Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
Resmen tanıştırıldığımıza inanmıyorum.I don't believe we've been formally introduced.
İyi bir yalana inanmak bir gerçeğe inanmaktan daha kolaydır.A good lie is easier to believe than the truth.
Buna inanmam zor.It is hard for me to believe this.
Bu inançta yaşamak ve ölmek istiyorum.In this faith I wish to live and die.
Birçok insan akupunkturun hastalıkları iyileştirebileceğine inanır.Many people believe acupuncture can cure diseases.
Paranın ona mutluluk satın alacağına inanıyor musun?Do you think money will buy her happiness?
Birçok anne-baba televizyonda çok fazla şiddet olduğuna inanıyor.Many parents believe that there is too much violence on TV.
Yalnız yaşamam gerektiğinin tuhaf olduğuna inanmıyor musun?Don't you believe it is strange that I should live alone?
O, iki saat boyunca inanılmaz bir şekilde konuştu.She talked incredibly for two hours.
İster inan ister inanma, bu kadının üç çocuğu var.Believe it or not, this woman has three kids.
Hayaletlere inanırım.I believe in ghosts.
Hayaletlere inanıyorum.I believe in ghosts.
Bu tartışma titiz ve tutarlı ama sonuçta inandırıcı.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
Tartışma şiddetli ve ahenkli ama sonuçta inandırıcı değil.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
Batıl inanç güçsüz akılların dinidir.Superstition is the religion of feeble minds.
William'a söyledim ama o bana inanmadı.I told William, but he didn't believe me.
Bazı bilimciler sera etkisinin gerçek dışı olduğuna inanıyorlar.Some scientists believe that the greenhouse effect is imaginary.
Affedersiniz. Onun benim koltuğum olduğuna inanıyorum.Excuse me. I believe that is my seat.
Bu çocuk dünyanın düz olduğuna inanmaktadır.This child believes that the earth is flat.
Bilet kuyruğu inanılmaz uzun.The queue for buying tickets was unbelievably long.
O, bana her zaman inanır.She always believes me.
Onlar Marksizme inanıyor ve dine inanmıyor.They believe in Marxism and don't believe in religion.
Onlar onun dürüst olduğuna inanıyordu.They believed he was honest.
Onlar bir komplo olduğuna inanıyordu.They believed there was a plot.
Onu yok ettiklerine inanıyordu.He believed they were destroying it.
Mevcut sisteme inançlarını kaybettiler.They lost faith in the existing system.
Onlar çoğunlukta olduğuna inanıyordu.They believed they were in the majority.
Onun, Allah'ın yasalarını ihlal ettiğine inanıyorlardı.They believed it violated the laws of God.
Onlar bunun gerekli bir kötülük olduğuna inandılar.They believed that it was a necessary evil.
Onun sıkıntıya sebep olabileceğine inanıyorlardı.They believed it might lead to trouble.
Onlar, onun Britanya ile bir savaşa yol açabileceğine inandılar.They believed it might lead to war with Britain.
Amerikalı generaller kolay bir zafer kazanabileceklerine inanıyorlardı.American generals believed they could win an easy victory.
Ama o iyi nedenleri olduğuna inanıyordu.But he believed he had good reasons.
Onun güçlü dini inançları vardı.He had strong religious beliefs.
Seçimin kaybedildiğine inanmadı.He did not believe the election was lost.
Gördüğüne inanamadı.She could not believe what she saw.
Hukukun üstün gücüne inanıyordu.He believed in the supreme power of the law.
Douglas, kararın doğru olduğuna inandığını söyledi.Douglas said he believed the decision was correct.
O, Amerika'nın vahşi alanlarını korumaya inanıyordu.He believed in protecting America's wilderness areas.
Britanyalılar Amerikalıların kendi yasalarını ihlal ediyor olduğuna inandı.The British believed the Americans were violating their law.
Savaş şiddetli ve inanılmaz şekilde kanlıydı.The battle was fierce and unbelievably bloody.
Scott, onun uzun bir savaş olacağına inanıyordu.Scott believed it would be a long war.
Kuveykırlar öldürmenin her zaman yanlış olduğuna inanmaktadırlar.Quakers believe that it is always wrong to kill.
Jefferson milletin emin ellerde olduğuna inanıyordu.Jefferson believed the nation was in good hands.
Jefferson eğitimin değerine kesin olarak inanıyordu.Jefferson believed firmly in the value of education.
Jackson ona inanamadı.Jackson could not believe it.
Haber inanılmaz korkunçtu.The news was unbelievably terrible.
Öyle yapmak için yasal hakkım olmadığına inanıyorum.I believe I have no legal right to do so.
Quakerlar bütün insanların eşit olduğuna inanırlar.Quakers believe that all people are equal.
Bu planın iyi bir plan olduğuna herkes inanmadı.Not everyone believed this plan was a good one.
Bazıları Nixon'un yargılanması gerektiğine inanıyordu.Some believed Nixon should have been put on trial.
12 Haziran 1998'den beri Kylie Minogue'a inanırım.I've believed in Kylie Minogue since June 12, 1998.
Ona inan. Böyle daha iyi.Believe it. It's better like this.
Ben söylentilere inanmıyorum. Sen onlara inanıyor musun?I don't believe the rumours. Do you believe them?
Öldükten sonra tekrar canlanmaya kuvvetle inanıyorum.I strongly believe in respawn after death.
O delilik. Ona sadece bir aptal inanır.That is insane. Only a fool would believe that.
İstediğini yaptırmak için onu baştan çıkaracağına inanıyor.He hopes to entice her into doing what he wants.
Bana göre buna inanmak zor.I find this hard to believe.
Kaderlerimizin yıldızlar tarafından kontrol edildiğine inanıyor musun?Do you believe our destinies are controlled by the stars?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
inan ile cümle - Sayfa 8 - inan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App