inanmış ile cümle
inanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu anlam sayesinde insan kurtarıldığına inanmıştır.Car c'est en espérance que nous avons été sauvés.
Artık Voldemort'un döndüğüne inanmışlardır.Reste que Voldemort est de retour.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alejo III creyó tales alegaciones e hizo ejecutar a Vatatzes.
Hutton tek biçimciliğe inanmış olmasına rağmen, onun zamanda teori yaygınlık kazanmamıştır.Aunque Hutton creyó en el uniformismo, la idea no fue ampliamente aceptada en el momento.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.Don Javier parecía estar de acuerdo con este planteamiento.
Her ikisi de aşklarının sonsuz olduğuna inanmışlardır.Ambos hombres deberán demostrar que han sido fieles.
Fakat diğer Xander çoktan oraya varmıştır ve onlar da çoktan ona inanmışlardır.Xander la recoge, pero ella ya se ha marchado.
Bu gayeye erişmenin ancak Siegfried tarafından başarılacağına inanmıştır.¡Y a pesar de esto usted parece creer en el fracaso de Hegel!
Zita kendisine yükletilen işlerin Tanrı tarafından takdir edildiğine inanmış biriydi.¿Está satisfecha cada criatura con el papel que Dios le ha asignado?
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Su hijo promete convertirse en un gran hombre.
Kurbanların çoğunun gözlerini oyması içinde başlangıçta eski batıl bir inanışa inanmış olduğunu belirtti.Según la pareja, fue amor a primera vista.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.Egli credeva che fini intellettuali, cause formali, guidassero tutti i processi naturali.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alessio credette alle voci e fece condannare a morte Vatatzes.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.A Don Chiot, se permette, credo.
Fakat diğer Xander çoktan oraya varmıştır ve onlar da çoktan ona inanmışlardır.Questa è l'ultima zanna, dato che le altre gliele avevano già date.
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.Однако сам Цвикки считал, что на самом деле это близлежащая карликовая галактика Местной группы.
Tsiolkovsky insan tarafından uzay işgalinin türümüzün kaçınılmaz yolu olduğuna inanmıştır.Циолковский считал, что заселение человеком космоса — неизбежный шаг на пути нашей цивилизации.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.Он проповедовал среди народа Израиля и призывал их на путь веры, но многие израильтяне отвергли его.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.Потом поверил им, потому что их было больше».
Araştırmalar sonucunda Volturi, Renesmee'nin melez olduğuna inanmıştır.Теперь все уверены, что маньяк — это Рэнди.
Sadukiler ve Karaylar), Yahudilerin çoğu Sözlü Yasa'ya inanmıştır.Большая часть верующих евреев — иудеи, остальные — христиане.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.Аристотель верил, что всеми природными процессами руководят интеллектуальные цели, формальные причины.
Hutton tek biçimciliğe inanmış olmasına rağmen, onun zamanda teori yaygınlık kazanmamıştır.Хотя Хаттона верил в актуализм, идея не была широко принята в то время.
İnanmış bir federalisttir.Убеждённый либерал.
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.بحسب القرآن، يؤمن المسلمون بالله وملائكته وكتبه ورسله وبيوم القيامة.
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.ومع ذلك أعتقد فريتز زفيكي أنة في الواقع مجرة قزمة قريبة في المجموعة المحلية.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.وأعرب عن اعتقاده بأن الأهداف الفكرية والأسباب الرسمية هي التي تقود العمليات الطبيعية.
Kant'ın aksine insanların her şeyi öğrenebileceklerine inanmıştı.في هذه اللحظة، لقد آمنت جين بكل ما حولها.
Büyük bir ihtimalle, kendisinin de katledileceğine inanmış olmalı; cebine Konfüçyus'la ilgili bir kitap alır.قد طلب هذا الشخص الحصول علي إذن لإلتقاط صورة للجثة و هي في التابوت كتزكار لوالديها .
İnanmış, Erzurum ilinin Oltu ilçesine bağlı bir mahalledir.العاشر: في ذكر محمّد بن الحنفيّة ( ابن أمير المؤمنين عليّ ).
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.Achior lhe fala: Os Israelitas não podem ser derrotados contanto que eles permaneçam fiéis ao deus deles.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.Até os 17 anos de idade, Rose acreditava que Bailey era seu verdadeiro pai.
Babasının Van Gogh olduğuna inanmıştı ancak doğumunun zamanlaması bunu mümkün kılmamaktadır.Ele acreditava que Van Gogh era seu pai, porém o cronograma dos acontecimentos torna isso improvável.
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.No entanto, Zwicky chegou a acreditar realmente era uma galáxia anã vizinha no Grupo Local.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.Os romanos acreditavam que os lápis eram um poderoso afrodisíaco.
Emmerich'in tarif ettiği Bakire Meryem'in son yıllarını geçirdiği evin bu olduğuna inanmıştır.Ele acreditava que ele era a casa descrita por Emmerich e onde Maria teria vivido seus últimos dias.
Zita kendisine yükletilen işlerin Tanrı tarafından takdir edildiğine inanmış biriydi.Acredita-se que ele abençoa aqueles que meditam sobre ele.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Seu filho Matt pensa que ele é um fracassado.
Araştırmalar sonucunda Volturi, Renesmee'nin melez olduğuna inanmıştır.Socialmente desajeitado, Dennis acredita ter vindo de Marte.
Leopold Trepper - inanmış bir komünist devrimci - olarak 1982 yılında Kudüs'te öldü.Leopold Trepper morreu em Jerusalém em 1982.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.Tot zijn zeventiende geloofde Rose dat Bailey zijn echte vader was.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.Na de slag werd hij geloofd wegens zijn handelen.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Hij denkt dat haar zoon erg driftig is geworden.
İnanmış, Erzurum ilinin Oltu ilçesine bağlı bir mahalledir.Aan Mijne Geloofsgenooten in de Ned.
Her şeyin Tanrılarla (daimonlarla) dolu olduğuna inanmış olabilir.Ze kunnen dan volgens gelovigen communiceren met de goden.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Laat hem dat weten, dat ik in deze overtuiging gestorven ben.
Babasının Van Gogh olduğuna inanmıştı ancak doğumunun zamanlaması bunu mümkün kılmamaktadır.Willem uwierzył w to, że jest synem van Gogha, choć z daty jego urodzin wynikało, iż było to niemożliwe.
Hazinenin bulunduğu yerin de Truva olduğuna inanmıştı.Zaczyna podejrzewać, że tam znajduje się skarb.
Artık Voldemort'un döndüğüne inanmışlardır.Większość ludzi uznała, iż Voldemort umarł.
Her ikisi de aşklarının sonsuz olduğuna inanmışlardır.Oboje wierzą, że tym razem to miłość na całe życie.
Araştırmalar sonucunda Volturi, Renesmee'nin melez olduğuna inanmıştır.Volturi nie mają pewności co wyrośnie z Renesmee.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.W wyniku tego wszyscy myśleli, że on zginął.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Uważa, iż jest to jedyny sposób na wyjście obu kobiet z nędzy.
Kant ve Hobbes gibi bazı felsefeciler insanların doğuştan bencil olduğuna inanmıştır.Podobnie jak Augustyn i Hobbes uważał, że człowiek jest z natury zły.
Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanmıştır.Koranen föreskriver tron på Gud och på hans uppenbarelser, på hans änglar, hans sändebud och på domedagen.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.Inom folkmedicinen har det funnits en föreställning om att stryknin skulle vara ett effektivt afrodisiakum.
Hutton tek biçimciliğe inanmış olmasına rağmen, onun zamanda teori yaygınlık kazanmamıştır.Хоча Гаттон і довіряв ідеї актуалізму, вона не була широко прийнята в той час.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Тут мати дізналася, що її син живий.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Після шлюбу обидва зберегли вірність своєму віросповіданню.
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.Вже тоді люди вважали, що рукола — це афродизіак.