Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Müttefikler Ruslara yardımcı olmak için çok inandırıcı olmayan bir girişimde bulundular.The Allies made a very unconvincing attempt to help the Russians.
Buralarda iyi bir yiyecek bulmanın ne kadar zor olduğuna inanamıyorum.I can't believe how hard it is to find decent grub around here.
Ben şimdiye kadar onu duyduğuma inanmıyorum.I don't believe I've ever heard of her.
O, ona, öğretmenin söylediği her şeye inanmamasını söyledi.She advised him not to believe everything the teacher says.
O, onu sevdiğini söylediğinde ona inandı.She believed him when he said he loved her.
O, onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor fakat ona inanmıyorum.She claims that she knows nothing about him, but I don't believe her.
O ona astrolojiye inandığını söyledi.She told him that she believed in astrology.
O, ona inanacak kadar aptaldı.She was stupid enough to believe him.
Şu adamın söylediği bir şeye inanamazsın.You can't believe anything that guy says.
Bunun olduğuna inanamıyorum. Birisi bana bunun bir yalan olduğunu söyleyebilir mi?I can't believe that this is happening. Can someone please tell me that it's a lie?
Kendinin yanılmaz olduğuna inanıyor.He believes himself to be infallible.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.I don’t believe that black cats cause bad luck.
Bugünlerde kimse hayaletlere inanmıyor.These days nobody believes in ghosts.
Evrenin küçük bir ateş topu olarak başladığına inanıyor musun?Do you believe that the universe began as a small ball of fire?
Onlar görmek inanmaktır diyorlar.They say that seeing is believing.
Sana her şeyi söylediğime inanıyorum.I believe I have now told you everything.
Başarmak için, inanmalısın.To succeed, you must believe.
Herkes inanmak ister.Everyone wants to believe.
Ben artık buna inanmıyorum.I don't believe it any longer.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.I believe in censorship. I made a fortune out of it.
Senin telefonda olmamana inanamıyorum.I can't believe you're not on the telephone.
Biz nesnenin bir UFO olduğuna inandık.We believed that the object was a UFO (Unidentified Flying Object).
İlk görüşte aşka inanır mısın?Do you believe in love at first sight?
Harvard'a gerçekten girdiğine inanamıyorum.I can't believe that you actually got into Harvard.
Senin o filmden hoşlandığına inanamıyorum.I can't believe that you enjoyed that movie.
O restoranı sevdiğine inanamıyorum.I can't believe that you like that restaurant.
Beni sevdiğine inanamıyorum.I can't believe that you love me.
O hurdayı öyle yüksek bir fiyata gerçekten sattığına inanamıyorum.I can't believe that you really sold that junk for such a high price.
Bir amigo olduğuna inanamıyorum.I can't believe that you were a cheerleader.
Ben sınıfında en zeki çocuk olduğuna inanamıyorum.I can't believe that you were the smartest kid in your class.
Ben ve arkadaşlarımla kart oynamaktan hoşlanmadığına inanamıyorum.I can't believe that you wouldn't enjoy playing cards with me and my friends.
Gerçekten bana aşık olduğuna inanamıyorum.I can't believe that you're really in love with me.
O işten vazgeçtiğine inanamıyorum.I can't believe you turned down that job.
Bütün paranı bağışlayacağına inanamıyorum.I can't believe you're going to give away all your money.
Benim kadar heyecanlı olmadığına inanamıyorum.I can't believe you're not as excited as I am.
Hamam böceklerinin fotoğraflarını çektiğine inanamıyorum.I can't believe you're taking pictures of cockroaches.
Benim etkilendiğim kadar etkilenmediğine inanamıyorum.I can't believe you weren't as impressed as I was.
Ben peri masallarına inanmıyorum.I don't believe in fairy tales.
Ölüm saatinin 14:20 olduğuna inanıyoruz.We believe the time of death was 2:20 p.m.
Fiyatların artacağına inanmak için hiçbir nedenimiz yok.We have no reason to believe that prices will be increased.
Şu ana kadar tanıdığım en inanılmaz insansın.You're the most incredible person I've ever met.
Söylediğinin doğru olduğuna inanıyorum.I believe what you said is true.
Söylediğine inanmam imkansızdır.It's impossible for me to believe what you are saying.
O, insanların kendi haysiyetinin önemine inandığı için, intiharı savunuyor.Because he believes in the importance of people's own dignity, he advocates suicide.
Sen buna ister inan istersen inanma, ben buna inanıyorum.Whether you believe it or not, I believe it.
Tom'un sana söylediği her şeye inanmamalısın.You shouldn't believe everything Tom tells you.
Tom'un intihar ettiğini duyduk, ama biz ona gerçekten inanmadık.We heard that Tom had committed suicide, but we didn't really believe it.
Tom'un cinayeti işlediğine inanıyoruz.We believe that Tom committed the murder.
Tom bazen gerçekten inanmadığı şeyler söylüyor.Tom sometimes says things he doesn't really believe.
Tom ona inanmayı zor buldu.Tom found that difficult to believe.
Tom hayaletlerin var olduğuna inanmıyor.Tom doesn't believe that ghosts exist.
Tom Allah'a inanmıyor.Tom doesn't believe in God.
Tom hayaletlere inanmıyor.Tom doesn't believe in ghosts.
Tom'un dışarıya gelmeye ve neye inandığını söylemeye cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to come right out and say what he believed.
Tom doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı.Tom did what he believed was right.
Tom gözlerine inanamadı.Tom couldn't believe his eyes.
Tom kulaklarına inanamadı.Tom couldn't believe his ears.
Tom ona pek inanamıyordu.Tom could hardly believe him.
Tom, diğer gezegenlerde yaşamın var olduğuna inanmaktadır.Tom believes that life exists on other planets.
Tom çok düşük karbon miktarına sahip olduğuna inanıyor.Tom believes he has a very low carbon footprint.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
inan ile cümle - Sayfa 9 - inan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App