Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmak ile cümle

inanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Buna inanmakta sorun yaşıyorum.I'm having trouble believing it.
Bana inanmak zorundasın.You've got to believe me.
Tom, Mary ve John hakkındaki söylentiye inanmak istemedi.Tom didn't want to believe the rumor about Mary and John.
Gerçekten onun doğru olduğuna inanmak istedim.I really wanted to believe it was true.
Bize inanmak zorundasın.You have to believe us.
Tom Mary'nin ona söylediğine inanmak için yeterince aptaldı.Tom was stupid enough to believe what Mary told him.
Tom onunla bir ilgin olduğuna inanmaktadır.Tom believes you have something to do with it.
Tom doğaüstüne inanmaktadır.Tom believes in the supernatural.
Bazı insanlar on üçün şanssız bir sayı olduğuna inanmaktadır.Some people believe that thirteen is an unlucky number.
Birçok insan bu hikayenin düzmece olduğuna inanmak istemiyordu.Many people did not want to believe that this story was made up.
Bunun uydurma bir hikaye olduğuna birçok kişi inanmak istemedi.Many people did not want to believe that this was a fabricated story.
Tom'un yalan söylediğine inanmak için hiçbir gerekçem yok.I have no reason to believe Tom is lying.
Tom'un onun yaptığını söylediğin şeyi yapacağına inanmak zor.It's hard to believe Tom would do what you said he did.
Yemin ederim, Tom. Bana inanmak zorundasın.I swear, Tom. You have to believe me.
Ona inanmak zorundasın.You've got to believe that.
Ben kimseye inanmak istemiyorum.I don't want to believe anyone.
Haklı olduğuna inanmak istiyorum.I'd like to believe you're right.
Tom'un söylediğine inanmak senin aptallığın.It was stupid of you to believe what Tom said.
Tom'a inanmak senin aptallığındı.It was stupid of you to believe Tom.
Kalbinden inanmak zihninle anlamaktan daha önemlidir.Believing in your heart is more important than understanding with your mind.
Tom'a inanmak benim salaklığımdı.It was stupid of me to believe Tom.
Tom bana inanmak istemedi.Tom didn't want to believe me.
Neye inanmak istediğimi biliyorum.I know what I'd like to believe.
Hala buna inananların var olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that there are still those who believe that.
Tom, onun yapılabileceğine inanmak istiyor.Tom wants to believe it can be done.
İnanmak zor görünüyor.That seems hard to believe.
İnanmak neredeyse imkansız.That's almost impossible to believe.
Sana inanmak zor.It's hard to believe you.
Biliyorum, buna inanmak zor.I know that it's hard to believe.
Dan, Linda'nın bunu yaptığına inanmak istemedi.Dan didn't want to believe that Linda did that.
Tom'un öyle bir şey yapacağına inanmak zor.It's hard to believe Tom would do something like that.
Bunun bir tesadüf olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that's a coincidence.
İnanmak gerçekten bu kadar zor mu?Is it really so hard to believe?
Ona inanmak oldukça zor.That's pretty hard to believe.
Buna inanmak tamamen zor.This is all hard to believe.
Ona inanmak biraz zor.That's a little hard to believe.
Tom Mary'nin söylediği bir şeye inanmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to believe anything Mary says.
O, yeşim taşının tıbbi özellikleri olduğuna inanmaktadır.She believes that jade has medicinal properties.
Bazı horozlar güneşin onlar için doğduğuna inanmaktadır.Some roosters believe the sun rises for them.
İnanmak istediğin şey o değil mi?Isn't that what you want to believe?
Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that Tom is still single.
Tom bana inanmak zorunda değil.Tom doesn't have to believe me.
Tom, Ayn Rand felsefesinin gerçekten tarafsız olduğuna inanmaktadır.Tom believes the philosophy of Ayn Rand is truly objective.
Kimse Tom'a inanmak istemedi.Nobody wanted to believe Tom.
Ona inanmak istemiyorum.I don't want to believe that.
Marie ölümden önceki hayata inanmaktadır.Marie believes in life before death.
Buna inanmak istiyorum.I'd like to believe that.
Ben ona inanmak istemedim.I didn't want to believe that.
Buna inanmaktan nefret ediyorum.I hate to believe it.
Bunun delice göründüğünü biliyorum ama bana inanmak zorundasın.I know that it sounds crazy, but you've got to believe me.
Ben hâlâ ona inanmakta sorun yaşıyorum.I still have trouble believing it.
Bize Tanrı'ya inanmak öğretildi.We were taught to believe in God.
Onun gerçekten olduğuna inanmak zor.It is hard to believe that actually happened.
Winston herhangi bir dine inanmak istemiyor.Winston doesn't want to believe in any religion.
Tom'un gerçekten Boston'a gitmek istediğine inanmak zor.It's hard to believe that Tom really wants to go to Boston.
Bana inanmak zorundasın, Fadıl.You have to believe me, Fadil.
Fadıl gerçekten inanmak istedi.Fadil really wanted to believe.
Tom gerçekten Mary'nin masum olduğuna inanmak istiyordu.Tom really wanted to believe that Mary was innocent.
Tom gerçekten Mary'nin söylediğine inanmak istiyordu.Tom really wanted to believe what Mary was saying.
Bir yalana inanmak genellikle doğruya inanmaktan daha kolaydır.A lie is often easier to believe than the truth.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod