Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
UFO'lara inanır mısın?Do you believe in UFOs?
Allah'a inanır mısınız?Are you a believer?
Gördüğüme inanamadım.I couldn't believe what I was seeing.
Diğer bir deyişle, o bir inanç adamı.In other words, he is a man of faith.
Çocuklar anne ve babalarının onlara söylediklerine inanırlar.Children will believe what their parents tell them.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Biz dünyanın güneşin etrafında hareket ettiğine inanıyorduk.We believed that the earth moves round the sun.
Ben buna inanamadım!I couldn't believe this!
Dinsel inancımı yitirdim.I've lost my religious faith.
Oğlumun masum olduğuna inandım.I am convinced that my son is innocent.
Onun yeteneğine çok inancım yok.I don't have much faith in his ability.
Ben öteki hayata inanıyorum.I believe in the life beyond.
Zaman ve para kaybı inanılmaz.The waste of time and money is incredible.
Bana inanıyor musun?Do you believe me?
İnansan da, inanmasan da, o doğrudur.Believe it or not, that is true.
İster inan ister inanma, skydiving'e gittim.Believe it or not, I went skydiving.
İnan ya da inanma, gökyüzü dalışına gittim.Believe it or not, I went skydiving.
İster inan ister inanma, Tom 70 yaşında.Believe it or not, Tom is 70 years old.
İster inan ister inanma, mağaradan bir canavar çıktı.Believe it or not, a monster emerged from the cave.
Bu inanılmaz bir şey.It's unbelievable.
Neredeyse size inanıyorum.I almost believe you.
O kadar depresyonda olduğuna inanamıyorum.I can't believe that he is that depressed.
Onun böyle bir şey yapacağı benim için inanılmaz.It is inconceivable to me that he would do such a thing.
O, inanıyorum ki, sözünün adamıdır.He is, I believe, a man of his word.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O, Noel Baba'ya inanıyor.He believes in Santa Claus.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
Onun söylediklerine inanmamamı tavsiye etti.He advised me not to believe what she says.
Tanrısına sağlam bir inancı vardı.He had a firm belief in his God.
O, gözlerine inanamadı.He could not believe his eyes.
Onun güvenilir olduğuna inanıyorum.I believe that he's trustworthy.
O, onun dürüstlüğünde inancını ifade etti.He expressed his belief in her honesty.
Genellikle onun masum olduğuna inanılır.It is generally believed that he was innocent.
Onun masum olduğuna inanıyorum.I believe that he is innocent.
Onun cesur bir asker olduğuna inanılır.It is believed that he was a brave soldier.
Hayaletlerin varlığına inanıyor.He believes in the existence of ghosts.
Onlar her dört yılda bir büyük yarışmaların olması gerektiğine inanıyorlardı.They believed it necessary to have great contests every four years.
Onların hepsi öyle söylüyor fakat onların hiçbirine inanmıyorum.All of them say so, but I believe none of them.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.At first, they didn't believe him.
Dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.They believed that the earth was flat.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.They believe in a life after death.
Onun masum olduğuna kuşkusuz olarak inanıyorum.I believe beyond doubt that she is innocent.
Onun güzel bir kadın olduğuna inanmakta yalnızız.We are alone in believing that she is a beautiful woman.
Ben onun masumiyetine inandım.I am convinced of her innocence.
Onun suçlu olduğuna inanmayı reddetti.He refused to believe that she was guilty.
O her zaman inançlarını savunur.She always stands up for her convictions.
O, onun her söylediğine inanır.She believes whatever he says.
O, inancına şiddetle bağlandı.She adhered strongly to her belief.
Doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı.She did what she believed was right.
Onun bir dahi olduğuna inanılmaktadır.It is believed that she is a genius.
Onun masum olduğuna inanıyor.She believes that he is innocent.
Duyduğun her şeye inanma.Don't believe everything you hear.
Avukat, müvekkilinin masum olduğuna inanıyordu.The lawyer believed in his client's innocence.
Annem Hıristiyanlığa inanıyor.My mother believes in Christianity.
Onun masum olduğu beyanına inanıyor musun?Do you believe his statement that he is innocent?
Ben, hayaletlerin var olduklarına inanmıyorum.I don't believe that ghosts exist.
Bazı insanlar hayaletlere inanırlar.Some people believe in ghosts.
Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.I do not believe the weather will change for the worse next week.
İnsanlar istediklerine inanıyorlar.Men believe what they want to.
O, böyle bir şeye inanacak kadar aptal mı?Is she so stupid that she believes such a thing?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod