inanmış ile cümle
inanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İsa da inanmışsanız demişti, çekinin Allah'tan.He said, “Fear Allah, if you are believers.”
Sonra onladan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.Then after that a party of them turn away; those -- they are not believers.
Ey inanmış olan, sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun, Allah size bir uyarı indirdi.So fear God, O men possessed of minds! Believers, God has sent down to you, for a remembrance,
O'na inanmış, O'na dayanmışızdır.We believe in Him, and in Him we put all our trust.
İnanan birisinin, bir inanmış kişiyi öldürmesi caiz değildir, ancak yanlışlıkla olursa o başka.It belongs not to a believer to slay a believer, except it be by error.
İnanmışsanız Allah'ın bıraktığı kar, daha hayırlıdır size ve ben de size bir bekçi değilim.God's remainder is better for you, if you are believers. And I am not a guardian over you.
İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de inkar etmişti.And a party of the Children of Israel believed, and a party disbelieved.
İnanmış bir kişi, kaza hali hariç inanmış birisini öldüremez.It belongs not to a believer to slay a believer, except it be by error.
Fakat sonra, bunun ardından, onlardan bir grup yüz çevirir; bunlar inanmış değildir.Then after that a party of them turn away; those -- they are not believers.
Bu tip kimseler inanmış değillerdir. Bu yüzden ALLAH onların işlerini boşa çıkarır.Those have never believed; God has made their works to fail; and that is easy for God.
İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler.And when they meet those who have believed, they say: We believe.
Allah için, O'na eş koşmayan, O'nun birliğine inanmış kimseler olun.Reclining unto Allah, not associating aught with Him.
İnanmış iseniz ALLAH'ı dinlemelisiniz.And fear Allah if ye are believers.
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış gençlerdi.We narrate unto you (O Muhammad SAW) their story with truth: Truly!
Ey inanmış kullarım!O My slaves who believe!
Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inanmıştır.Each one believes in Allah, His Angels, His Books, and His Messengers.
İşte bu inanmış kişileri de müjdele.And give glad tidings to the believers.
Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır.Each one believes in Allah, His Angels, His Books, and His Messengers.
Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.Nay, but they used to worship the jinns; most of them were believers in them."
Emrimiz gelince Şuayb'ı ve kendisiyle beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık.And when Our Commandment came, We saved Shu'aib and those who believed with him by a Mercy from Us.
Eğer Kitap ehli, inanmış olsaydı, elbette kendileri için iyi olurdu.Had the People of the Scripture believed, it would have been better for them.
Halbuki inanmış olsalardı, Allah'ı ve Resulünü hoşnud etmeleri daha uygundu.But it is more proper for them to please God and His Messenger, if they are believers.
Bunlar inanmış değillerdir.These are not believers.
Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu.Had the People of the Scripture believed, it would have been better for them.
Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar.If they believe in the same as you have believed in, then they have been guided.
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir.Whoever does righteous deeds, and is a believer, his effort will not be denied.
İşte bunlar inanmış değillerdir.These are not believers.
İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin.When believing women come to you emigrating, test them.
Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de.The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, as did the believers.
Onlardan bir kısmı ona inanmıştır; bir kısmı da ondan alıkoymaktadır.Among them are those who believed in it, and among them are those who held back from it.
Eğer bunlar inanmış iseler Allah'ın ve resulünün hoşnutluğunu öne almaları daha uygun düşer.But it is more proper for them to please God and His Messenger, if they are believers.
Bunlar, inanmış insanlar değiller.These are not believers.
Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.You are the superior ones, if you are believers.
Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.In fact, they used to worship the jinn, and most of them had faith in them.”
Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kafirlere geri göndermeyin.And if you find them to be faithful, do not send them back to the unbelievers.
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir.Whoever does righteous deeds, and is a believer, his effort will not be denied.
Kim inanmış birisini kasden öldürürse yeri, sürekli kalacağı cehennemdir.Whoever kills a believer deliberately, the penalty for him is Hell, where he will remain forever.
İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler.When they meet those who believe in Muhammad, they say, "We also believe in him."
"Oğlana gelince; onun ana babası inanmış kimselerdi."The young boy had very faithful parents.
Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler."The young boy had very faithful parents.
Allah'ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler.They deceive God and the believers.
"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi."The young boy had very faithful parents.
Müminler, ancak Allah'a ve Resulüne gönülden inanmış kimselerdir.They only are true believers who believe in God and His Messenger.
Müminler ancak, Allah'a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir.They only are true believers who believe in God and His Messenger.
Nûh'a şöyle vahyolundu: "Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar inanmış olanların dışında artık halkından hiç kimse inanmıyacaktır.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Orta Doğudaki sorunların kaynağının her zaman ABD olduğuna inanmışımdır.I always believe that the source of Middle East problem is the USA.
Brown, kölesinin ölümü üzerine serbest bırakılacağına inanmıştı.Brown had believed that he was to be freed upon his enslaver's death.[26]
İnanmış bir federalisttir.Er war überzeugter Föderalist.
Avrupa Birliği'ne inanmış, Avrupa savunucusu olarak bilinmektedir.In der Europäischen Union gibt es als Ombudsmann den Europäischen Bürgerbeauftragten.
Sia, Zero 7 ile birlikte çıktığı turnenin albümün tanıtımında büyük etkisi olduğuna inanmıştır.Sia selbst sagt, dass das Touren mit der Band Zero 7 den größten Einfluss auf die Produktion des Albums hatte.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.Manche Gläubige fasten an diesem Tag.
Leibniz Avrupa'nın ortak bir din oluşturması gerektiğine inanmıştır.Leibniz erklärte, dass dies eine Einrichtung Gottes sei.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.Doch drängte Israhel in denselben Briefen auch auf Rückzahlung, denn seine Gläubiger bedrängten ihn.
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Die Frauen glauben, sie hätten ihn umgebracht.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Wegen dieser Zerstreuungen halten ihn beide Frauen für untreu.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.Don Diego refuse de croire à cette histoire...
Böylece halk, onun öldüğüne inanmış oldu.Toute la famille le croit alors mort.
Ayrıca suikastçilerin Marcus Antonius'u da öldürmeleri gerektiğine inanmıştır.Toutefois, Brutus dissuade les conspirateurs de tuer aussi Marc Antoine.
Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır.Il souhaite que son fils devienne un génie.