Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler.Si chiar cei care credeau sa se fac mai bine, s-au potrivit exact cu comanda.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler. Tamamen.Et même veux qui croyaient qu'ils allaient mieux, ont correspondu aux contrôles exactement.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler. Tamamen.Y hasta los que creían que estaban mejor coincidieron con los controles exactamente.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler. Tamamen.Zelfs degenen die geloofden dat ze steeds beter werden, hadden hetzelfde resultaat als de controles.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler. Tamamen.И даже те, которые считали, что им становится лучше, стопроцентно совпали с контрольной группой.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler.Und sogar jene, die glaubten, es ginge ihnen besser, entsprachen genau den Kontrollen.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler.И дори онези, които вярваха, че се подобряват, точно съвпадаха с контролите.
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler.وحتى هؤلاء الذين كانوا يعتقدون أنهم يتحسنون ، طابقوا مجموعة المراقبة بالضبط . بالضبط .
Ve daha iyi olduklarına inanan hastalar bile, kontollerle birebir eşleştiler.ぴったりと対照と合致していたのです この小さな線はどうでしょう? これは強力です
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.A ak hovoríte o tom, v čo veríte, budete priťahovať tých, ktorí veria v to isté, v čo Vy.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.A když hovoříte o tom, čemu věříte, zaujmete ty, kteří tomu věří také.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Als je vertelt over wat je gelooft, dan trek je diegenen aan die geloven wat jij gelooft.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.E se parlate di ciò in cui credete, attrarrete coloro che credono in ciò in cui credete voi.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Et si vous parlez de vos convictions, vous attirerez ceux qui croient en ce que vous croyez.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Ha elkezdesz arról beszélni, amiben hiszel magad köré fogod vonzani azokat, akik ugyanabban hisznek.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Iar dacă vorbești despre lucrurile în care crezi îi vei atrage pe aceia care cred în ceea ce crezi și tu.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.I jeśli mówisz o tym, w co wierzysz, przyciągniesz do siebie tych, którzy wierzą w to, w co ty wierzysz.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.In če govorite o tem, kaj verjamete, boste pritegnili tiste, ki verjamejo, kar verjamete sami.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Och om du pratar om det du tror på, kommer du attrahera dem som tror på det du tror.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Og hvis man taler om hvad man tror på, vil man tiltrække dem der tror på det man selv tror på.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Se falarmos do que acreditamos, vamos atrair aqueles que acreditam no que nós acreditamos.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Und wenn Sie darüber reden, was Sie glauben, werden Sie die anziehen, die glauben, was Sie glauben.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Và nếu tôi nói về cái mà tin tưởng bạn sẽ thu hút những ai tin cái mà bạn tin.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Y si uno habla de sus creencias, atraerá a los que creen en lo mismo.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Και αν μιλάς για αυτά που πιστεύεις, θα προσελκύσεις αυτούς που συμμερίζονται τις πεποιθήσεις σου.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.И ако говориш за това в какво вярваш, ще привличаш онези, които вярват в това, в което вярваш.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.И если вы говорите о том, во что вы верите, вы привлечете тех, кто верит в то же.
Ve eğer ne inandığınız hakkında konuşursanız, Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.І якщо ви кажете про те, в що ви вірите, ви привабите тих, хто вже в це вірить.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersiniz여러분들이 믿는 것을 말하면 그걸 믿는 다른 사람들을 이끌 수 있습니다.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizSi vous parlez de ce en quoi vous croyez, vous attirerez ceux qui croient en la même chose que vous
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizY si uno habla de lo que cree, atraerá a aquellos que creen en lo que uno cree.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizІ, якщо ви говорите про те, у що вірите, ви приваблюєте тих, хто вірить у те, що й ви.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizそれを信じてくれる人たちを 惹きつけるでしょう ではなぜ自分の信念を信じてくれる人を 惹き付けることが重要なのでしょう
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.A samozřejmě to nejsou pouze zbožní lidé, kteří vyznávají Zlaté pravidlo.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Dan bukan hanya orang-orang beragama saja yang percaya akan Hukum Terutama.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.En het zijn natuurlijk niet alleen religieuze mensen die in de Gulden Regel geloven.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.E non sono solo le persone religiose a credere nella Regola d'Oro.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Évidemment, il n'y a pas que les religieux qui croient à la Règle d'or.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.물론 종교적인 사람들만이 황금률을 믿는건 아니죠.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Natürlich glauben nicht nur religiöse Menschen an die Goldene Regel.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Oczywiście nie tylko ludzie religijni wyznają Złotą Zasadę.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Și bineînțeles nu doar oamenii religioși cred în Regula de Aur.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Và tất nhiên không chỉ những người sùng đạo tin vào Quy Tắc Vàng.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Y, claro, no son sólo las personas religiosas las que creen en la Regla de Oro.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Φυσικά δεν είναι μόνο οι θρησκευόμενοι άνθρωποι που πιστεύουν στο Χρυσό Κανόνα.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Звичайно, не тільки релігійні люди вірять у Золоте правило.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Конечно, в Золотое Правило верят не только религиозные люди.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.Разбира се, не само религиозните хора вярват в Златното правило.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.כמובן שלא רק אנשים דתיים מאמינים בכלל הזהב.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.وبطبيعة الحال ليست المتدينون فقط هم الذين يؤمنون بالقاعدة الذهبية.
Ve elbette, Altın Kural'a inananlar sadece dindarlar değil.すべての道徳の源泉なのです
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.A ľudia, ktorí verili v to isté, vzali jeho "verím", urobili z neho svoje vlastné a povedali to ďalším ľudom.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.Dan orang-orang yang percaya apa yang ia yakini mengambil perannya dan menceritakan ke orang-orang lainnya.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.De mensen die geloofden wat hij geloofde, namen zijn overtuiging over, en zij vertelden het door.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.Iar cei care au crezut în ceea ce credea el și-au însușit cauza lui și au transmis-o altora mai departe.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.그리고 그의 신념을 믿은 사람들은 그의 이유을 가지고 가서 자기 자신의 것으로 만들고, 사람들에게말하고,
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.Och folk som trodde på vad han trodde på tog upp hans sak och gjorde den sin egen, och de berättade för folk.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.Y la gente que creía lo mismo que él tomó su causa y la hizo propia, y la transmitían a la gente.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.Και ο κόσμος που πίστευε ό,τι και ο ίδιος έκαναν τον στόχο του δικό τους και τον διέδωσαν.
Ve ona inanan insanlar... ...onun hedefini aldılar, ve kendi hedefleri yaptılar, ve insanlara söylediler.ואנשים שהאמינו במה שהוא האמין לקחו על עצמם את המטרה והפכו אותה לשלהם, והם סיפרו לאנשים נוספים.