inanmış ile cümle

inanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.V Izraeli samotném je kipa ukázkou pro rozlišení mezi věřícím a sekulárním židem.
İnanmış bir federalisttir.Byl přesvědčeným federalistou.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.Uvěřili jim a vzali je zpět do města.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.Římané věřili, že kořeny pastináku jsou afrodiziakem.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.Angelica do svých sedmnáctých let o skutečném otci nevěděla.
Şiirde zekanın önemine inanmıştır.Vysvětluje v něm verš po verši význam celé básně.
Artık Voldemort'un döndüğüne inanmışlardır.Nyní je to sám Voldemort.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Proto se jí příbuzní domnívali, že zemřela.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.Unii dintre fiii lui Israel au crezut, alții au tăgăduit.
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.El, laolaltă cu credincioșii, au crezut în Dumnezeu, în îngerii Săi, în cărțile Sale, în trimișii Săi.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.Până la 17 ani, Rose credea că Bailey este tatăl său adevărat.
Grant, Sattler'la, yırtıcıların daha önce inanmış olduklarından nasıl daha akıllı olduklarını tartışır.Grant discută cu Sattler cum raptorii erau mult mai inteligenți decât s-a crezut până atunci.
M.Ö. 4. yüzyılda Yunan filozof Aristo hiçbir etki ve hareketin sebepsiz olamayacağına inanmıştır.În secolul al IV-lea î.e.n., filosoful grec Aristotel credea că nu există efect sau mișcare fără cauză.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.Don Pasquale pare încântat.
Bu anlam sayesinde insan kurtarıldığına inanmıştır.A hazugságnak köszönhetően megmentették.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Emiatt az emberek azt hiszik, hogy Tímár halt meg.
Leibniz Avrupa'nın ortak bir din oluşturması gerektiğine inanmıştır.Lajos úgy ítélte, hogy egységes nemzethez egységes vallás szükséges.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.Don Pasquale megtudja, hogy Sofroniája azonos Norinával.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Azon vita folyik, hogy fia, Vajk ekkor élt-e már.
Her ikisi de aşklarının sonsuz olduğuna inanmışlardır.Molemmat tapahtumat uhkasivat Ikuisuuden omaa olemassaoloa.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Ο Αλέξιος Γ΄ πίστεψε τις κατηγορίες και εκτέλεσε τον Βατάτζη.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.Στη Ρωμαϊκή εποχή, πιστεύετο ότι οι παστινάκες ήταν αφροδισιακό.
Elektronik müziğin geleceğin klasik müziğini sağlayacağına inanmıştı.Πιστεύει ότι έτσι η μουσική που θα δημιουργηθεί θα είναι η αληθινή εθνική μουσική του μέλλοντος.
Şiirde zekanın önemine inanmıştır.Η εικόνα αποδίδει το νόημα του ποιήματος.
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.Tro: Allah, hans engle, hans bøger, hans profeter, Dommedag og Guds dekreter 2.
Bestelerinin işe yaramaz olduğunu düşünmüş ama öğretmenlikle yararlı olabileceğine inanmıştı.Han følte at hvis han ikke kunne være kreativ, kunne han i det mindste undervise.
Her şeyin Tanrılarla (daimonlarla) dolu olduğuna inanmış olabilir.Med det menes der antagelig ‘‘alle guderne’‘.
Bu anlam sayesinde insan kurtarıldığına inanmıştır.Det skete, fordi man mente, at de kunne frelse mennesket fra genfødsel.
Ayrıca suikastçilerin Marcus Antonius'u da öldürmeleri gerektiğine inanmıştır.Cicero mente at liberatorene også skulle ha drept Marcus Antonius.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Hans far bekreftet siden at sønnen faktisk var homofil.
İranlılar, Müslüman Oğuzları şamancı olanlardan ayırmak için Türkî iman (inanmış Türk) demekteydi.De ble kalt kafir («vantro») av de muslimske nabofolkene fordi ikke var muslimer.
Ayrıca suikastçilerin Marcus Antonius'u da öldürmeleri gerektiğine inanmıştır.Ia percaya bahwa Liberatores juga harus membunuh Markus Antonius.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alexius III mempercayai dugaan dan mengeksekusi Vatatzes.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.Ia percaya bahwa tujuan intelektual, formal penyebab, dipandu semua proses alam.
(Nisa 4/136-137) Bu Elçi, Rabbinden kendine indirilene inanmıştır.Diriwayatkan pula bahwa Muhammad adalah orang yang percaya sepenuhnya dengan keesaan Tuhan.
Bu gayeye erişmenin ancak Siegfried tarafından başarılacağına inanmıştır.Ia mengaku hanya bisa dikalahkan oleh Siwa.
Bu anlam sayesinde insan kurtarıldığına inanmıştır.Ấy chỉ bởi lòng độ lượng của Thiên Chúa mà con người được cứu rỗi.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Người ta cho rằng ông chết vì điều đó.
Cahit, kendisinin çirkin, hiçbir kızın beğenmeyeceği kadar çirkin olduğuna inanmıştı.Patrick tự nhận mình là người nhạt nhẽo, không được con gái ưa thích.
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.神(アッラー) 天使(マラーイカ) 啓典(クトゥブ) 使徒(ルスル) 来世(アーヒラ) 定命(カダル) このうち、特にイスラム教の根本的な教義に関わるものが神(アッラー)と、使徒(ルスル)である。
(Nisa 4/136-137) Bu Elçi, Rabbinden kendine indirilene inanmıştır.この項では主に後者について解説する。
Sadukiler ve Karaylar), Yahudilerin çoğu Sözlü Yasa'ya inanmıştır.(ユダヤ人とはその信仰の実践から定義されるものである。
Herschel, Güneş dahil olmak üzere, tüm gezegenlerde yaşamın bulunduğuna inanmıştır.ハーシェルは、全ての惑星、さらには太陽にすら生命はもちろん文明が存在すると考えていた。
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.一度仲間と認めると全面的に信頼する。
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.しかし、ツビッキーは、この天体は実は局部銀河群内に存在する近隣の矮小銀河であるという確証に至った。
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.母親の方は薄々息子であることを感じ取っていたようである。
Dublin'in işçi sınıfı hakkında yazan ilk oyun yazarı olan inanmış bir milliyetçi ve sosyalistti.彼は、社会主義に傾倒してダブリンの労働者階級について書いた、特筆される最初のアイルランド人劇作家であった。
Onun kargışına uğrayarak asla çoğalmayacaklarına inanmışlar.そうすれば "余多(いくた)の難儀" が降りかからないようにしよう。
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.正義是信真主,信末日,信天神,信天經,信先知…」。
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.但是茲威基相信它的本質是本星系群鄰近的一個矮星系。
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.在他逝世後,信徒仍然相信他顯現許多神蹟。
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.他相信形式因指导了所有的自然进程。
(Nisa 4/136-137) Bu Elçi, Rabbinden kendine indirilene inanmıştır.주님을 보내심은 하나님이 주님을 보내신 것과 그 결과를 말한다.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.17살이 될 때까지 로즈는 베일리가 친아버지라고 믿었다.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.그는 이러한 믿음을 《방법 서설》 등에서 자세히 설명하였다.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.이스라엘 신앙에서 죄의 삯은 부정(不淨)이다.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.그는 지적인 목적, 형태적인 원인이 모든 자연 과정을 이끈다고 믿었다.
O, atardamarların tamamıyla hava dolu olduğuna ve hayvansal ruhu (pneuma) taşıdığına inanmıştır.덧붙여 난쟁이는 사후, 구조주마할(아우레)에 의해서, 전용의 만도스의 관에 데리고 가지는 것이라고 믿고 있다.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.로마인들은 알코올 중독이 심신을 쇠약케 한다는 것을 알고 있었다.
Leibniz Avrupa'nın ortak bir din oluşturması gerektiğine inanmıştır.לייבניץ האמין שאירופה תאמץ דת אחידה.

İlgili Sayfalar