'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim."Credo fermamente nelle persone.
'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim."Én szilárdan hiszek az emberekben.
'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim."Mám pevnou víru v lidi.
'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim."Wierzę w ludzi.
'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim."Πιστεύω σταθερά στους ανθρώπους.
'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.Той казал: "Аз вярвам силно в хората.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.A potkal jsem stoupence kreacionismu.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Aztán találkoztam kreacionistákkal is.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Bạn biết đấy,ta đã đọc thuyết tạo hoá.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Dobil sem se tudi s kreacionisti.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Donc, vous savez, j'ai rencontré des créationnistes.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Encontrei-me com criacionistas.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Ho conosciuto i Creazionisti.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Ik ontmoette ook Creationisten.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Jag mötte kreationister.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.저는 또한 창조론자들을 만났습니다.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.¿Saben? Me reuní con los creacionistas.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Să vă mai spun că m-am întâlnit cu creaționiști.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Saya juga bertemu dengan kelompok orang-orang yang percaya tentang 'penciptaan'.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Spotkałem się z kreacjonistami.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Tapasin myös kreationisteja.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Und, wissen Sie, ich traf mich mit Kreationisten.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Συναντήθηκα με δημιουργιστές.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.И знаете, я встретился с креационистами.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.Срещнах се с подръжници на креационизма.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.בכל מקרה, פגשתי אנשים שמאמינים בבריאה כפי שהיא מסופרת במקרא
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.وهكذا تعرفون التقيت بالمؤمنين بخلق الكون.
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.天地創造の博物館も訪問しました
Sonra yaradilisa inananlarla karsilastim.所以,你知道的,我遇到一個創世論者.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.І, нарешті, є й такі, які вірять, що корупція неминуча.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.A nakoniec sú tu aj takí, ktorí veria, že korupcii sa nedá vyhnúť.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.E infine, ci sono coloro che credono che la corruzione sia inevitabile.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Et pour finir, il y a ceux qui croient que la corruption est inévitable.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.마지막으로 부패는 그저 피할 수 없다고 믿는 사람들이 있습니다.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Og til sidst, der er dem som tror at korruption er uundgåelig.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Por fim, existem aqueles que acreditam que a corrupção é inevitável.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Por último, hay quienes creen que la corrupción es inevitable.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Și, în sfârșit, există și cei care cred că existența corupției e inevitabilă.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Slutligen så finns det dom som tror att det inte går att undvika korruption.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Tenslotte zijn er mensen die geloven dat corruptie niet te vermijden is.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Và cuối cùng thì, có những người tin rằng tham nhũng là điều khó tránh khỏi.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Végül pedig vannak, akik azt vallják, hogy a korrupció elkerülhetetlen.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Wreszcie są ludzie, którzy wierzą, że korupcja jest nieunikniona.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Zu guter Letzt gibt es solche, die glauben, Korruption sei unvermeidbar.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Τέλος, υπάρχουν αυτοί που πιστεύουν πως η διαφθορά είναι αναπόφευκτη.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.И, наконец, остаются те, кто считает, что коррупция неизбежна.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.Накрая, има такива, които смятат, че корупцията е неизбежна.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.ולבסוף, יש מי שמאמינים שהשחיתות היא בלתי-נמנעת.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.وأخيراً، حسنا، هناك أولئك الذين يعتقدون أن الفساد أمر لا مفر منه.
Sonuç olarak, yozlaşmanın önlenemez... ...olduğuna inanan kişiler de var.避けられないと考える人もいます ビジネスのやり方に過ぎない
-- sorumluluğumuzun değil, imkanımızın -- olduğuna inanan.의무가 아닌 바로 기회가 있다는 점입니다.
-- sorumluluğumuzun değil, imkanımızın -- olduğuna inanan.la oportunidad -- de involucrarnos de verdad hacia el cambio.
-- sorumluluğumuzun değil, imkanımızın -- olduğuna inanan.אלא ההזדמנות, באמת להיות מעורבים בשינוי.
-- sorumluluğumuzun değil, imkanımızın -- olduğuna inanan.ولكن الفرصة -- للقيام بتغير حقيقي فعلا.
-- sorumluluğumuzun değil, imkanımızın -- olduğuna inanan.(笑)
Şöyle söyledi: 'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.Dijo, " Soy un firme creyente en las personas.
Şöyle söyledi: 'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.Disse: " Acredito firmemente nas pessoas.
Şöyle söyledi: 'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.Han sagde, "Jeg er tror fuldt og fast på folket.
Şöyle söyledi: 'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.그는 이렇게 말했습니다. "나는 국민을 굳게 믿는다.
Şöyle söyledi: 'Sıkı sıkıya insanlara inanan birisiyim.Он сказал: " Я твёрдо верю в людей.