Ben bir inançlıyım.I'm a believer.
Neye inanacağımı bilmiyordum.I didn't know what to believe.
Tom'un onu söylediğine gerçekten inanamıyorum.I can't believe Tom really said that.
Sana inanacak kadar ahmak değilim.I'm not stupid enough to believe you.
Tom bir an bile Mary'ye inanmadı.Tom didn't believe Mary for a second.
Tom gözlerine inanmadı.Tom didn't believe his eyes.
Hiç kimse trajedinin büyüklüğüne inanamıyordu.No one could believe the magnitude of the tragedy.
Bu tam anlamıyla inanılmazdı.This was literally unbelievable.
Fadıl, Leyla için inanılmaz miktarda para bıraktı.Fadil left an incredible amount of money for Layla.
Fadıl ilahi mesajlar alıyor olduğuna inanıyordu.Fadil believed he was receiving divine messages.
Fadıl hâlâ Leyla'nın suçlu olduğuna inanmıyor.Fadil still doesn't believe Layla is guilty.
Gerçek aşka inanmıyorum.I don't believe in true love.
Gerçek aşka inanıyor musun?Do you believe in true love?
Ruh eşlerine inanıyor musun?Do you believe in soulmates?
Ruh eşlerine inanıyorum.I believe in soulmates.
İlk görüşte aşka inanıyorum.I believe in love at first sight.
Haklı olduğuna inanmıyorum.I don't believe you're right.
Tom, Mary'nin John hakkında söylediği şeye inanacak kadar salaktı.Tom was stupid enough to believe what Mary said about John.
Tom o kadar saf ki ona söylediğin her şeye inanacak.Tom is so gullible he'll believe anything you tell him.
Tom gerçekten Mary'nin söylediğine inanmak istiyordu.Tom really wanted to believe what Mary was saying.
Tom o onu sevdiğini söylediğinde Mary'ye inandı.Tom believed Mary when she said she loved him.
Onun olacağına hâlâ inanıyoruz.I still believe that'll happen.
Tom inanılmaz derecede yakışıklı.Tom is incredibly good-looking.
Sami şansına inanamadı.Sami couldn't believe his good luck.
Birinin kendi inançlarını tarafsızca analiz etmesi zordur.It is difficult to objectively analyze one's own beliefs.
Bana bu saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me you actually believe this nonsense.
Sakın bana bu saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me you actually believe this crap.
Benim inançlarım seni ilgilendirmez.My beliefs are none of your business.
Aşka inanmıyorum.I don't believe in love.
Gerçekten tüm buna inanmıyorsun, değil mi?You really don't believe all that, do you?
Tom Mary'nin hikayesine inanmayı zor buldu.Tom found Mary's story hard to believe.
Tom çok güvenilir ve inanılır.Tom is very dependable and reliable.
Meleklere inanmıyorum.I don't believe in angels.
Şeytanlara inanmıyorum.I don't believe in demons.
Ruhlara inanmıyorum.I don't believe in spirits.
Ben hayaletlere ve cinlere inanmıyorum.I don't believe in ghosts and goblins.
Bana inanmak zorundasın, Tom.You have to believe me, Tom.
Tom inanılmaz yakışıklıdır.Tom is incredibly handsome.
O inanılmaz bir fotoğraftır.That's an amazing photograph.
O inanılmaz bir fotoğraf.That is an amazing photograph.
Kendi gözlerime inanamadım.I could not believe my own eyes.
Tom onun olacağına inanmadı.Tom didn't believe that would happen.
Kimseye güvenemezsin ya da inanamazsın.You can't trust or believe anyone.
Sen kimseye inanamazsın.You can't believe anyone.
Tom'un yaptığına inanmıyorum.I don't believe Tom did it.
Ben dine inanıyorum.I trust religion.
Ben dinime inanıyorum.I trust my religion.
Ben hâlâ senin takımında olacağıma inanamıyorum.I still can't believe I'm going to be on your team.
Tom'un karısı Maria hâlâ Paskalya tavşanına inanıyor.Tom's wife Maria still believes in the Easter bunny.
O aslında kulağa inandırıcı gelmiyor ama sana güveniyorum.That doesn't sound really convincingly, but i trust you.
O inanılmaz bir manzaraydı.It was an incredible sight.
Polis, Tom'un cinayete bir şekilde karıştığına inanıyor.Police believe that Tom was somehow involved in the murder.
O gün Leyla'nın başına geldiğine inandığım şey budur.This is what I believe happened to Layla that day.
Leyla, Sami'ye yardım edebileceğine inanmıştı.Layla had faith that she could help Sami.
Leyla'nın hikayesi inanılırdır.Layla's story is believable.
Buradaki manzara inanılmazdır.The view here is amazing.
Bilgisayarlar inanılmaz cihazlardır.Computers are amazing devices.
Bilgisayarlar inanılmaz aygıtlardır.Computers are amazing devices.
Söylediği şeye gerçekten inanıyor mu?Does he really believe what he's saying?
Söylüyor olduğu şeye gerçekten inanıyor mu?Does she really believe what she's saying?