Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmak ile cümle

inanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Herkes hayallerin gerçekleşebileceğine inanmak istiyor.Everyone would like to believe that dreams can come true.
İnanmak zordu.That was hard to believe.
Ona sadece inanmak zorundasın.You have only to believe him.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılarThey must be crazy to believe such nonsense.
Ona inanmak sizin saflığınızdandır.It's naive of you to believe that.
Ona inanmak benim salaklığımdı!It was stupid of me to believe that!
Kız hâlâ Noel Baba'ya inanmaktadır.The girl still believes in Santa Claus.
O böyle bir şey inanmak için aptal olmalı.He must be stupid to believe such a thing.
Söylediğine inanmak zor.It is difficult to believe what you say.
Yapmanız gereken bütün şey bana inanmaktır.All you have to do is believe me.
Görmek inanmaktır.To see is to believe.
Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.We are not alone in believing that he is not guilty.
Ona inanmak için onun iyi dayanakları var.He has good grounds for believing that.
Onun söylediği şeye inanmaktan kendimi alamıyorum.I cannot help believing what he says.
Ona inanmakla aptallık ettin.It was stupid of you to believe in him.
Onun güzel bir kadın olduğuna inanmakta yalnızız.We are alone in believing that she is a beautiful woman.
Şu genç çocukların polislerden daha hızlı koşabileceğine inanmak saçmadır.It is absurd to believe that young children can run faster than policemen.
Bir aptal her zaman başkalarının aptal olduğuna inanmaktadır.A fool always believes that it is the others who are fools.
İnanmak istiyorum.I want to believe.
İyi bir yalana inanmak bir gerçeğe inanmaktan daha kolaydır.A good lie is easier to believe than the truth.
İnanmak için görmek zorundasın.You have to see it to believe it.
Bu çocuk dünyanın düz olduğuna inanmaktadır.This child believes that the earth is flat.
Kuveykırlar öldürmenin her zaman yanlış olduğuna inanmaktadırlar.Quakers believe that it is always wrong to kill.
Bana göre buna inanmak zor.I find this hard to believe.
Onlar görmek inanmaktır diyorlar.They say that seeing is believing.
Herkes inanmak ister.Everyone wants to believe.
Fiyatların artacağına inanmak için hiçbir nedenimiz yok.We have no reason to believe that prices will be increased.
Tom, diğer gezegenlerde yaşamın var olduğuna inanmaktadır.Tom believes that life exists on other planets.
Tom Mary'ye inanmaktan daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to believe Mary.
Tom Mary'nin söylediğinin gerçek olduğuna umutsuzca inanmak istedi.Tom wanted desperately to believe what Mary said was true.
Tom onun kredi kartlarını çalanın Mary olduğuna inanmak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to believe that Mary was the one who stole his credit cards.
Tom'un birini öldürebileceğine inanmak zor.It's hard to believe that Tom could murder someone.
Tom'un ondan yapmasını istediğimi yapmayacağına inanmak için hiçbir nedenim yok.I have no reason to believe that Tom won't do what I asked him to do.
Buna inanmak zor.This is difficult to believe.
Tom'un, Mary'nin ona aşık olduğunu fark etmemesine inanmak zor.It's hard to believe that Tom wasn't aware that Mary was in love with him.
Kendine inanmak zorundasın.You have to believe in yourself.
Senin hikayene inanmak zor.Your story is hard to believe.
Sana inanmak istiyorum.I want to believe you.
Tom'un bunu gerçekten yaptığına inanmak zor.It's hard to believe that Tom really did that.
Hatalarımızdan öğrendiğimize inanmak istiyorum.I'd like to believe we learn from our mistakes.
Bunun doğru olduğuna inanmak istiyorum.I'd like to believe that's true.
Ona inanmak istiyorum.I want to believe that.
Ona inanmak istemedim.I didn't want to believe it.
Gerçekten sana inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Size gerçekten inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Ben sadece buna inanmak istemiyorum.I just don't want to believe it.
Tom ona inanmak istemiyor.Tom doesn't want to believe that.
Tom'un mutlu olduğuna inanmak istedim.I wanted to believe Tom was happy.
Tom'un yalan söylediğine inanmak istiyordum.I wanted to believe Tom was lying.
Buna kendim inanmak istemiyordum.I didn't want to believe it myself.
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?Don't you think I want to believe you?
İnsanlar inanmak istedikleri şeye inanıyorlar.People believe what they want to believe.
Her şeyin iyi olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe that everything's all right.
Tom'un bize gerçeği söylediğine inanmak istiyorum.I'd like to believe that Tom told us the truth.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğuna umutsuzca inanmak istiyor.Tom wants desperately to believe that what Mary said is true.
Dün Tom'un Mary hakkında söylediği şeylere inanmak istemedim.I didn't want to believe the things Tom said about Mary yesterday.
Halen birlikte mutlu olma şansımızın olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe there's still a chance for us to be happy together.
Sen bir şeye inanmak zorundasın.You have to believe in something.
Sana inanmak istemiyorum.I don't want to believe you.
Kendime inanmakta zorlanıyorum.I'm having trouble believing it myself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod