İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!Und er sprach zu ihnen: O ihr Toren und träges Herzens, zu glauben alle dem, was die Propheten geredet haben!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!И Той им рече: О несмислени и мудни по сърце да вярвате всичко, което са говорили пророците!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!І рече Він до них; о безумні і лїниві серцем вірувати всьому, що промовили пророки!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!Тогда Он сказал им: о, несмысленные и медлительные сердцем, чтобы веровать всему, что предсказывали пророки!
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!ויאמר אליהם הוי חסרי דעת וכבדי לב מהאמין בכל אשר דברו הנביאים׃
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!فقال لهما ايها الغبيان والبطيئا القلوب في الايمان بجميع ما تكلم به الانبياء.
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!耶 穌 對 他 們 說 、 無 知 的 人 哪 . 先 知 所 說 的 一 切 話 、 你 們 的 心 、 信 得 太 遲 鈍 了
İsa onlara, ‹‹Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!耶穌對 他 們說 、 無知 的 人 哪 . 先知 所 說 的 一切話 、 你 們 的 心 、 信 得 太 遲鈍了
İspatları ise o kadar önemsemezler, çünkü inanmak onları mutlu eder.Les importa menos las pruebas porque creer los hace felices.
İspatları ise o kadar önemsemezler, çünkü inanmak onları mutlu eder.Pourquoi les gens ont une approche différente ?
İspatları ise o kadar önemsemezler, çünkü inanmak onları mutlu eder.Sie interessieren sich weniger für Beweise, weil das Glauben sie glücklich macht.
İspatları ise o kadar önemsemezler, çünkü inanmak onları mutlu eder.Ενδιαφέρονται λιγότερο για την απόδειξη, γιατί πιστεύοντας τους κάνει ευτυχείς
İspatları ise o kadar önemsemezler, çünkü inanmak onları mutlu eder.Не се интересуват от доказателства, защото вярата ги прави щастливи.
"Kendine inanmak.""Il credere in se stesso".
"Kendine inanmak.""La autoconfianza".
"Kendine inanmak.""Le fait de croire en lui-même."
"Kendine inanmak.""Wiarę w samego siebie."
"Kendine inanmak.""Πίστη στον εαυτό τους."
"Kendine inanmak.""Веру в себя".
"Kendine inanmak.""Вяра в себе си."
Kızın iyiliğinin azami önem arz ettiğini anladığımıza gerçekten inanmak istiyorum.Realmente quiero creer que entendemos que el bienestar de la menor es de extrema importancia.
Kızın iyiliğinin azami önem arz ettiğini anladığımıza gerçekten inanmak istiyorum.Я действительно хочу верить, что мы понимаем, что благополучие ребенка имеет первостепенное значение.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı aldığında, masal sona erecek, yatağında uyanacaksın, ve neye inanıyorsan inanmaya devam...
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı alırsan, hikaye burada sona erer, yatağında uyanırsın, ve istediğin neyse ona inanırsın.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı alırsın, hikaye biter, yatağında uyanırsın, neye inanmak istiyorsan ona inanırsın.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı al ve hikaye bitsin, yatağında uyan ve neye inanmak istiyorsan inan.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı al ve hikaye bitsin, yatağında uyan ve neye inanmak istiyorsan inan.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı al ve hikaye bitsin, yatağında uyan ve neye inanmak istiyorsan ona inan.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı içersen,hikaye bitecek ve yatağında uyanıp inanmak istediğin şeye inanacaksın.
Maviyi alırsan hikaye biter, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın.Mavi hapı içersen,hikaye bitecek ve yatağında uyanıp inanmak istediğin şeye inanacaksın.
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?De ce încercăm să-i convingem pe alţii să creadă lucruri pe care ei nu vor să le creadă ?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Dlaczego usiłujemy przekonać ludzi, żeby wierzyli w coś, w co nie chcą wierzyć?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?우리는 왜 다른 사람들을 설득해서 그 사람들이 믿고 싶지 않은 것을 믿게 만들려고 할까요?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Mengapa kita mencoba untuk meyakinkan orang lain untuk percaya hal-hal yang tidak mau mereka percaya?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Miért próbálunk meggyőzni másokat, hogy higgyenek el olyan dolgokat, amiket nem akarnak?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Perché cerchiamo di convincere altre persone a credere cose che non vogliono credere?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?¿Por qué intentamos convencer a otras personas a creer en cosas que no quieren creer?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Proč zkoušíme přesvědčit ostatní aby věřili věcem, kterým věřit nechtějí?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Tại sao chúng ta lại còn cố gắng để thuyết phục những người khác tin vào những điều mà họ không muốn tin?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Waarom proberen we andere mensen te overtuigen om dingen te geloven die ze niet willen geloven?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Wieso versuchen wir, andere Menschen davon zu überzeugen, Dinge zu glauben, die sie nicht glauben wollen?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Γιατί προσπαθούμε να πείσουμε τους άλλους να πιστεύουν σε πράγματα που δεν θέλουν να πιστέψουν;
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Защо опитваме да накараме други хора да повярват в неща, които не искат да вярват?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Почему пытаемся заставить других поверить в то, во что они не хотят верить?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?Чому намагаємось переконати інших в речах, в які вони не хочуть вірити?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?מדוע אנו מנסים לשכנע אחרים להאמין דברים שהם אינם רוצים להאמין בהם?
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?لماذا نحاول أن نقنع الناس أن تصدق أشياء لا يريدوا تصديقها؟
Neden insanları inanmak istemedikleri şeylere inanmaya ikna etmeye çalışıyoruz?何かを信じさせようとするのか? それはいい事か?
O cevapladı : "Kendine inanmak."Dan dia berkata, "Kepercayaan diri."
O cevapladı : "Kendine inanmak.""Încrederea în sine", a răspuns el.
O cevapladı : "Kendine inanmak."그가 대답하길. "스스로에 대한 신념이지"
O cevapladı : "Kendine inanmak."Und er sagte:"Der Glaube an sich selbst."
O cevapladı : "Kendine inanmak."והוא אמר, "אמונה בעצמם."
O cevapladı : "Kendine inanmak."قال لي حينها .. ان اجعله يثق بنفسه
O cevapladı : "Kendine inanmak."「でも ぼくは最初 自分を信じていなかったんだぜ
O halde din şeylere inanmak hakkında değilse, ne hakkındadır?Deci dacă religia nu e despre credință, atunci despre ce e?
O halde din şeylere inanmak hakkında değilse, ne hakkındadır?Donc, si la religion ce n'est pas croire des choses, qu'est-ce que c'est ?
O halde din şeylere inanmak hakkında değilse, ne hakkındadır?Dus, als religie niet gaat over geloven in dingen, waar gaat het dan wel over?
O halde din şeylere inanmak hakkında değilse, ne hakkındadır?Então, se religião não é acreditar em coisas, o que é, afinal?
O halde din şeylere inanmak hakkında değilse, ne hakkındadır?Entonces, si la religión no se basa en creer cosas, ¿en qué consiste?