Her şey inanılmaz.The whole thing is amazing.
Tom inanılmaz bir adam.Tom is an amazing man.
Bu inanılmaz biçimde kolaydı.It was amazingly easy.
Tom inançlı değildir.Tom is not religious.
Yolculuk inanılmazdı.The trip was amazing.
Birçok farklı acayip şeylere inanıyorum.I believe in many different spooky things.
Hayaletlerin var olduğuna gerçekten inanıyor musun?Do you really believe ghosts exist?
Tom kendinde inanılmaz suçluluk hissetti.Tom felt tremendous guilt.
Polis Tom'un öldürüldüğüne inanıyor.The police believe Tom was murdered.
Gerçekten Tom'a herkes inanıyor mu?Does anyone really believe Tom?
Sanırım hiç kimse Tom'a inanmadı.I think no one believed Tom.
Ben artık sana inanmıyorum.I don't believe you anymore.
Bu olanlara inanamıyorum.I can't believe it happened.
Bu söylentilere inanıyor musunuz?Do you believe these rumors?
Astrolojiye inanır mısın?Do you believe in astrology?
Biz sadece buna inanmıyoruz.We just don't believe it.
Ona inancım yok.I don't believe in that.
Bunların hiçbirine inanma.Don't believe any of it.
Tom asla bana tekrar inanmayacak.Tom will never believe me again.
Tom'un bunu tek başına yapabildiğine inanamıyorum.I can't believe Tom was able to do this all by himself.
Buna kim inanacak?Who's going to believe that?
Onların yaptığı inanılmazdı.What they did was incredible.
Eski Mısırlılar insan ruhunun beş bölümden oluştuğuna inanıyordu.The ancient Egyptians believed that the human soul was made up of five parts.
Bu benim inancım, bu iletişim bir insan hakkıdır.It is my belief, that communication is a human right.
Tom Mary'nin bir ehliyeti olduğuna inanmadığını söylüyordu.Tom said that he didn't believe that Mary had a driver's license.
Her şeyin bir sebeple olduğuna inanıyorum.I believe that everything happens for a reason.
Körler ilk görüşte aşka inanmazlar.The blind don't believe in love at first sight.
Tom, Ayn Rand felsefesinin gerçekten tarafsız olduğuna inanmaktadır.Tom believes the philosophy of Ayn Rand is truly objective.
Bu inanılmaz bir sonuçtur.This is an incredible result.
Mars'ta hayat olmadığına inanılmaktadır.It is believed that there is no life on Mars.
Ona hiç inanmıyorum.I don't believe that at all.
Buna hiç inanmıyorum.I don't believe that at all.
Ben buna inanıyorum.I believe in this.
Ekim ayının bitmek üzere olduğuna inanabiliyor musun?Can you believe that October is almost over?
Ekim ayının neredeyse bittiğine inanabiliyor musun?Can you believe that October is almost over?
Yazın neredeyse bittiğine inanabiliyor musun?Can you believe that summer is almost over?
Bunun hepsinin bir oyun olduğuna inanıyorum.I believe it's all a hoax.
Sana güvenebileceğime inanıyorum.I believe I can trust you.
Ona inanmak istemiyorum.I don't want to believe that.
Ben Tom'a inandığımı söylemedim.I didn't say I believed Tom.
Hayatımı inanılmaz basitleştirdim.I simplified my life incredibly.
Tom'un masum olduğuna inanıyor musun?Do you believe Tom is innocent?
Ama o inanılmaz!But that's incredible!
Gerçek olduğuna yemin etsem bile bana inanmazlar.They would not believe me even if I swear it is the truth.
Bütün bunların bir aldatmaca olduğuna inanıyorum.I believe that it's all a hoax.
Annem bu doktorun bir şarlatan olduğuna inanıyor.My mother believes that this doctor is a charlatan.
Çoğu insan onların ortalamanın üstünde olduklarına inanıyor.Most people believe that they're above average.
İkinizin de oldukça yakışıklı olduğunuza inanıyorum.I believe that both of you are pretty handsome.
Senin bunu yaptığına inanamam!I can't believe you did this.
Dedem batıl inançlıydı.My grandfather was superstitious.
Ben koruyucu meleklere inanıyorum.I believe in guardian angels.
Koruyucu meleklere inanırım.I believe in guardian angels.
Pozitif düşünmenin gücüne inanıyorum.I believe in the power of positive thinking.
Tom Mary'nin John'u öldürdüğüne inanıyor.Tom believes Mary killed John.
Olumlu bir mesaj veriyor olmamız gerektiğine inanıyorum.I believe we should be giving a positive message.
Ben tartışmaya devam edilmesi gerektiğine inanıyorum.I believe that the debate should be carried on.
Benden şüphelendiğine inanıyorum.I do believe that you are suspicious of me.
Onun gerçekten neye inandığını söylemek olanaksız.It's impossible to tell what he really believes.
Onun gerçekten neye inandığını söylemek imkansız.It's impossible to tell what she really believes.
Onların gerçekten neye inandıklarını söylemek imkansız.It's impossible to tell what they really believe.