Duyduğun her şeye inanma.Don't believe everything you hear.
Avukat, müvekkilinin masum olduğuna inanıyordu.The lawyer believed in his client's innocence.
Annem Hıristiyanlığa inanıyor.My mother believes in Christianity.
Eğer bana inanmıyorsan, git ve onu kendin için gör.If you don't believe me, go and see it for yourself.
Onun masum olduğu beyanına inanıyor musun?Do you believe his statement that he is innocent?
Yarın kar yağıyor olacağına inanıyorum.I believe it will be snowing tomorrow.
Apandisitin olduğuna inanıyorum.I believe you have appendicitis.
Ben, hayaletlerin var olduklarına inanmıyorum.I don't believe that ghosts exist.
Bazı insanlar hayaletlere inanırlar.Some people believe in ghosts.
Şu genç çocukların polislerden daha hızlı koşabileceğine inanmak saçmadır.It is absurd to believe that young children can run faster than policemen.
Perilere inanıyor musunuz?Do you believe in fairies?
Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.I do not believe the weather will change for the worse next week.
Ben bile ona inanamıyorum.Even I can't believe that.
İnsanlar istediklerine inanıyorlar.Men believe what they want to.
Kutsal Kuran bize, Allah'a inançlı olmayı ve her zaman doğru konuşmayı emreder.As the Holy Koran tells us, "Be conscious of God and speak always the truth."
Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanıyordu.He believed the Earth round.
Farklı insanlar farklı şeyler inanır, ama sadece bir gerçek var.Different people believe in different things, but there is only one truth.
Kimse dediğime inanmaz.Nobody believes what I say.
O, böyle bir şeye inanacak kadar aptal mı?Is she so stupid that she believes such a thing?
Onun asla yalan söylemediğine inanıyorum.I believe that she has never told a lie.
O beni o hikayeye inandırdı.She got me to believe that story.
Bir aptal her zaman başkalarının aptal olduğuna inanmaktadır.A fool always believes that it is the others who are fools.
Bir aptal her zaman başkalarının da aptal olduğuna inanır.A fool always believes that it is the others who are fools.
Onun söylediğine inanabileceğimi zannetmiyorum.I don't feel that I can trust what he says.
Allah'a olan inancını kaybetmek referans noktaları kaybetmektir.To lose faith in God is to lose your points of reference.
Bay Meier Neuman'ların tatilde olduğuna inanıyor.Mr. Meier believes that the Neumanns are on vacation.
Ona inansan iyi olur.You'd better believe it.
Ben ağladım ve ben inandım.I wept and I believed.
Benim oğlum Noel Baba'ya inanır.My son believes in Father Christmas.
Sen gerçekten hayaletlere inanır mısın?You really believe in ghosts?
O inanılmaz.It's incredible.
Başkana inanmalıyız.We must have faith in the president.
Onlar Jane'in dürüst olduğuna inanıyorlar.They believe that Jane is honest.
Buna inanmıyorum!I don't believe it!
Ne söylersen söyle sana inanmıyorum.Regardless what you say, I don't believe you.
Bir tanrıya inanıyor musun?Do you believe in a god?
Hepimiz onun suçlu olduğuna inanıyoruz.We are all convinced that he's guilty.
Kulaklarıma inanamadım!I couldn't believe my ears!
Tanrıya inanmıyorum.I don't believe in God.
Uluslararası uzay istasyonu inanılmaz bir mühendislik başarısıdır.The international space station is an amazing feat of engineering.
Yarın kar yağacağına inanıyorum.I believe it will snow tomorrow.
Mağaza sahibi "Lübnan için kodun 961 olduğuna inanıyorum" dedi."I believe that the code for Lebanon is 961," the shopkeeper said.
Birçok kişi paranın mutluluk getirdiğine inanıyor.Many people believe that money brings happiness.
Ne dersen de farketmez, sana asla inanmayacağım.No matter what you say, I will never believe you.
O açıklamaya inanıyor musun?Do you buy that explanation?
O bir realist, mucizelerin mümkün olduğuna inanmaz.He's a realist, and doesn't believe that miracles are possible.
İnsanların onun hakkında söylediklerinin tek kelimesine inanmıyorum.I don't believe a word of what people have been saying about her.
Ateizm dinî bir inanç değildir.Atheism isn't a religious belief.
Buna inanmayı zor buluyorum.I find it hard to believe.
Hayaletlerin var olduklarına inanıyor musunuz?Do you believe there are ghosts?
Hayaletlerin varlığına inanıyor musunuz?Do you believe in the existence of ghosts?
Hayaletlerin var olduğuna inanıyor musunuz?Do you believe ghosts exist?
Pazar günü bir sınava girmek zorunda olduğuma inanamıyorum!I can't believe I have to sit an exam on Sunday!
Okuduğun her şeye inanma.Don't believe everything you read.
Onun böyle bir şey yapması inanılmaz.It is unbelievable that he did something like that.
Sen ne dersen de, sana inanacak değilim.Whatever you say, I won't believe you.
Sen ne söylersen söyle, sana inanmam.Whatever you say, I won't believe you.
Sen ne söylersen söyle sana inanmayacağım.Whatever you say, I won't believe you.
O yapmayı bile hiç düşünmediğim şeyleri yapabileceğime inanıyor.He believes that I can do things that I've never even thought of doing.
Eğer politikacıların söylediğine inanırsan, bu gerçekten senin kendi hatan.If you believe what politicians say, it's really your own fault.