inanmış ile cümle

inanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Romalılar ise lapisin güçlü bir afrodizyak olduğuna inanmıştır.הרומאים האמינו כי לפיס הוא אפרודיזיאק (סם המעורר תשוקה מינית).
M.Ö. 4. yüzyılda Yunan filozof Aristo hiçbir etki ve hareketin sebepsiz olamayacağına inanmıştır.През 4 век пр.н.е. гръцкият философ Аристотел вярва, че няма ефект без причина и движение без сила.
Onun kargışına uğrayarak asla çoğalmayacaklarına inanmışlar.Obavješteni su da se takvo što nije dogodilo, no okupljeni su odbili povjerovati.
Çok tanrılı dinlere inanmışlardır.Vjerovali su u tisuće bogova.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Preto sa jej príbuzní domnievali, že zomrela.
Artık Voldemort'un döndüğüne inanmışlardır.Spolu sa im podarilo dokázať, že Voldemort sa vrátil.
Grant, Sattler'la, yırtıcıların daha önce inanmış olduklarından nasıl daha akıllı olduklarını tartışır.Grant razpravlja s Sattlerjevo, da so bili Veraptorji veliko bolj pametni, kot so sprva mislili.
Çok tanrılı dinlere inanmışlardır.Daugybė žmonių tiki Dievu.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Mees oli veendunud, et naine on surnud.
Bu icadı ile sık sık fon alacağına inanmıştı.Kasutab oma loomingus tihti segatehnikat.
Avrupa Birliği'ne inanmış, Avrupa savunucusu olarak bilinmektedir.Komisjon esindab ja kaitseb Euroopa Liidu kui terviku huve.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Dar am crezut întotdeauna că poveştile au asupra noastră un efect similar.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Ich habe immer geglaubt, dass Geschichten einen ähnlichen Einfluss ausüben.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Ik heb altijd geloofd dat verhalen ook zo'n effect op ons hebben.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.그렇지만 전 언제나 이야기가 이와 비슷한 효과를 지니고 있다고 믿어요.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Ma ho sempre creduto che le storie abbiano un effetto simile su di noi.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Mais j'ai toujours cru que les histoires nous font aussi un effet semblable.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Mas eu sempre acreditei que as histórias também têm um efeito similar em nós.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Men jag har alltid trott att historier har en liknande effekt på oss.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Mindig hittem benne, hogy a történeteknek hasonló hatásuk van ránk.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Nhưng tôi cũng luôn tin rằng những câu chuyện như vậy cũng có ảnh hưởng tương tự tới chúng ta.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Pero siempre he creído que los cuentos también tienen un efecto similar en nosotros.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Tapi saya percaya seni bercerita bisa menggerakan kita dengan cara yang sama.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Vždycky jsem věřila, že podobně na nás působí i příběhy.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Zawsze jednak wierzyłam, że opowiadania mają podobny efekt.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Πάντα πίστευα ότι οι ιστορίες μάς προκαλούν έναν παρόμοιο αντίκτυπο.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Втім, я завжди вірила, що історії мають такий самий вплив.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Но винаги съм вярвала, че историите имат подобен ефект върху нас.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.Но я всегда верила, что истории оказывают похожий эффект на нас.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.אך תמיד האמנתי שלסיפורים יש השפעה דומה עלינו.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.إلا أنني لطالما اعتقدت أن للقصص تأثير مماثل علينا.
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.優れた小説を読むと
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Ale wierzyliśmy, że nam się uda i cierpliwie wprowadzaliśmy drobne poprawki do naszego systemu.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Boli sme však natoľko presvedčený, že to dokážeme, že sme odolávali a postupne tento systém modifikovali.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.그렇지만 시스템이 차근차근 개선되면서 결국 이 일을 해낼 수 있으리라 확신했습니다.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Namun kami sangat yakin kami dapat berhasil dengan menyelipkan perubahan perubahan kecil pada sistem ini.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Pero estábamos tan convencidos de que lo lograríamos que hicimos ajustes enormes al sistema.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Але ми були настільки впевнені, що зможемо реалізувати задумане, що поступово вносили зміни до системи.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.אבל היינו כה משוכנעים שאנו יכולים לגרום לזה לעבוד שהתקדמנו עם שינויים מצטברים למערכת הזאת.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.ولكننا كنا مؤمنين اننا يمكن ان ننجح بهذا الامر ان استطعنا ان نقوم بتعديلات بسيطة لهذا النظام
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.信じていたので 少しずつこの装置を 改良していきました これが現在の検出器です
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:그 때 저는 안타까움을 느꼈습니다. 어떻게 이 소년은 그 짧은 생애 동안에
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:Ma mi è venuto in mente, come nella sua breve vita
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:אבל עלה בדעתי, איך בחייו הקצרים הוא כבר האמין במיתוס
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:ولكن خطر ببالي، كيف أنه في عالمه الصغير قد صدق الأسطورة :
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:もし何か綺麗なものがあると それは我々が作った、という俗説を
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Az a tény, hogy van hitte sokáig, , hogy valóban mi igazi szerencsétlenség.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Dejstvo, da smo verjeli, tako dolgo, , ki je resnično naš pravi nesrečo.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Det faktum att vi har trott så länge, som verkligen är vår verkliga olycka.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Det faktum, at vi har troet i så lang tid, det er virkelig vores virkelige ulykke.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Die Tatsache, dass wir für so lange geglaubt, das ist wirklich unser eigentliches Unglück.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.El hecho de que hemos creído durante tanto tiempo, que es realmente nuestra verdadera desgracia.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Fakt, że myśmy uwierzyli tak długo, że jest naprawdę naszym prawdziwym nieszczęściem.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Faptul că am crezut atat de mult timp, care este cu adevărat nenorocirea noastră reală.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Het feit dat we geloven zo lang, dat is echt onze echte ongeluk.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Il fatto che abbiamo creduto per tanto tempo, che è veramente la nostra vera disgrazia.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Kenyataan bahwa kita percaya begitu lama, yang benar-benar kemalangan kita yang sebenarnya.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Le fait que nous avons cru pendant si longtemps, qui est vraiment notre malheur réel.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.O fato de que nós acreditamos por muito tempo, que é verdadeiramente nossa desgraça real.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.Se, että olemme uskoneet niin kauan, että on todella meidän todellinen epäonnea.

İlgili Sayfalar