Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmak ile cümle

inanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Μπορείς να ζήσεις μια καλή ζωή χωρίς και να πιστεύεις στον θεό.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.Κάποιοι ειδικοί πιστεύουν ότι ο Ιχμοτέπ έζησε κατά τη βασιλεία του Ουνί.
Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar.Ένα ορυχείο ουρανίου εικάζεται ότι βρίσκεται εκεί.
Bir grup da, ulakların dönüş yolunda yanlışlıkla dost ateşi yediğine inanmaktadır.Μαθαίνει πώς οι φίλοι του ετοιμάζουν εισβολή στο Έθνος της Φωτιάς κατά τη διάρκεια της εκλείψεως.
Müslümanlara, cennetten çıkış kıssasına inanmak -Kur'an'da geçtiğinden ötürü- farzdır.De troende gør korsets tegn foran ikonerne, og beder om den helliges forbøn.
Ahiret gününe inanmak.Dommens Dag.
Tüm Sihler şu değerlere inanmak zorundadır: Eşitlik: Tanrı katında tüm insanlar eşittir.Målet med begge former er dog det samme: Fuld erkendelse af Gud.
Çünkü kişinin inanmak dışında bir seçeneği yoktur.Det skyldes, at ingen tro kan afvises som andet end tro.
Suzuki ona inanmak istemektedir.Det lover Mizuki ham.
Agrippina bu hareketinin Claudius'un Otho'ya verdiği taht sözünden vazgeçireceğine inanmaktadır.Agrippina mener, at dette vil få Claudio til at tilbagekalde sit løfte om at give Ottone tronen.
Fakat idareci rahibe herhangi bir arzunun olmasının bir hata olduğuna inanmaktadır.Den lokale præst var overbevist om, at det drejede sig om et mirakel.
İnanmak istiyorum.Jeg ønsker at tro.
Allah'ın meleklerine inanmak.Englene (Mala'ika) – Troen på englene skapt for å tjene Allah.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Idag reddet du livet mitt.
Tüm Sihler şu değerlere inanmak zorundadır: Eşitlik: Tanrı katında tüm insanlar eşittir.Følgende problemstillinger ble forsøkt belyst i programmet: Tilber alle religioner den samme gud?
Allah'ın tapınılmayı hak eden gerçek ilâh, onun dışında tapınılanların ise batıl ilâhlar olduğuna inanmak.Allahs enhet (Tawhid) – Troen på den ene Gud, og forkastelsen av alle andre guddommer.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.En del moderne egyptologer mener at Imhotep levde under styret til farao Huni.
Harland, Will'in yakalanmadan önce parayı sakladığına inanmaktadır.Lecter drepte minst ni personer før han ble arrestert av Will Graham.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.Der ble de fortalt at dersom de ønsket fred, ville de legge frem et bedre forslag.
Bağımsız bir Grönland'ın rekabetçi olması gerektiğine inanmaktadır.Partiet ønsker bl.a. at Grønland skal bli en uavhengig stat.
Birçok Hristiyan, İsa’nın hem insan hem ilâhî özellik taşıdığına, Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmaktadırlar.De fleste kristne mener at Jesus både var menneske og Guds Sønn.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Sejarawan medis percaya bahwa farmakologi Mesir kuno, misalnya, sebagian besar tidak efektif.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.Beberapa pihak percaya bahwa Imhotep hidup dalam masa pemerintahan raja Huni.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Ilmuwan pada umumnya sepakat bahwa orientasi seksual bukanlah suatu pilihan.
Fakat Stoney, bu yüklerin atomlara sabitlenmiş olduğuna ve ayrılamayacağına inanmaktaydı.Namun, Stoney percaya bahwa muatan-muatan ini secara permanen terikat pada atom dan tidak dapat dilepaskan.
İnsanlar Allah'a inanmakta ve bunun için "Heq" kelimesini kullanmaktadırlar.Asalnya jiwa manusia memiliki iman kepada satu Allah, tetapi hilang dengan kejatuhan dalam dosa.
Kaza ve kadere (hayrına ve şerrine) inanmak.Imtaq singkatan dari Iman dan Taqwa.
Allah'ın kitaplarına inanmak.Keyakinan tentang sifat Allah seperti keyakinan tentang Dzat-Nya.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Iman kepada hari akhir: Mengimani tanda-tanda hari kiamat.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Apakah ada kepercayaan yang dibenarkan?
Ayrıca ne dindardır ne de dinlere inanmaktadır.Tidak beriman atau tidak memiliki kayakinan. ^ "Pengertian Labil".
Müziğe yürekten inanmaktadır ve bir gün müzik sayesinde ailesini bulacağına emindir.Dapat diketahui bahwa dia senang dengan musik dan sekaligus melawan musik.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padme không tin ông và không chịu tiết lộ nơi ở của Anakin, biết rằng Obi-Wan sẽ cố gắng để giết anh.
Jack, John Locke'ın aksine kadercilikten çok bilimselliğe inanmaktadır.Jack là con người của khoa học, anh ta đối lập hoàn toàn với John Locke - là con người của đức tin.
Diğer nüfus ise yerel dinlere inanmaktadır.Các thôn còn lại, người dân đa phần lại tin theo Phật giáo.
Sasuke ilk başta inanmak istemez ama başka çaresi olmadığı için inanır.Mặc dù Sasuke cố gắng phủ nhận điều đó nhưng rốt cuộc vẫn phải tin.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Nói rằng mình không tin thần thánh là chưa đủ.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.Trong lúc đang đến thì anh gặp The Mother.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Vậy mà kỳ tích xuất hiện đã cứu lấy tôi.
Maggie, grubun Son Durak'a gitmesinde ısrar eder zira Glenn'in orada olabileceğine inanmaktadır.Maggie lập tức đề xuất rằng họ hãy cùng đi đến nơi trên tấm biển, vì rất có thể Glenn cũng sẽ đến đố.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.信仰生活と審判の日について述べられる。
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.信仰を得て、私の人生は救われました。
Allah'ın meleklerine inanmak.牛は天神の神使(みつかわしめ)として信仰されている。
Allah'ın peygamberlerine inanmak.アッラーがそこに遣わされた使徒たち。
Bragg ideal araştırma biriminin, altı ilâ on iki bilim adamı ve birkaç yardımcıdan oluştuğuna inanmaktadır.彼は「理想的な研究組織は6人から12人の科学者と若干の助手で構成される」と信じていた。
Günün birinde beyaz atlı prensinin karşısına çıkacağına yürekten inanmaktadır.いつか白馬の王子様が来ると信じている。
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?何かを盲信する人。
İslam'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır.イスラム教を信仰する。
Bittiğini söylemeye inanmak bile zor."と予告して終われるのは幸せなこと」と言っていた。
Ahiret gününe inanmak.天日桙命の後。
Müslümanlara, cennetten çıkış kıssasına inanmak -Kur'an'da geçtiğinden ötürü- farzdır.御嶽山の登拝は行者と信者が一緒にその聖地を巡礼する旅(御嶽参り)でもある。
Var olan eğitim sorunlarının hepsini çözeceğine inanmak doğru bir yaklaşım değildir.私は、君に欠けているものを練習するのは絶対に正しいと信じている。
Suzuki ona inanmak istemektedir.鈴木は相談を受ける。
Ekistler ruhların sonsuza dek var olacağına inanmaktadır.俺の魂は永遠に生きるだろう!
Her sorunu tek başına halledebileceğine inanmaktadır.一人で何もかも処置しようとしてはならない。
Mead - Kıyamet gününe inanmak.ルフトミラ 元天命。
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.ゆっきーママのもとで働くことになる。
Bütün varlıkların yaratıcısı olan bir Tanrı'nın var olduğuna inanmaktır.諸君は諸君が、創造主の創りだした全体の一部であることを認めなければならない。
Ekin: Çok samimi arkadaşımdı. çok üzüldüm. duyduğumdan beri inanmak istemiyorum.わるい癖だとわかっていて、素直に信じられないのが、かなしかった。
Kızlar, yenileceklerine tamamen inanmaktadırlar.娘たちから信頼される善き人物。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod