Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
Onun sağlam bir inancı var.He has a firm belief.
Ona inanacak kadar aptaldı.He was silly enough to believe her.
Ben onun mutlu olduğuna inanıyorum.I believe that he's happy.
O, söylediğim her şeye inanır.He believes whatever I say.
O bize inanmazdı.He wouldn't believe us.
Onun söylediklerine inanmamamı tavsiye etti.He advised me not to believe what she says.
Beni tanımadığına inandırdı.He made believe not to know me.
Onun sınavı geçtiğine inanılmaktadır.He is believed to have passed the examination.
O, kulaklarına inanamadı.He could not believe his ears.
Tanrısına sağlam bir inancı vardı.He had a firm belief in his God.
O, gözlerine inanamadı.He could not believe his eyes.
O bir inanç insanıdır.He is a man of faith.
Onun güvenilir bir adam olduğuna inanıyorum.I believe that he is a reliable man.
O, gerçeğe inanıyordu.He believed in the truth.
O Tanrıya inanmıyor.He doesn't believe in God.
O Allah'a inanmaz.He doesn't believe in God.
Sabah erken kalkmaya inanıyordu.He believed in getting up early in the morning.
O, Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu.He believed that the earth was round.
O, doğaüstüne inanır.He believes in the supernatural.
Onun güvenilir olduğuna inanıyorum.I believe that he's trustworthy.
O, onun dürüstlüğünde inancını ifade etti.He expressed his belief in her honesty.
Onun bir avukat olduğuna inanmıyorum.I don't believe he is a lawyer.
Genellikle onun masum olduğuna inanılır.It is generally believed that he was innocent.
Onun masum olduğuna inanıyorum.I believe that he is innocent.
Onun yarın geleceğine inanıyorum.I believe he is coming tomorrow.
Onun cesur bir asker olduğuna inanılır.It is believed that he was a brave soldier.
Hayaletlerin varlığına inanıyor.He believes in the existence of ghosts.
Onlar her dört yılda bir büyük yarışmaların olması gerektiğine inanıyorlardı.They believed it necessary to have great contests every four years.
Mücevherin felaket getireceğine inanıyorlardı.They believed the jewel would bring disaster.
Onların hepsi öyle söylüyor fakat onların hiçbirine inanmıyorum.All of them say so, but I believe none of them.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.At first, they didn't believe him.
Onlar inançlarında fanatik.They are fanatical in their beliefs.
Dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.They believed that the earth was flat.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.They believe in a life after death.
Onlar ruhun ölümsüz olduğuna inanıyorlar.They believe that the soul is immortal.
Onu desteklediğime inandırdım.I made believe that I supported him.
Ona inanmakla aptallık ettin.It was stupid of you to believe in him.
Ona inanman aptallıktır.It is stupid of you to believe in him.
Ona inanmamalısın.You ought not to believe him.
Onu tanıyan kim ona inanacak?Who that knows him will believe it?
Onun masum olduğuna kuşkusuz olarak inanıyorum.I believe beyond doubt that she is innocent.
Onun annemden daha yaşlı olduğuna inanamıyorum.I can't believe that she is older than my mother.
Onun güzel bir kadın olduğuna inanmakta yalnızız.We are alone in believing that she is a beautiful woman.
Onun Allah'a olan inancı sarsılmaz.Her belief in God is unshaken.
Onun Allah'a inancı çok sağlam.Her belief in God is very firm.
Ben onun masumiyetine inandım.I am convinced of her innocence.
Onun suçlu olduğuna inanmayı reddetti.He refused to believe that she was guilty.
O her zaman inançlarını savunur.She always stands up for her convictions.
O ona inanacak kadar çok aptal mı?Is she so foolish as to believe that?
Oğlunun hâlâ hayatta olduğuna inanıyor.She believes her son is still alive.
O, onun her söylediğine inanır.She believes whatever he says.
O beni duymadığına beni inandırdı.She made believe that she had not heard me.
O, inancına şiddetle bağlandı.She adhered strongly to her belief.
O, Tanrıya inanmaz.She doesn't believe in God.
Doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı.She did what she believed was right.
Onun bir dahi olduğuna inanılmaktadır.It is believed that she is a genius.
Ona inanmayacak kadar akıllıydı.She knew better than to believe him.
Onun masum olduğuna inanıyor.She believes that he is innocent.
O, kendisinin hasta olduğuna inandırdı.She made believe that she was sick.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod