秀的游泳者,也會以水中為活動根據地,必要時更能於水中潛伏一段時間。
Katie, hayatı boyunca kendisinin bir iblis tarafından takip edildiğine inanmaktadır.伏打被視為一個天主教徒,他一生一直保持他的信仰。
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.我信其日後從彼而來,審判生死者。
Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır.”現在根據上帝的應許,“那以信為本的人和有信心的亞伯拉罕一同得福。
Meleklere inanmaktır.或稱信天神。
Annesini çok özleyen Luna bir gün diğer yaşamda annesi ile beraber olacağına inanmaktadır.霍华德很出名的一点是他仍然和他母亲住在一起。
Birçok Hristiyan, İsa’nın hem insan hem ilâhî özellik taşıdığına, Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmaktadırlar.大多数基督徒相信,耶稣既是人也是神——他是神的儿子。
Yapmaları gereken tek şey, onları öldürmeyeceğine söz veren çılgın bir hayalete inanmak.喜歡殺害的只有相信自己不會死的人。
Şair olup da seni bu gözlerle görende Varlığa inanmakla sana inanıyorum.诸君皆忠烈之士,亦当同孤徇此举。
Hadislerin hiçbir zaman akaide konu olamayacağını kabul eder, dolayısıyla kabir azabına inanmak şart değildir.他稱贊病癒者信念堅定,久治不癒的則說他信念不誠。
Angola'da nüfusun geriye kalan yarıya yakın kısmı ise yerel dinlere inanmaktadır.安哥拉将近一半的农村人口居住在高原上。
Çünkü kişinin inanmak dışında bir seçeneği yoktur.除了不動以外,不相信任何人。
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.의학역사학자들은 고대 이집트의 약리학이 매우 비효과적이라고 평하고 있다.
Ayrıca ne dindardır ne de dinlere inanmaktadır.그러나 그는 성육신과 동정 탄생의 교리를 믿지 못하였다.
Ona verilen görrevin yaratıcısını durdurmak olduğuna inanmaktadır.그 때문에 그에게 속아 넘어가 프로듀서를 변태라고 믿어 버린다.
Her sorunu tek başına halledebileceğine inanmaktadır.모든 것을 혼자서 도맡아서 두고두고 하시겠다는 말씀이야.
Allah'ın tapınılmayı hak eden gerçek ilâh, onun dışında tapınılanların ise batıl ilâhlar olduğuna inanmak.그러므로 세례는 '예수를 믿는 자는 하나님의 백성이 된다'는 하나님의 언약이 자기 위에 있다는 것을 나타내는 표라고 본다.
Diğer nüfus ise yerel dinlere inanmaktadır.그 밖의 주민들은 토착 종교를 믿는다.
Kızlar, yenileceklerine tamamen inanmaktadırlar.딸들로부터 신뢰를 크게 받는 인물.
Şair olup da seni bu gözlerle görende Varlığa inanmakla sana inanıyorum.또한, 성체를 신자들이 직접 눈으로 보며 공경할 수 있도록 하기 위해서 성광 안에 성체를 모시기도 한다.
Bittiğini söylemeye inanmak bile zor."거의 끝에 오지 않았나 생각한다'고 발언했다.
İlişkilerin gerçekte olduğundan daha içten olması gerektiğine inanmak.관계를 실제보다 더 친밀한 것으로 받아들인다.
Meleklere inanmaktır.האמונה במלאכים.
Ahiret gününe inanmak.האמונה ביום הדין.
Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz.אם אספר לכם את האמת לא תאמינו לי.
Bu çocuk 1000 turna kuşu maketi yapmayı başardığında iyileşeceğine inanmaktadır.היא האמינה שאם תיצור 1,000 עגורי נייר, המחלה שלה תתרפא.
Diğer nüfus ise yerel dinlere inanmaktadır.שאר התושבים מחזיקים באמונות מקומיות.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.בעקבות האמנה נראה היה שהשלום עשוי להיות מובטח.
Ancak Angelo hâlen Isabella ile yattığına inanmaktadır.מריאנה מסכימה לתפוש את מקומה של איזבלה ולשכב עם אנג'לו, שממשיך להאמין שהוא שוכב עם איזבלה.
Titchener, temelde üç bilinç durumunun varlığına inanmaktadır: duyumlar, imgeler ve duygusal durumlar.טיצ'נר זיהה שלוש קטגוריות: תחושות, רגשות ודימויים.
Her sorunu tek başına halledebileceğine inanmaktadır.כל העת האמין שהוא מסוגל לפתור כל בעיה אם יינתן לו זמן.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.רואים זאת כשאמא שלו באה לבקר אותו.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.היא הצילה את החיים שלי".
Şair olup da seni bu gözlerle görende Varlığa inanmakla sana inanıyorum.וְשִׁנָּא אֵת בִּגְדֵי כִלְאוֹ וְאָכַל לֶחֶם תָּמִיד לְפָנָיו כָּל-יְמֵי חַיָּיו.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.Мирни преговори щяло да има само при признаване на Съединението.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Za ove obaveze vjernik ili vjernica će biti pitan na Sudnjem danu.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Moj život je spasila!
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.U Hrvatskoj vojsci ženama je dozvoljeno ravnopravno sudjelovanje s muškarcima.
Birçok Hristiyan, İsa’nın hem insan hem ilâhî özellik taşıdığına, Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmaktadırlar.Zaključuje kako mnogi kršćani i katolici na žive onako kako dolikuje djeci Božjoj.
Monoteizm tek bir Tanrı'ya inanmak, Politeizm ise birden fazla Tanrı'ya inanma anlayışıdır.Princip vjerovanja u jednog boga je monoteizam, a u više politeizam.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Väčšina vedcov tvrdí, že sexuálna orientácia nie je osobnou voľbou jedinca.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.Nekateri znastveniki so prepričani, da je Imhotep živel med Hunijevo vladavino.
Katie, hayatı boyunca kendisinin bir iblis tarafından takip edildiğine inanmaktadır.Uraka si je skozi celo življenje prizadevala, da bi bila spoštovana s strani podložnikov.
İmami Şiilerde imamete inanmak; inanç esaslarından biridir.Pri usmerjenosti k biti vera ni verovanje v neke določene zamisli.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Ar galima pasitikėti tuo, ką matai?
Ancak Linde enflasyonun ebedi olarak geçtiğine inanmaktadır.Vitimo plokščiakalnyje išplitęs amžinasis įšalas.
Müziğe yürekten inanmaktadır ve bir gün müzik sayesinde ailesini bulacağına emindir.Jaunas muzikantas tiki, kad jei jis gros, jo muziką galės atpažinti tėvai ir taip berniukas suras juos.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.Jei tai padarysi, pažadu taiką.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Teadlaste seas valitseva arvamuse kohaselt ei ole seksuaalne sättumus valik.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Mida on üldse võimalik uskuda?
Reiki için inanmak şart değildir.Usutunnistust pole vaja pimesi omaks võtta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod